Hollanda Meclis Seçimleri

Makale

Hollanda Parlamentosu iki Meclisten oluşur. Birinci Meclisin (Eerste Kamer) 75 üyesi vardır. Bu üyeler, 12 Eyalet Meclisi tarafından belirlenir. İkinci Meclis(Tweede Kamer) 150 üyelidir ve tüm vatandaşların doğrudan oyları ile seçilir. Aşağıdaki tablo, İkinci Meclis için yapılan son iki seçimleri, bu seçimlere katılan siyasal partileri ve seçim sonuçlarına göre İkinci Meclisteki sandalye dağılımını gösteriyor....

Hollanda Parlamentosu iki Meclisten oluşur. Birinci Meclisin (Eerste Kamer) 75 üyesi vardır. Bu üyeler, 12 Eyalet Meclisi tarafından belirlenir. İkinci Meclis(Tweede Kamer) 150 üyelidir ve tüm vatandaşların doğrudan oyları ile seçilir. Aşağıdaki tablo, İkinci Meclis için yapılan son iki seçimleri, bu seçimlere katılan siyasal partileri ve seçim sonuçlarına göre İkinci Meclisteki sandalye dağılımını gösteriyor.
22 Kasım 2006 Çarşamba günü yapılan seçimlerde, resmi olmayan sonuçlara göre, Başbakan Jan Peter Balkenende’nin liderliğindeki iktidar partisi Hıristiyan Demokratlar’ın sandalye sayısı 44’ten 41’e, Hıristiyan Demokratların hükümetteki koalisyon ortağı Liberaller’in sandalye sayısı 28’den 22’ye ve ana muhalefet partisi olan İşçi Partisi’nin sandalye sayısı 42’den 32’ye düştü. Sosyalist Parti’nin sandalye sayısı 9’dan 26’ya yükselirken, aşırı milliyetçi, İslam karşıtı ve Hollanda’da yaşayan azınlıklara karşı düşmanca tavır sergileyen Özgürlük Partisi’nin sandalye sayısı 1’den 9’a yükseldi. Ermeni Soykırımı tartışmalarında Ermeni tezlerini savunan Hıristiyan Birliği ise, 3 olan sandalye sayısını 6’ya yükseltti.

Partinin Adı

Parti Başkanı

22 Ocak 2003 Seçimlerine Göre Sandalye Sayısı

22 Kasım 2006 Seçimlerine Göre Sandalye Sayısı

Hıristiyan Demokrat Parti

Jan Peter Balkenende

44

41

İşçi Partisi

Wouter Bos

42

32

Halkın Özgürlük ve Demokrasi Partisi (Liberal Parti)

Mark Rutte

28

22

Sosyalist Parti

Jan Marijnissen

9

26

Yeşiller (Yeşil Sol)

Femke Halsema

8

?

Demokratlar 66

Alexander Pechtold

6

?

Hıristiyan Birliği

Andre Rouvoet

3

6

Reformcu Siyasal Partisi

Bas van der Vlies

2

?

Özgürlük Partisi

Geert Wilders

1

9

Tek Hollanda

Marco Pastors

0

?

Pim Fortuyn Listesi

Olaf Stüger

5

?

Bağımsız

2

?



Bu sonuçlara göre, hiçbir parti tek başına hükümeti kurabilecek çoğunluğu sağlayamadığı gibi, ikili koalisyon hükümetinin oluşturulabilmesi de mümkün değil. Dolayısıyla bu sonuçlara göre en az üç partiyi içeren bir koalisyon hükümeti kurulabilir.
Koalisyon hükümetini oluşturan Hıristiyan Demokratlar ile Liberal Partinin ve ana muhalefet partisi olan İşçi Partisi’nin oy kaybetmesi, yeni bir koalisyon hükümetinin kurulma sürecini zorlaştırdı. Bu sonuçlara göre Başbakan Jean Peter Balkanende’nin Hıristiyan Demokrat Partisi ile koalisyon ortağı Liberallerin sandalye sayısı, hükümet kurmak için yeterli değil.

Her türlü koalisyon formülünde, ikiden fazla partiye ihtiyaç var. Hıristiyan Demokrat Parti ile 32 milletvekilliği kazanan merkez soldaki İşçi Partisi, koalisyon hükümeti kurmak için yeterli sayıya sahip değil. Bu iki parti, milletvekili sayısını 9’dan 26’ya çıkararak üçüncü parti konumuna yükselen Sosyalist Parti ile üçlü koalisyon kurabiliyor, ancak Sosyalist Parti ile Hıristiyan Demokratların parti program ve hedefleri arasında önemli farklar bulunuyor.

Bu durumda Hıristiyan Demokratlar, Sosyalist Parti yerine üçüncü parti olarak sağda yer alan ve 6 milletvekilliği kazanan Hıristiyan Birlik Partisi ile koalisyon kurma girişiminde bulunabilecek. Bu kez de İşçi Partisi ile bu parti arasında program açısından farklılıklar nedeniyle uzun tartışmalar çıkabilecek.
Merkez sağdaki iki büyük parti olan Hıristiyan Demokrat Parti ve Liberal Parti ile merkez soldaki İşçi Partisi’nin ortaklık kurması ise en güçlü seçeneği oluşturuyor.

Seçimlerde göze çarpan bir başka gelişme ise, aşırı milliyetçi bir parti olan Özgürlük Partisi’nin sandalye sayısını 1’den 9’a çıkarması oldu. Özgürlük Partisi, İslam dinine yönelik sert eleştirileri ve Hollanda’da yaşayan azınlıklara karşı düşmanca tavırları ile dikkatleri üzerine çekiyor. Özgürlük Partisi’nin yükselişini fazla abartmamak gerekir. Çünkü Avrupa ülkelerinde zaman zaman aşırı milliyetçi ve aşırı dinci partiler oy oranlarını arttırabiliyorlar. Önemli olan bu artışın yapısal bir karaktere bürünmemesidir. Konjonktürsel oy ve sandalye artışları fazla bir sorun çıkarmaz. Özgürlük Partisi’nin sağladığı bu yükselişin Hollanda siyaseti için yapısal değil, konjonktürsel bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Bu yükselişin, Hollanda için yapısal bir olgu olduğunu söyleyebilmemiz için, elimizde, seçim sonuçlarından daha ciddi ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel göstergelerin / nedenlerin bulunması gerekir. Ne var ki, aşırı sağda yapısal bir yükselişin var olduğunu ispatlayacak ciddi göstergeler ve nedenler, şu an için Hollanda siyasetinde mevcut değildir. Bu nedenle Özgürlük Partisi’nin sandalye sayısını 9’a yükseltmesi, bu ülkede yaşayan Müslümanları ve Türkleri telaşlandırmamalıdır.

22 Kasım seçimlerine 16 Türk aday katıldı ve bunlardan üçü meclise girmeyi başardı: İşçi Partisinden Nebahat Albayrak, Hıristiyan Demokrat Partiden Coşkun Çörüz ve Sosyalist Partiden Saadet Karabulut meclise girmeye hak kazandı. “Tercihli Oylar“ın sayımı ise halen tamamlanmış değildir. Tercihli oyların dağılımına göre daha başka Türk adaylar da meclise girebilir.
<<>>
Sonuç olarak bu seçim sonuçlarının, önümüzdeki dönemde, Hollanda iç ve dış politikasında her hangi bir değişime yol açmayacağını söyleyebiliriz. Ne Hollanda’nın AB politikalarında, ne de Hollanda devletinin kendi içinde yaşayan azınlıklara karşı yaklaşımında her hangi bir değişim gerçekleşmeyecektir. AB, iktisadi, siyasi, sosyo-kültürel ve entelektüel anlamda çok köklü ve tarihsel arka planı çok güçlü olan bir oluşumdur. Böyle bir oluşum, birkaç seçim sonucu tarafından etkilenemez. Aynı şekilde, Hollanda devletinin azınlıklara bakışı ve yaklaşımı da, seçim sonuçlarına göre değişebilecek basit bir mevzu değildir. Azınlık politikası ve anlayışı, ancak köklü iktisadi, siyasi, sosyo-kültürel ve entelektüel değişimler-dönüşümler sonucunda farklılaşabilir.

* TASAM Avrupa Birliği Çalışma Grubu Balkanlar Uzmanı ve İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.