İran Türkiye Stratejik Yakınlaşmasının Nedenleri

Haber

Yeni İran rejiminin kurulduğu 1979’dan bu yana ilk defa bir İran genelkurmay başkanının Türkiye’yi ziyareti bölge ve dünya kamuoyunda büyük ilgi gördü ve dikkat çekti. Son Katar...

Giriş

Yeni İran rejiminin kurulduğu 1979’dan bu yana ilk defa bir İran genelkurmay başkanının Türkiye’yi ziyareti bölge ve dünya kamuoyunda büyük ilgi gördü ve dikkat çekti. Son Katar Krizi ile Arap dünyası içindeki siyasi bölünme, Suriye’de hala sağlanamayan istikrar ve doldurulamayan güç boşluğu İran’ı oldukça rahatsız etmiş görünüyor. Türkiye için de benzer yorumlar geçerlidir. ABD’nin Irak-Suriye- İran- Türkiye dörtgeni içine PKK/YPG ağırlıklı bir Truva Atı monte etme stratejisi her gün daha çok belirginleşiyor. Bu stratejiye İsrail de destek veriyor.


Türkiye - İran’a Ortak Tehdit Nedir?

Suriye ve Irak’taki iç savaş altı yılı aşkın süredir devam ediyor. Bu süreçte ABD ve PKK/YPG’nın Türkiye ve İran’a ortak güvenlik tehdidi oluşturduğunu söylemek mümkün. Özellikle ABD’nin 15 Temmuz 2016 kalkışmasındaki yadsınamayan rolü, Türkiye ABD ilişkilerini düşmanca bir tanımlama içine sokmuştur. İran’ın da uzun yıllardır bölgede ABD ve destekçileri ile dolaylı ve doğrudan mücadelesi devam ediyor. İran’ın Irak ve Suriye üzerinden Lübnan’a uzanan nüfuz ekseni YPG/PKK’ya sağlanacak otonom veya özerk bir siyasi oluşumla engellenmeye çalışılıyor. Türkiye için de sınır boyunca oluşacak PKK/YPG oluşumları da ciddi ve hayati bir güvenlik tehdididir. Bu bağlamda İran ve Türkiye’nin öncelikle Suriye’nin yeni siyasi yapılanmasındaki Kürt faktörünü ortadan kaldırmada iş birliği yapması kaçınılmaz bir hale gelmiştir. İran Genelkurmay Başkanının bu ziyaretini bu çerçevede değerlendirmek uygun olacaktır.


Barzani Referandumuna Kimler Neden Karşı Çıkıyor?

Barzani Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) yeni Irak anayasasına uygun bir siyasi yapılanmadır. Bugünkü haline gelmesinde en büyük katkı Türkiye tarafından sağlanmıştır. Bu doğru ve jeopolitik gerçeklere uygun bir politika olmuştur. Böylece Barzani bölgesi, Türkiye ile dolaylı bir bütünleşme içine girmiştir. Barzani, Irak Kürtlerinin anayasadan kaynaklanan haklarını referandum yolu ile bağımsızlık yönüne çevirmek istemektedir. Referandumdan evet çıkması KBY’nin hemen bağımsızlık ilan edeceği anlamına gelmeyecektir. Referandum kozunun ortaya konmasının esas nedeni, KBY’nin merkezi Irak hükümetinden daha fazla finansal, ekonomik ve siyasi avantajlar sağlamaktır. Nitekim görüşmeler devam ediyor ve 25 Eylül referandumunun iptal veya ertelenmesi büyük olasılık olarak gözükmektedir. [1]ABD ve Batı, Türkiye Barzani bölgesi ilişkilerinin stratejik bir boyuta gelmesini ve dolaylı bir konfedere yapıya dönüşmesi korkusunu yaşamıştır. Bu korku hala devam etmektedir. ABD, Maliki döneminde desteklediği Barzani’ye karşı şimdi PKK/YPG’yi tercih etmeye başlamıştır. Bunun nedeni, Barzani’nin Türkiye ile olan iyi ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Referanduma İsrail hariç herkes karşı çıkmaktadır. Bunu iyi düşünmek gerekir. PKK unsurları otuz yılı aşkın süredir Barzani bölgesindedir. Bu durumda Barzani bölgesinde Türkiye’nin dolaylı kontrolünde bir Kürt devleti kurulması en çok kimin işine gelecektir, bu Türkiye olabilir mi? Kürt devleti İran’ın işine gelecek midir, elbette hayır. Çünkü İran için Akdeniz’e ulaşan nüfuz ekseninde ciddi bir tampon ülke görevi yapacaktır. O nedenle İsrail, Barzani bölgesindeki Kürt devletine koşulsuz desek vermektedir. Bu noktada, İran Genelkurmay Başkanının neden apar topar Türkiye’ye geldiği ve PKK’ya yönelik ortak operasyon teklif ettiği savları bir ölçüde cevap bulabilir. İran’la bölgede yapılacak ortak PKK mücadelesi son elli yılın en radikal gelişmesidir. Bu ortak mücadelenin neden 33 yıldır teklif edilmediği de bu aşamada sorgulanabilir. Başarılırsa İran’la yeni bir stratejik ilişki başlangıcı olabilir. Türkiye şimdiye kadar PKK ile mücadelede ne bölgede, ne de NATO’da kendisine bir siyasi muhatap ve destek bulamamıştır. Bağımsız bir Kürt devleti ile işbirliği içinde PKK ile mücadele, daha etkili yapılabilir mi? Veya Türkiye, işbirliğine yanaşmayan bağımsız bir Kürt devletini uluslararası hukuk ve BM Sözleşmesi bağlamında PKK ile mücadeleye daha kolay zorlayabilir mi? Bunu iyi düşünmeliyiz. Bağımsız bir Kürt Devletine karşı çıkmada, ABD ile Türkiye’nin aynı fikirde olması bu konunun biraz daha irdelenmesini gerektiriyor olabilir.


Türkiye - İran Stratejik İşbirliği Mümkün mü?

Türkiye’nin Suriye’deki en büyük endişesi ABD destekli Kürtlerin sınırı boyunca bağımsız siyasi yapılar oluşturması ve bunları gelecekte güvenlik tehdidi yaratacağı noktasında toplanmaktadır. Bu bağlamda merkezi bir Suriye yönetiminin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Ancak Suriye artık bölünme riskinin gerçeğe dönüştüğü bir noktadadır. Kabul edilmesi gereken gerçek, bölünen Suriye’nin ABD ve Rusya dışında kimler tarafından kontrol edileceğidir. Türkiye, İran ve hatta İsrail bu paylaşımda siyasi, ekonomik ve askeri bir rol kapabilir mi? Türkiye’nin ABD ve AB ile giderek yükselen gerilim ve ayrışma stratejisi karşısında bölgede doğrudan Rusya ve İran ‘la işbirliği yapması olasılığı yükselmektedir. İran’la ortak Kandil Operasyonu başarıya ulaşırsa, bu işbirliği daha yukarı seviyelere çıkabilir ve bölge için çıkması da kanaatimce uygun olacaktır. Diğer önemli bir konu, İran Türkiye işbirliğinin Katar üzerinden Körfeze yansımasıdır. Her iki ülke de Katar’a destek vermektedir. Türkiye’nin küçük de olsa Katar’daki askeri varlığı ABD dâhil bölgedeki tüm ülkelere karşı caydırıcılık sağlamaktadır. Özellikle Katar’daki Türk deniz unsurlarının İran’la işbirliği yapması ABD ve İngiltere için yeni kâbus senaryolarının yazılmasına neden olabilir.

Ağustos 2017

[1] World News, Reuters, More talks likely on Kurdish independence vote, negotiator says August 22 2017
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Avrupa konvansiyonel güvenlik mimarisinin köşe taşı olarak görülen; Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması (CFE-AKKA), NATO ve Varşova Paktı ülkeleri arasında 1990 yılında imzalanmış ve 1992 yılı Temmuz ayında yürürlüğe girmiştir.;

Güçlü tarihsel ve kültürel arka plana rağmen stratejik nitelikli diyaloğun henüz gelişmekte olduğu Türkiye - Orta Doğu veya daha dar kapsamda Türkiye - Körfez Ülkeleri ilişkilerinin kırılgan eksenden yeni dengeler, yeni roller ve yeni ittifaklara uyum sağlayacak bir işbirliği eksenine dönüşmesi seçe...;

Afrika kapsamlı uluslararası askerî stratejilerin Kıta’daki bölgesel güvenlik krizlerini beslediğine dair kaygılar dikkate alınmalıdır. Afrika‘nın gerek genel olarak endüstrideki gerekse dar kapsamda savunma sanayiindeki mevcut sorunlar nedeniyle askerî kapasitesini gereği gibi güçlendirememesinin; ...;

Yeni ve gelişmekte olan teknolojilerin, siber ortam üzerinde beklenen etkilerinin; geleceğin çok boyutlu güvenlik ortamını şekillendireceği, yapay zekâ ve makine öğrenimi, otonom cihazlar ve sistemler, telekomünikasyon ve bilgi işlem teknolojileri, uydular ve uzay varlıkları, insan-makine ara yüzler...;

İnsanlık yeryüzünün %72’sini oluşturan su kürenin ortasında çeşitli yeryüzü dinamikleriyle yükselen veya alçalan kara parçaları (litosfer) üzerinde yaşamaktadır. İnsanlığın doğal yaşam alanını vücuda getiren kara parçaları ise dünya yüzeyinin oldukça küçük bir parçasını oluşturmaktadır. Tüm bu kara ...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

Tarih boyunca düşman tarafından açlıkla ölüme mahkûm edilen insan sayısı dudak uçuklatacak kadar yüksek . 1958 ve 1962 yılları arasında 36 milyon insanın ölümü ile sonuçlanan “Büyük Çin Kıtlığı” dışında çoğu unutulmuş veya hatırlanmak için yeterince önemli görülmemiş. ;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.