Geçmişte Ekmeği, Unu Paylaşmışız. Bugün ise…

Makale

Enerji Bakanı Sayın Yıldız bir açıklama yaparak, geçtiğimiz haftalarda, gerek Batı hattında, gerekse Azerbaycan ve İran doğalgaz boru hatlarından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı Yunanistan'a verilen doğalgazda basınç düşüklüğü olduğunu söyledi....

Enerji Bakanı Sayın Yıldız bir açıklama yaparak, geçtiğimiz haftalarda, gerek Batı hattında, gerekse Azerbaycan ve İran doğalgaz boru hatlarından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı Yunanistan'a verilen doğalgazda basınç düşüklüğü olduğunu söyledi. Ama önceki gün Yunanlı meslektaşı kendisini arayıp, zor durumda ve sıkıntıda olduklarını söylediğinde, dayanamadığını ve Yunanistan’a doğal gaz akışını normale döndürdüklerini söyledi.

Siyasi Sorumluk Sınırının Bittiği Yerde

Soğuk bir kış geçiyor. Doğal gaz akışı ile ilgili ciddi sorunların olması, kış ile birlikte pazarlık gücü artan Rusya ve İran gibi ülkeler için bulunmaz bir fırsat. Ama alıcı ülkeler için büyük bir insani risk.

Türkiye, hem gazın akışı, hem taahhüt edilen miktar, hem de birim fiyat açısından sorunlar yaşıyor, kimi ihracatçıyı ikna etmeyi başararak, kimi ihracatçıyı ise sözleşme gereği uluslararası tahkim’e götürerek çözüm üretme çabası içine giriyor. Bütün bu süreç elbette, Türkiye adına Enerji Bakanlığının sorumluluğunda. Sayın Yıldız bu siyasi sorumluluğu “Her bakan kendi sorumluluğu çerçevesinde kendi vatandaşlarına sıkıntı yaşatmak istemiyor“ cümlesi ile açıklayarak, Yunanlı meslektaşının da hislerine tercüman oluyor. Ancak artık komşunun sıkıntısını hafifletmek için gösterdiği meslektaş dayanışması Sayın Yıldız’ın en azından kısa ve orta vadede siyasi sorumluluğunun sınırları ötesinde bir şey.

Buna karşılık siyasi sorumluluğun bittiği yerde, Türkiye adına Sayın Bakan’ın insani sorumluluğu başlıyor. Biz az veya çok, ucuz veya pahalı ısınırken, kapı komşumuz titrememeli. Hepimiz komşularımız rahat olduğu kadar rahat ederiz. Bu kapı karşı komşumuz için de geçerlidir, deniz aşırı komşumuz için de, sınır ötesi komşumuz için de. İyi yaptık. İyi yapmışız. Ayrıca bu uzun vade için siyasi değeri de olan bir davranış. İyilik yap denize(Ege’ye) at. Nasılsa gün gelir seni bulur. Türkiye ve Yunanistan bir büyük depremle dostluğu buldu. Bir büyük kriz ve kötü geçen bir kış ile dostluğu tavında tutar.

Benim için Konuşan Tarihin Öğrettikleri

Şimdi bu yazıyı bana asıl yazdıran ise bütün bu olanlardan öte, hayatımda, yaşayan bir tarihin olması ve bu tarihin hafızasındakileri hala okudukları ile bağdaştırıp, değerlendirebilmesi. Evet, benim Sultan Reşat zamanında doğup ta, ilkokula önce mahalle mektebinde başlayan babam hala hayatta. Şu günlerde yatalak denemese bile kalça kırığı dolayısı ile büyük ölçüde yatağa bağlı. Ama hala muntazaman en ince ayrıntısına kadar gazete okuyor ve benimle çoğu kez izlenen para politikalarını tartışıyor. Doğal olarak göndermeler çok eskilere yapılıyor. Ama ne yalan söyleyeyim bir kısmı bugün gibi duyuluyor. Tabii benim bu babam geçen hafta haliyle, Enerji Bakanının yaptığı açıklamayı da okudu. İşte size tepkisi:

“Büyük Bir Milletiz Biz“

96 yaşında vücudu kapıp koyuveren ama aklı sağlam bir adamın, okuduklarına ilk tepkisi bu ifade oldu. Ve aklına hemen bir şey geldi: “1941 kışıydı. Ben hala 1. askerliğimi yapıyordum ( II. dünya savaşı nedeniyle 2 kez silâhaltına alınmış. Tam 4 yıl 8 ay askerlik yapmış.) O zaman Kırklareli’ndeydim. Bütün Trakya ve Balkanlar soğukta donuyor ve insanlar açlıktan kırılıyordu. Türkiye’nin kendi insanını beslemeye mecali yoktu. Ama Yunanistan’ı Almanlar işgal etmişti. Biz sınırda köprüleri attık. Almanlar sınır boyunca bir koridor bırakıp, Türkiye’ye girmeyeceklerini açıkladılar. Ama Yunanlılar Alman çizmeleri altında inim inim inliyor, soğukta tirtir titriyordu. Açlık ve kıtlık ise onlar için hepsinden beterdi. O zaman Sirkeci rıhtımına Yunan tekneleri gelirdi. Türkiye o zamanki çaresizliğine Sirkecideki ambarlardan Yunanistan’a aç kalmasınlar diye hep erzak gönderdi. Oysa bir çubuk makarna bile bulamıyorduk. Ama zor zamanda ekmeğimizi onlarla paylaştık. Şimdiki gibi her şey anında memleketin her tarafında duyulmazdı belki. Ama duyan da, bilen de buna itiraz etmedi. İşte biz böyle bir milletiz. Birbirimizi yeriz. Ama yemeğimizi ihtiyacı olanla paylaşırız“ dedi. Sonra da “iyi yapmış bakan. İmkânım olsa ben de yardım ederdim. Biz biraz tasarruf edelim doğal gazı, şu soğukları atlatalım. Onlar da düze çıksın biz de rahatlayalım“ diye devam etti.

Güven ve Özgüven

Karşımda yatan adam bir Osmanlı olarak dünyaya gelip, Cumhuriyet gençliği olarak büyümüş. Cumhuriyete gönül vermiş ve inanmış. Onu Türkiye’nin en zor zamanlarında staj diye yurt dışına yolladıklarında, fırsat yaratıp kapağı oralara atmamış. “Benim bir bayrağım vardı“ diyerek geri dönmüş. Hep onuru ile yaşadı ve çok yaşlandı. 96 yıllık ömründe güzel gözleri çok şey gördü. Güçlü hafızasının kayıtları çok şeyler söylüyor. Ama benim bildiğim şu ki o bu ülkeye olan güven ve inancını hiç kaybetmedi.

Türkiye’nin en büyük yakın dönem krizlerinde bile “biz ne vartalar atlattık. Bunun da üstesinden geliriz elbet“ diye adeta güvence verip, sular durulunca “ben dememiş miydim size?“ demiştir. Şimdi o yataktan kalkmakta ve yürümekte zorlanırken bile Türkiye’nin yaptığı yardımlar için akıl yürütüyor. Yapılan yardımları, tarih boyunca devam eden bir devlet geleneği olarak mütalaa ediyor. Ülkenin büyüklüğüne hala güveniyor ve kaç yıl ömrü kaldıysa sonuna kadar da güvenmeye devam edecek.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.