UAEA, Nükleer Güvenlik Ve İran’ın Nükleer Programı

Makale

1950’den itibaren uluslarası nükleer malzeme ticaretinin ve bölgesel ölçeklerde nükleer yakıt sanayisinin gelişmesi arttıkça,...

UAEA Nükleer Güvenlik Dairesi E. Uzman Müfettişi, TASAM Yönetim Kurulu Üyesi

Nükleer Silahlar ve ulusların güvenliği

1950’den itibaren uluslarası nükleer malzeme ticaretinin ve bölgesel ölçeklerde nükleer yakıt sanayisinin gelişmesi arttıkça, ülkeler nükleer enerjinin barışcıl amaçlardan askeri amaçlara saptırılmasını önlemeye yönelik İkili, Çok Taraflı ve bölgesel Alanda Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi şeklinde antlaşmalar yapmaya başladı. Ancak kısa bir zaman sonra, bu antlaşmalara uyumlu hareket edilip edilmediğini kontrol etmek üzere, ilgili tarafların isteği ile, nükleer madde ve malzemelerin uluslararası ticareti ve ulusal nükleer sanayinin denetimini yapacak olan bir uluslararası sistemin gerekli olduğu anlaşıldı.

Bu sistemin ana örgütü olan Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA), Birleşmiş Milletler’in özerk bir alt kuruluşu olarak, 1957 yılında kuruldu. UAEA’nın misyonu, Ajans Tüzüğü’nün II. Maddesi’ne göre, “Atom enerjisinin dünya barışına, sağlığa ve refaha katkısını hızlandırmak ve artırmaktır. Bunu yaparken Ajans, olabildiğince, kendisi tarafından veya isteği üzerine veya kendi idaresi veya denetimi altında yapılan yardımın askeri amaçla kullanılmamasını sağlayacaktır.“ Tüzüğün III. Maddesi’nin A5 bendi, aşağıdaki amaçlara yönelik bir Nükleer Güvenlik Denetimleri Sistemi kurarak uygulamasını amirdir:

- Madde II’de kayıtlı görevi yerine getirmek,

- Tarafların isteği üzerine ikili veya çok taraflı anlaşmalarda öngörülen güvenlik denetimlerini uygulamak,

- Bir devletin isteği üzerine, bu devletin nükleer enerji alanındaki herhangi bir çalışmasına güvenlik kontrolu uygulamak.

1965 yılında yalnızca ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa ve Çin’nin nükleer silahları vardı. Bu sayının artmaması için bu beş ülke büyük gayret sarfediyorlardı. Aynı yıl “Güvenlik Denetimleri“ konusunda önemli bir adım atıldı. O zamana kadar yalnızca reaktörler için uygulanan eski denetim sistemi yerine daha kapsamlı bir sistemin getirilmesi yönünde çalışmalar başlatıldı. Bunun sonucunda, 1966 ve 1968 yıllarında daha da genişletilen bir sistem kuruldu. Bu yeni güvenlik denetim sisteminin öğeleri Ajans’ın INFCIRC/66/Rev.2 kod adı ile anılan belgesinde ortaya konduğundan, bu tip denetimler kısaca “66 tipi denetimler“ diye adlandırılır. Bu tip denetim anlaşmaları altında yapılan denetimler yalnızca bir ülkenin aldığı tesise, malzemelere ve cihazlara uygulanmaktadır. Ülke içinde önceden var olan veya kendileri tarafından dış yardım almaksızın geliştirilen tesisleri vb kapsamaz. Bu tip anlaşmalar çerçevesinde yapılan güvenlik denetimlerine tâbi başlıca ülkeler Hindistan, Pakistan ve İsrail’dir. Bu ülkeler daha sonraki yıllarda yürürlüğe girmiş olan çok daha geniş kapsamlı Antlaşma ve anlaşmaları da imzalamamışlardır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2607 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1011
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.