Yine Suriye Yine Savaş Rüzgârları

Makale

Bir uluslar arası toplantıda deneyimli bir Rus diplomata, Rusya’nın BM Güvenlik Konseyinde, Libya sürecinde olduğu gibi,...

Bir uluslar arası toplantıda deneyimli bir Rus diplomata, Rusya’nın BM Güvenlik Konseyinde, Libya sürecinde olduğu gibi, Suriye için de bir pozisyon değişikliği yapıp yapmama ihtimalini değerlendirmesini istediğimde çok açık bir cevap aldım. Diplomat bana “bizim için üç grup menfaat vardır: Rusya’nın hayati menfaatleri; Birinci derece menfaatleri ve ikinci derece menfaatleri“ dedi ve devam etti. “Suriye ve rejimin sürekliliği, Rusya için ilk iki grup menfaati temsil eder. Libya sonuncuya uyuyordu. Pozisyon değiştirmek mi? Hiç sanmıyorum“.

Vatan yahut Rodina

Vatan ve menfaatleri Ruslar ve Rusya için çok önemli. Onun için diplomatın açıklamalarına karşı söylenecek hiçbir şey yoktu. Ya biz bunu nasıl göz ardı ettik diye düşündüm. Üstelik ne yazık ki, Türkiye’nin izlediği politikaların, Suriye’yi bugünü ve geleceği ile Rusya’ya daha fazla taviz vaat etmek zorunda bırakmak durumunda bıraktığını bile hesaba katmadan. Bir ikbal bekliyorsa, Suriye muhalefeti de, Türkiye’ye değil yine Rusya’ya borçlanmak zorunda kalacaktır. Suriye krizi aynı zamanda “nef-i vatan“ı yani sevgili Rodina’sını her zaman her şeyin fevkinde gören Rusya’yı bir kez daha bize göstermekte.

Asıl olan bu Vatanın Menfaatleri Değil miydi? Pekiyi Ya Biz Ne Yaptık?

Barış diye çıktık yola; Selam verdik sağa sola. Hatta etrafa mavi boncuklar dağıttık. Yüreklerde yatan aslanları hayallerle besledik. Ama işte bir savaşın eşiğine geldik. Oysa asıl olan bu vatanın âli menfaatleri değil miydi? İran-Irak savaşı sırasında bu ülkeyi yönetenlerin aklı yok muydu? Ticaret diye malı götürüp parayı almadan bile geri geldiler. Tabii gelecekteki ilişkileri güvence altında tutmak için ticari zarara da katlandılar. Bu zararı her iki tarafa da kefen bezi satarak gidermeye çalıştılar da bunu tekstil ihracatına saydılar. Ama tarafsız kaldıkları için hiçbir hal ve şart altında savaşa bulaşmadılar. Belki barışı istediler. Ama taraflara veya daha doğrusu taraflardan birine gözdağı veya kesin uyarı vermek gibi bir hataya düşmediler.

Oysa Övünülecek Örnekler Vardı

Bu ülkenin Büyük Millet Meclisi, işgal görmüş bu topraklardan İngiliz güçlerinin Irak’a girmesine göz yummadı. Daha da önemlisi, ABD ile arayı şekerrenk etme riskini bile göze alarak hükümetin Irak’a ABD ile birlikte müdahale etme teklifini onurlu bir şekilde reddetti. Eski bir Osmanlı toprağı diye mülahaza yürüterek, Lübnan’da konuşlanan UNIFIL e katılmayı uzun uzun tartıştı. Sonunda “Lübnanlı Ermenilerin itirazları altında sadece köprü ve yol onarımlarında yani bayındırlık işlerinde katkı sağlamak koşulu ile bu BM misyonuna katıldı. Meclis çalıştığı zaman milli iradenin tezahür ettiğini çok yeni ve taze örneklerle bildiğimiz ve bu özelliğimizle gurur duyduğumuz halde Suriye konusunda ne yaptık? Bir büyük hata. Açıkça taraf tuttuk; Hem açık, hem de örtülü bir biçimde muhalefete destek verdik. Bu bizi şimdi hangi milli menfaat noktasına getirdi? Savaş mı? Savaş hiçbir hal ve şart altında menfaat olamaz.

İki Cami Arasında bi-Namaz Kalmak

Şimdi Suriye muhalefetine hesapsız ve vatan menfaatlerinden soyutlayarak destek vermiş bir Türkiye adeta “iki camii Arasında bi-namaz kalmış“ durumda. Suriye sınır ötesinden gelen tahrik ateşlerine silahlı cevap verse bir türlü, vermese bir türlü. Çünkü ateşin hangi nedenle açıldığını, top mermilerinin ne şekilde düştüğünü, hangi ellerin ateşi tetiklediğini bilmiyor. Aynen uçağın nasıl düşürüldüğünü bilemediği gibi. “Özgür Suriye ordusu da yapmış olabilir; Suriye ulusal ordusu da yapmış olabilir. Ama en önemlisi el-Kaide ile birlikte birçok örgüt bunu yapıyor olabilir ki Türkiye mukabele-i misil de bulunsun. İş büyüsün Türkiye Irak ve İran ile de çatışmaya girsin. Biz en iyisi “namaza“ duralım. Ama bu artık daha fazla cenaze namazı, daha fazla “kanı yerde kalmayacak“ edebiyatı olmasın. Bu vatanın iyiliği ve huzuru için yapılan dua ile bitsin. Ama zararın kıyısından dönelim.

Şimdi NATO Zararın Dönüleceği Köşe mi?

Bu ülke tarihinde kişisel ihtiras ve hesapsızlıklardan çok şey yitirmiş bir ülkedir. Şimdi Suriye ile muhaliflerin yanında savaşı göze almak, basit bir muhasebe zararından çok daha ötede bir şeydir. Bu vatanın hayati, birincil, ikincil ne olursa olsun hiçbir çıkarını gözetmeksizin atılacak adımların maliyetine katlanmak zorunda değiliz. Canlar ölüyor. Eğitim aksıyor. Kendi bileğimiz ile sağladığımız kazanımları yine kendi elimizle ateşe atmamak asıl zarardan dönme noktasıdır.

Kırk Katır veya Kırk Satır

Ama şimdi NATO’dan gelen en yetkili sesten, artık bu işin bir NATO meselesi haline geldiğini duyduk. Tabii Türkiye bir NATO ülkesidir. Elbette kılına zarar gelmesine NATO asla izin vermemeli. Ama eğer NATO göndereceği bir sembolik birlikten öte tüm taşların altına, Türkiye’nin elini sokmasını isteyecek ise ve Rusya da ancak belli çıkarlarının gözetilmesi koşulu ile buna razı olacaksa, zararı yine Türkiye göğüsleyecek ve üstelik Rusya’nın da Suriye deki menfaatlerinin güvencesi olmaya namzet olacaktır. Yok, Rusya hiçbir koşulda Türkiye’nin müdahalesini kabul etmeyecek, bu arada İran ve Irak ta Rusya ile birlikte Suriye’nin yanında yer alacaklarsa, bu iş karakoldan öte bence sadece bir yeni büyük dünya savaşında bitecektir ki, bundan yine en büyük zararı Türkiye görecektir.

Hissi Kabl el Vuku, Sağ Duyu-Sol Duyu- Beş Duyu

Ben bu yazıyı o tanıdığım, ekmeğini yiyip, suyunu içtiğim, çok dilli, çok kimlikli Akçakale’de ölen ana ve çocuklarına adıyor ve bugüne kadar bu vatanı savaşa sokmama basiretini gösteren hükümetlerin mensuplarından bu dünyadan ayrılanları rahmet, hayatta olanları saygı ve sevgi ile anıyorum.

Suriye krizinin başından beri, bu işin basit bir demokrasi havariliği ile kalmayacağını ve Türkiye’yi çok zor dönemeçlere getireceğini yazdım durdum. Bu bir hissi kabl el vuku değildi elbet. Ama şimdi ne kadar duyu varsa seferber edelim ki bir seferberlik dönemi başlamasın. Yazıktır bu vatana ve bu vatanın evlatları ile zorla bir araya getirdiği servetine. Biz başkalarının değil, önce kendi menfaatlerimizi düşünmeliydik ve düşünmeliyiz.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2681 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 630
Asya 98 1060
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Avrupa Birliği (AB)'nden ayrılarak tarihinde yeni bir sayfa açan Birleşik Krallık, aktif bir küresel oyuncu olarak rolünü yeniden tanımlamak istemekte ve vizyon ve stratejisini kendisinin belirlediği güvenlik, savunma, kalkınma, uluslararası ilişkiler alanında yeni arayışlar içerisinde bulunmaktadır...;

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

Dünya İslâm Forumu ve İslâm Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (ISTTP) tarafından, dördüncü defa verilecek olan İslâm Dünyası İstanbul Ödülleri açıklandı.;

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Birleşik Krallık tarafından temeli atılan Beş Göz ittifakı, Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki teknik istihbarat iş birliği mekanizmasıdır. Sorumluluk sahaları açıkça beyan edilmese de üye ülkelerin dünyanın belirli bölgelerine yön...;

Soğuk Savaş Dönemi ertesinde dünyada oluşan tek kutuplu düzenin ortadan kalkmaya başladığı ve güvenlik ortamında yeni dengelerin oluştuğunun emareleri görülmeye başlamıştır. Değişimde, ABD’nin Ortadoğu bölgesinde son 20 yılda kaybettiği enerji ve kendi iç sorunlarının ortaya çıkışı mutlaka göz önünd...;

03-05 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da düzenlenen 2. Dünya Türk Forumu sonuç bildirgesinde; Forum bünyesinde bir “Türk Dünyası Ödülü“ ihdas edilmesi benimsenmişti. Türk Dünyası’nın vizyon ve derinliğini güçlendiren başarılı kişiler ile kurumları onurlandırmak ve teşvik etmek amacı ile farklı kategor...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı.;

Afrika 54 ülke barındıran bir kıtadır. 30 milyon km2 alana sahip olan bu kıta Akdeniz, Kızıldeniz ve Atlantik Okyanusu tarafından çevrilmektedir. Afrika, Cebelitarık Boğazı ile Avrupa Kıtası’na bağlıdır. Sömürgecilik döneminden itibaren Avrupa kıtasının etkisi altında kalmıştır. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.