8. Dünya İslam Forumu | TEBLİĞ ÇAĞRISI

Haber

Her inanç sisteminin kendine özgü varlık (ontoloji), bilgi (epistemoloji), ahlak, hukuk, siyaset, iktisat telakkisi ve tahayyülü vardır. Modern dönem öncesi çağlarda varlık telakkisi, ...

- TEBLİĞ ÇAĞRISI -
8. DÜNYA İSLAM FORUMU
“Teori ve Pratikte Ruhani Otorite ve Entegrasyon“
( 01-03 Mart 2018, İstanbul )

Her inanç sisteminin kendine özgü varlık (ontoloji), bilgi (epistemoloji), ahlak, hukuk, siyaset, iktisat telakkisi ve tahayyülü vardır. Modern dönem öncesi çağlarda varlık telakkisi, bilgi telakkisine, bilgi telakkisi ahlak anlayışına, ahlaki yaklaşım hukuk anlayışına, hukuki altyapı siyasete, siyaset anlayışı da iktisat anlayışına temel teşkil etmekteydi. Modern dönemi bu sıralamanın alt üst oluşu ya da baş aşağı durması olarak tanımlayabiliriz. Yani modern dönemde ekonomi; yukarıda sıraladığımız diğer faktörlerin belirleyicisi hâline gelmiş, bu dönemde ortaya çıkan yapı geleneksel yapıları tüm dünyada çözündürmüş ve tabiatıyla siyaset alanı da bu çerçevede tüm dünyada yeniden şekillenmiştir.

Batı toplumlarında Protestanlığın doğuşu ve Katolik Kilisesi’nin siyaseten sınırlandırılması çabaları, laik siyaset tarzını ortaya çıkarmıştır. Bu dönemde karşı konulamaz bir siyasi, askerî, iktisadi ve fikrî güce erişen Avrupa kendi dışında kalan dünyayı temelinden etkileme ve dönüştürme gücüne erişmiştir. Bu ortamda “Batı siyaset algısı“ hiçbir uyarlamaya, dönüşüme tâbi tutulmaksızın farklı inanç coğrafyalarına tepeden inme uygulamalarla transfer edilmeye çalışılmıştır.

Hıristiyanlığın, daha doğrusu Katolikliğin varlık ve bilgi telakkileri yanında kutsal metinlerin niteliğinin, özellikle İslam dininin varlık ve bilgi telakkilerinden ve naslardan son derece farklı olması nedeniyle “Batı tarzı siyasetin“ hiçbir sınır gözetmeksizin transfer edilmesi bir takım ciddi sorunlar doğurmuştur. Sonuç itibarıyla bazı İslam ülkeleri bu yeni siyaset tarzını tümden reddederek modern dönemde kendi tarihî geçmişlerinde görülmeyen farklı “İslami“ yapılar ortaya çıkarmışlar, bazıları ise Modern siyaseti sorgusuz sualsiz taklit yoluna giderek, kendi içinde derinden parçalanmış siyasi yapılara dönüşmüşlerdir.

Batı’da laiklik uygulamalarına rağmen Katolik Kilisesi’nin varlığı tümüyle sona erdiril(e)memiş, Kilise mütemadiyen reformlara maruz kalsa da modern dönemlerde de Hıristiyan kimliğinin en önemli temsilcisi olarak varlığını sürdürmüştür. Kilise’nin açık sosyolojik ve örtülü de olsa siyasi mevcudiyeti Modern Batı medeniyetinin bütünlüğü, Komünizmle mücadele, önemli toplumsal meselelerde Hıristiyan kamuoyunu yönlendirme, siyasi yapıların meşruiyet zeminlerini destekleme vb. işlevler üstlenmiştir. Günümüzde Kilise, Vatikan öncülüğünde vazgeçilmez bir kurum olarak varlığını sürdürmektedir.

İslam ile Hıristiyanlık arasında varlık telakkisi bakımından bir takım benzerlikler bulunsa da ciddi farklılıklar mevcuttur. İki din arasında bilgi, ahlak, hukuk, siyaset ve ekonomi telakkileri bakımından da yapısal farklılıklar bulunmaktadır. Dolayısıyla Müslüman dünya için Kilise benzeri dinî, sosyolojik, siyasi işlevleri olan bir yapıdan söz etmek mümkün değildir. İslam’ın doğuşu ve kutsal metinlerin oluşma şekli İslam dünyasına özgü siyasi yapıların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu yapı Katolik Kilisesi’nde olduğu gibi, dinî hiyerarşinin siyasete yansıması şeklinde değil, daha ziyade zamanın sosyolojik ve ekonomik koşullarının zorlaması sonucunda ortaya çıkmıştır. Dinî kimlik ise bu yapının tutkalını oluşturmuştur.

20. yüzyıla kadar İslam dünyası kendi kimliğini temsil eden siyasi liderliğe/liderliklere şu ya da bu şekilde sahip olmuştur. Laik siyaset anlayışının tüm dünyada etkili olmaya başlaması ve Hilafet’in TBMM uhdesine tevdi edilmesi suretiyle bu kurumun işlevsiz kalması sonucunda İslam kimliği kendisini temsil eden liderlik yapısından ya da yapılarından yoksun kalmıştır.

Tabiat boşluk kabul etmez. Liderlik yapısı olmayan bir kimlik alanı tahayyül edilemez. Liderlik yapısının yok olması sonucunda ya kimlik ortadan kalkacak, ya da çok sayıda liderlik yapısı altında alt kimliklere bölünecektir. 20. yüzyıl tüm dünyada olduğu gibi İslam dünyasında da ulus devlet kimliğine dayalı modern siyasi birim oluşturma çabalarına sahne olmuştur. Öte yandan, güçlü bir inanç sistemine dayalı İslam kimliği canlılığını korumuştur. Bazı ülkelerde görülen “ulusal İslami idrak“ oluşturma çabaları İslam’ın kendine özgü inanç sistemi ve dinî metinlerin nitelikleri gibi nedenlerden dolayı sonuçsuz kalmıştır. Kimlik alanında oluşan bu boşluğu doldurmak üzere devlet ya da toplum düzeyinde hukuki veya yeraltı faaliyeti şeklinde, söylemi tüm İslam dünyasını kapsayan çok sayıda girişimde bulunulmuştur.

Devlet düzeyinde Suudi Arabistan ve daha sonra İran, İslam dünyası liderliği iddiasında bulunmuştur. Ancak vizyon, vasıta ve hedefler arasındaki uyumsuzluk bu yöndeki girişimlerin beyhude çabaya ya da modern uluslararası ilişkilerde büyük güçler tarafından kullanılan oldukça işlevsel araçlara dönüşmesine neden olmuştur. Bu boşluğu doldurma vizyon ya da ihtirası ile ortaya çıkan “yeraltı“ girişimleri de en az devlet düzeyindeki çabalar kadar etkili ama sadece İslam dünyası için değil tüm dünya için son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilecek yapılara dönüşmüştür. El Kaide, DAİŞ ve Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimi ile daha önce benzeri görülmemiş etkinlik düzeyine erişen yapılar böylesi bir boşlukta ortaya çıkmıştır. Bu tür yapıların “temsil savaşı“ mantığıyla ya da “istihbarat operasyonları“ amacıyla kullanılmaya son derece uygun oldukları hususu izahtan varestedir. İslam kimliğini temsil edecek meşru liderlik yapısı oluşturulmadığı sürece benzeri problemlerin sürekli olarak gündemde kalması kaçınılmazdır.

İslam dünyası tarih boyunca Kilise benzeri dinî hiyerarşiye bağlı siyasi yapılara - istisnai ve geçici durumlar dışında - sahip olmamıştır. İslam dünyasında yöneticiler örfi hukuk adıyla kendileri için açılan alanda siyaset yapma, toplumsal, siyasi ve iktisadi düzenlemelerde bulunma imkânına sahip olmuşlardır. Öte yandan dini metinlerin yapısı Katoliklikte olduğu gibi inanç esaslarında ya da uygulamada, din adamlarının dahi istedikleri gibi değişiklik yapmalarına manidir. İslam kimlik alanının nevi şahsına münhasır bu yapısı göz önünde bulundurulmaksızın siyasi tartışmalar yürütmek sağlıklı sonuçlar vermeyecektir. Bu nedenle söz konusu alanda yürütülecek çalışmaların hem “İslam’ın özgün inanç ve uygulama yapısını“ hem de “modern siyasi, sosyolojik ve iktisadi şartların zaruri kıldığı ulus-devlet gerçeğini“ göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Öte yandan tarihe ve mevcut koşullara bakıldığında İslam dünyasında yaşanan liderlik boşluğunun sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için ciddi sorunlar doğurma potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Bu bakımdan merkezî dinî otorite kaçınılmazdır. Günümüzün koşulları dikkate alındığında bu otoritenin İslam’ın doğasına uygun olması ama aynı zamanda çağdaş uluslararası yapıyı da göz önünde bulundurması gerekmektedir. Oluşturulacak liderlik yapısı; yüksek temsil kabiliyetine sahip, katılımcı ve kuşatıcı olmalıdır. Aksi takdirde DAİŞ gibi yapıların önüne geçme imkânı bulunamaz. Çünkü bu yapıları besleyen asıl kaynak ideolojiktir. Söz konusu ideolojiye makul ve meşru alternatifler getirilmediği sürece benzer sorunların sona erdirilmesi düşünülemez.

Mevcut şartlarda “Ruhani Otorite“ sorununun dinî, siyasi ve sosyolojik açılardan tartışılması kaçınılmaz bir zorunluluktur. İslam dünyası hem kendi ihtiyaçlarını, hem uluslararası konjonktürün gerekliliklerini göz önünde bulundurarak bu konuyu tartışmak zorundadır. Çeşitliliği koruyarak birliği sağlamak; terör olaylarını engellemek, Müslümanları hukuk dışı ve gayrı meşru yapıların tasallutundan korumak, uluslararası alanda İslam dünyasının menfaatlerini gözetmek için elzemdir.

İslam dünyasında en önemli sorunlardan biri düşünce üretiminde yaşanan güçlüklerdir. Bu noktada yaşanan sorunlar İslam’ın temel ilkelerinin günümüz şartlarında nasıl anlaşılacağı ve uygulanacağı konusunda ciddi açmazlar oluşturmaktadır. Düşünce üretimindeki sorunlar, İslam’ın öz değerlerinin günümüz şartlarında dile getirilmesini imkânsız hâle getirmektedir. Kimi zaman aynı görüşü savunan taraflar kavramların içeriğinin farklı anlaşılması ya da aynı olgu için farklı kavramlar kullanılması nedeniyle büyük anlaşmazlıklar yaşayabilmektedirler.

İslam medeniyet havzası; sahip olduğu merkezî konum sayesinde komşu medeniyet havzaları ile kesintisiz bir etkileşim içerisinde bulunmuştur. Modern dönemlerle birlikte, ama özellikle küreselleşmenin yoğunlaştığı günümüzde bu etkileşim İslam medeniyetinin daha ziyade edilgen kaldığı bir atmosfere dönüşmüştür. Bu edilgenlik sadece Müslümanlar açısından değil, tüm insanlık açısından ciddi meselelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu nedenle İslam dünyasında liderlik sorunu özgün değerler ve çağın getirdiği şartlar muvacehesinde ele alınmak zorundadır.

Düzenlenecek olan Forum’un; İslam kimliğinin modern dönemlerde maruz kaldığı liderlik sorunlarını, medeniyet birikiminin tarihî temellerini ortaya koyarak, İslam ülkeleri ve dünya için istikrarlı bir gelecek inşasına stratejik katkı sağlaması öngörülmüştür. “Teori ve Pratikte Ruhani Otorite ve Entegrasyon“ ana teması altında toplanacak 8. Dünya İslam Forumu bu noktada; İslam dünyasında söylem birliği oluşturulmasına, sorunların çözümü için gerekli düşünce üretiminin hızlandırılmasına, İslam ülkelerinin imajının iyileştirilmesine ve İslami birikimin tüm insanlığın hizmetine sunulmasına mütevazı katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Ana Tema
Teori ve Pratikte Ruhani Otorite ve Entegrasyon

Alt Temalar
İslami Siyasi Düşünce Birikimi ve Ruhani Otorite
Ortak Değerler ve Farklılıklar: Çeşitlilik İçinde Birlik İmkânı
Çağdaş Toplumsal, Siyasi ve İktisadi Koşullar Karşısında Manevi veya Siyasi Liderlik İnşası İmkânları
Medeniyetler Arası Etkileşim Bağlamında Siyasi/Dinî Liderlik: İmkânlar ve Sorunlar
Terörle Mücadelede Dinî/Siyasi Liderlik Eksikliğinden Kaynaklanan Sorunlar


TEBLİĞ ÖZET GÖNDERİM

Konferans bünyesinde konuşmacı olmak için wif@tasam.org adresine aşağıdaki gibi düzenlenmiş MS Word dosyasını iletmeniz gerekmektedir:

- Tebliğ başlığı
- 300 kelimelik özet, 5 anahtar kelime
- Kurumsal bağınız ve kısa özgeçmiş (detaylı CV değil)
Özet son gönderim tarihi : 31.12.2017
Kabul edilen bildirilerin ilanı tarihi : 14.01.2018
Tam metin gönderim son tarih : 18.02.2018
Gözden geçirilmiş tam metin gönderimi : 15.03.2018
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Eski Japonya Başbakanı Shinzo Abe (2012-2020) hükûmeti tarafından 2013 yılında oluşturulmasından bu yana ülkenin uzun vadeli diplomasisini ve savunma politikasını düzenleyen Japonya’nın Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2022 yılında tekrar gözden geçirilecek ve Kishida hükûmeti 2022 yılı içerisinde strate...;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.