Balkanlardaki Türk Stk’ları Üzerine

Konuşma

1071’de Malazgirt’ten Batıya doğru gelişen Türk hâkimiyeti dönemi, 1299’da Kurulan Osmanlı Devletinin hızla büyümesi sonucu 1352'den sonra Rumeli’de hızla gelişmiş ve 1682 II. Viyana kuşatmasından sonra 1699 Karlofça ile Orta Avrupa’dan, 1774 Küçük Kaynarca sonrası Balkanlar’dan geri çekilişe dönmüştür....

Konuşmamda daha ziyade işbirliğinde sivil toplum kuruluşları konusu üzerinde durmak istiyorum.

1071’de Malazgirt’ten Batıya doğru gelişen Türk hâkimiyeti dönemi, 1299’da Kurulan Osmanlı Devletinin hızla büyümesi sonucu 1352'den sonra Rumeli’de hızla gelişmiş ve 1682 II. Viyana kuşatmasından sonra 1699 Karlofça ile Orta Avrupa’dan, 1774 Küçük Kaynarca sonrası Balkanlar’dan geri çekilişe dönmüştür. Avrupa’da yaşanan sosyal, ekonomik, siyasi ve askeri gelişmelerden etkilenen Osmanlı Devletinde; XIX. yüzyılda başlatılan reformlarla bazı yenilikler getirmekle beraber yapıyı oluşturan dengeler büyük ölçüde sarsılmıştır.

Gelişmeler sonucu huzur ve istikrar geleceği yerde Balkanlarda Rum, Bulgar, Makedon ve Sırplar, Anadolu’da Ermeniler ve Rumlar kurdukları çetelerle (terör örgütleriyle) savunmasız Türk ve Müslüman köylerinde korkunç bir vahşet içinde sayısız katliamlar yapmaya devam ettiler.

XIX. yüzyılda Osmanlı ülkesinde başlatılan reformların, topluma bazı yenilikler getirmekle beraber, Türk ve Müslümanlardan ziyade gayrimüslimlerin yararına olduğu ve sonuçta devleti yıkıma götürdüğü tarihi bir hakikattir.

1834–1913 döneminde yapılan reformların Avrupa’nın iç işlerimize müdahalesi ve devletin her yönüyle Avrupalıların nüfuzu altına girmesi arasında sıkı bir ilişki mevcuttur. Her müdahale bir reform projesi, her reform uygulaması bir başka müdahale ve her ikisi de Batı Emperyalizminin Osmanlı Devletine daha fazla nüfuzu sonucunu doğurmuştur.
Böylece, devlet ve toplum fasit bir daire içine sokularak günden güne zayıflatılmış, parçalanmış ve nihayet yıkılmıştır.

Kısa surede vatan topraklarının büyük bir kısmının kaybının yarattığı travma, Türk toplumunda yakın zamana kadar etkilerini hissettirmiştir. Bunun sonucunda daha kuşkucu ve içe kapalı yasayan bir toplum davranışı gelişmiştir.

Fakat 1990’lardan itibaren komünizmin çöküşüyle Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucu, yakın zaman öncesinde Türk halkının birçoğunun varlığından haberdar olmadığı akraba topluluklarıyla yeniden tanışmasının önü açılmıştır.

Dünyada ve Türkiye’de yeni bir döneme gelindiği gerçeğiyle geleceğin planlanmasına Balkanlarda yaşadığımız acıların tecrübesiyle olumlu katkıda bulunacağımız inancındayız.

Balkanlarda Türk ve Müslümanların maruz kaldığı katliamlar veya ilgili devletlerin siyasi kararları sonucu göç etmek zorunda bırakılan halkın yasadığı zorlukları asmak amacıyla kurduğu dernek ve vakıflar iyi bir sivil toplum tecrübesi oluşturmuştur. Devletlerin eksik bıraktığı alanlarda doğrudan halkla temasta olan dernekler büyük bir boşluğu doldurmuştur. Geçmişte göçmenlerin barınma, karnını doyurma, is bulma gibi konularda yardımcı olan bu kuruluşlar şimdilerde eğitim bursları vermekte, dergi, gazete ve kitap yayınlamakta, belgeseller hazırlamaktadırlar. İs dünyasında söz sahibi olabilecek güçte birlikler ve birçok derneğin bir araya gelerek oluşturduğu konfederasyon ve federasyonlar kurmuşlardır.

Toplumun örgütlenme beceri ve kalitesinin göstergesi olan Dernek-Federasyon-Konfederasyon yapılanması öncü görevi üstlenerek ilgili ülkeler nezdinde işbirliği olanaklarına zemin yaratmaktadır.

Sivil Toplum Örgütleri Resmi bir yapıları olmayıp halkın kendi arzusuyla katılımı esasına dayandığından, topluma mal edilmesi istenen proje ve düşüncelerin daha verimli hayata geçirilmesini sağlayabilirler. Fakat yapılan bilimsel araştırmalara göre dernek üyelerinin sadece %7'si aktif katılımcılık gösterirken gerisinin duyarsız davrandığı tespit edilmiştir. İçi boş ve genelde bir veya birkaç kişinin etrafında dönen faaliyetlerle örgütlenme verimi düşük yapıların varlığı kurumsal anlamda da kayda değer bir fayda yaratamamaktadır. Derneklerimiz kamusal değer yaratma iddialarını yitirmemeli, birlikten güç doğar inancıyla sinerji yaratarak daha etkili olmalıdır.

35 milyon Rumeli kökenli insanımızın var olduğunu değerlendirdiğimiz Türkiye'de birlikteliğimizin üzerimizde oynanan oyunları boşa çıkaracağı ve yurdumuzun çimentosu olma iddiamızı güçlendireceğini unutmamalıyız.

Yunus Emre “Ben gelmedim dava için, benim işim sevgi için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim“ diyor.

Bu amaçla, Türkiye genelinde birlik ve beraberliği oluşturmak, Balkanlarda yaşamını devam ettiren kardeşlerimizin haklarını korumak ve sorunlarının çözümüne destek olmak amacıyla, "Balkan Rumeli Göçmenleri Konfederasyonu"na katıldık ve 32 ilde 200'ün üstünde dernekle birlikte organize olarak büyük bir çatı oluşturduk.

Dışlayıcı değil, kucaklayıcı olmak adına bütün derneklerimizi Federasyon çatısı altında Federasyonlarımızı da Konfederasyon çatısı altında bütünleşmeye davet ediyoruz. Sürdürdüğümüz kültürel işbirliğini zaman içinde ekonomik alanlarda işbirliğine dönüştürmekte katkı sağlayacağımıza inanıyoruz.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Bilindiği üzere SSCB’nin yıkılmasının ardından siyasi, askerî ve sosyo-ekonomik açıdan çeşitli zorlukla mücadele eden Rusya Federasyonu’nun kısa sürede toplanıp yeniden küresel güç olmak hedefinde Afrika önemli stratejik konuma sahiptir.;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.