Sağlık Diplomasisi Çalıştayı | SONUÇ RAPORU

Haber

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016”...

SİVİL GLOBAL PROGRAMI | SEKTÖREL DİPLOMASİ KANALLARI
SAĞLIK DİPLOMASİSİ ÇALIŞTAYI
SONUÇ RAPORU

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016“ kapsamındaki “Sektörel Diplomasi Kanalları“ altında 21 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılan “Sağlık Diplomasisi Çalıştayı“; Zirve’nin “Potansiyelin Keşfi: Kapasite Yönetimi ve Derinleşme“ olarak belirlenen ana temasına hizmet edecek şekilde, uluslararası alanda işbirliği imkânlarının proaktif yaklaşımlarla geliştirilmesine çok yönlü faydalar ve önemli katkılar sunmak üzere oldukça verimli geçmiştir. İlgili uzmanlar, yetkililer, akademisyenler ve STK yöneticilerinin katılımı ile icra edilen Çalıştay’da öne çıkan tespit ve değerlendirmeler özetle aşağıda derlenmiştir:

1. Yakın geçmişte yaşanan küresel durgunluklar ve ekonomik krizlerden dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi etkilenmiştir. Bu süreçlerde zarar gören siyasal istikrarı geri kazanıp muhafaza etmek ve ekonomiyi canlandırmak için yapılan girişimlerden biri de sektörel dönüşümdür. Bilhassa sağlık sektöründe ortaya çıkan potansiyel ve hareketlilik dikkat çekmektedir. Bu bağlamda sağlık alanının küresel bir yumuşak güç faktörü olduğu da gözden kaçmamalıdır.

2. Sağlık diplomasisi küresel sağlık uygulamaları atmosferini biçimlendirme ve yönlendirme amacıyla; kamu sağlığı, uluslararası ilişkiler, yönetim, hukuk ve ekonomi gibi pek çok disiplini bir araya getirmektedir. Sağlık, dış politika ve ticaret; sağlık diplomasisinin kesişim alanlarını teşkil etmektedir. İletişim imkânlarının artmasıyla sağlık alanında da pek çok yatırım gerçekleştirilmeye başlanmış; sağlık hizmetleri ve sağlık konusu küreselleşme sonucu uluslararası nitelik kazanmıştır.

3. Sağlık diplomasisi günümüzde, ulusal güvenlik, serbest ticaret ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi noktasında vazgeçilmez bir dış politika aracı hâline gelmiştir. İngiltere, Brezilya ve İsviçre gibi ülkeler; devlet politikalarını, “insan hakları“ ve “küresel kamu yararına dayalı merkezî bir küresel sağlık stratejisi“ ile uyumlu hâle getirmektedir. Küreselleşmenin sağlık üzerinde meydana getirdiği etkiler göz önünde bulundurulduğunda dış politika, uluslararası kalkınma, ticaret ve yatırım gibi alanların uyumlu hâle getirilmesinin kaçınılmazlığı daha iyi anlaşılmaktadır.

4. Sağlık ve dış politika arasındaki yakın ilişki DTÖ ve OECD gibi küresel örgütlerin de özel önem verdiği konular arasında yerini almıştır. Bu bağlamda ticaret ile küresel sağlık arasındaki ilişkilerin de ilgililer tarafından tam olarak anlaşılması gerekmektedir. Öte yandan, ulusal çıkarların gerçekleştirilmesi bağlamında küresel sağlık sorunlarının dış politika tarafından dikkatle izlenmesi gerektiği de açıktır.

5. Kamu sağlığı profesyonelleri ve diplomatların eş güdümlü oryantasyonunun yanı sıra STK’lar başta olmak üzere ilgili tüm tarafların bu faaliyet alanına anlamlı bir şekilde dâhil edilmesi ile kapasite inşasına gidilmesi ciddi bir zaruret arz etmektedir.

6. Sağlık diplomasisi dış politika araçlarından biri hâline gelmiştir. Küreselleşmenin sağlık üzerinde meydana getirdiği etkiler göz önünde bulundurulduğunda dış politika, uluslararası kalkınma, ticaret ve yatırım gibi alanların küresel meselelerle uyumlu hâle getirilmesinin kaçınılmazlığı daha iyi anlaşılmaktadır.

7. Sağlık herkes için ve bütün dünya için önemlidir ama ana konu dünyada sağlığın daha sağlıklı hâle gelmesi ve sivil halkların, STK’ların bu konuda birbirlerine daha fazla destek verebilmeleridir. Uluslararası örgütlerin daha aktif çalışmaları ve bunların aktif çalışabilmeleri için STK’ların onları biraz daha fazla zorlayabilmeleri gerekmektedir.

8. Türkiye’de sağlık turizmi uzun zaman değerlendirilmemiş, dikkat edilmemiş bir alandır. Sağlık turistlerinin birer sağlık elçisi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Son 4-5 yıla kadar devletin bu konuyu sahiplendiğine dair bir gösterge olmasa da Sağlık Bakanlığı sistematik oluşturmak için konu üzerinde çalışmaktadır.

9. Bütün dernekler, STK’lar, bakanlıklar kendilerine has stratejilerle hareket etmektedir. Bu nedenle de verim sağlanamamaktadır. Halbuki yapılan işlerin müşterek hâle getirilip, uyumlu bir şekilde ortak bir güç hâline getirilmesi durumunda daha verimli, nitelikli ve ahenkli işlerin ortaya çıkması beklenmektedir. Bütünlük olmaması nedeniyle özellikle yurtdışında sağlıkla ilgili bir çalışma yapıldığında, bu çalışmayı yapan kurum yada kişi Türkiye’yi temsil etmiş olmaktadır. Bu da bütünlüğün ve ahengin elzem olduğunun bir göstergesidir.

10. Sağlık sektörü bir yandan da ülke markası oluşturulması konusunda önemli role sahiptir.

11. Bölge ve şehirlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. STK’lar sağlık turizmi için şehirler hakkında veri oluşturmalıdır. Beklenmedik yerlerden üstün sonuçlar almak mümkündür.

12. Türkiye, dünyanın dört bir tarafındaki zor durumda bulunan ülkelerde hastaneler açmış, doktorlar göndermiştir. Türkiye insani yardım konusunda “alan el“ iken “veren el“ konumuna yükselmiştir. Bu nedenle uluslararası prestiji üst seviyelere varmıştır.

13. Sağlık diplomasisi teması içinde yeniden tanımlanacak dış yardım stratejisinde ise; hastane yapımı, ilaç ve teçhizat gönderimi, ihtiyaç duyan ülkelerin doktorlarının eğitimi ve diğer ülkelere gönderilmesi gibi enstrümanlar dışında karşılıklı bağımlılığı pozitif olarak derinleştirecek ilgili ülkelerin sağlık sektörlerinin sistematik dönüşümünü sağlayacak yapısal projelere yönelinmesi gerekmektedir.

14. Yurtdışında yardımlar yapılırken aynı zamanda yurt içinde de her yere hastaneler açılmakta ve sağlık sektörüne yoğunlaşılmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı çalışmalarıyla beraber Türkiye’de sağlık sektörünün tecrübesi giderek artmaktadır.

15. Türkiye’nin gerek yurtiçinde gerekse yurtdışındaki insani yardım ve sağlık sektöründeki yatırımları ve çalışmaları oldukça başarılı bir şekilde devam etse de ihtiyaç duyulan en önemli şey reklamdır. Uluslararası alanda Türkiye tanıtıma önem vermelidir.
21 Nisan 2016, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Türkiye’de yaşayan ve özellikle de 1950’li yıllarda ana vatana göç eden eski Yugoslavya muhacirlerinin uzunca yıllardır kulaktan kulağa yaydığı bir mesele Makedonya vatandaşlığı hakkına sahip olmak. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.