Su Diplomasisi Çalıştayı | SONUÇ RAPORU

Haber

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016” ...

SİVİL GLOBAL PROGRAMI | SEKTÖREL DİPLOMASİ KANALLARI
SU DİPLOMASİSİ ÇALIŞTAYI
SONUÇ RAPORU

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016“ kapsamındaki “Sektörel Diplomasi Kanalları“ altında 22 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılan “Su Diplomasisi Çalıştayı“; Zirve’nin “Potansiyelin Keşfi: Kapasite Yönetimi ve Derinleşme“ olarak belirlenen ana temasına hizmet edecek şekilde, uluslararası alanda işbirliği imkânlarının proaktif yaklaşımlarla geliştirilmesine çok yönlü faydalar ve önemli katkılar sunmak üzere oldukça verimli geçmiştir. İlgili uzmanlar, yetkililer, akademisyenler ve STK yöneticilerinin katılımı ile icra edilen Çalıştay’da öne çıkan tespit ve değerlendirmeler özetle aşağıda derlenmiştir:

1. Su diplomasisi; ırmak, göl ya da yeraltı yatağı gibi farklı ülkelerce kullanılan ya da kullanılmak istenen tatlı su kaynakları ile kurulan ilgili temaslar anlamına gelmektedir. Bir su havzasının sınırları mühendisler, su uzmanları ve ekonomistlerce belirlenmektedir. Siyasetçiler, diplomatlar ve hukukçular su varlığının paylaşımı üzerine müzakereler yapmaktadır. Su diplomasisi yaklaşımı su problemlerini teşhis ederek, müdahale noktalarını belirlemekte; farklı bakış açılarını, değerleri, belirsizlikleri, değişen ve çatışan ihtiyaçları göz önünde bulundurarak kalıcı çözümler önermektedir. Su diplomasisi karmaşık uluslararası alanda ortaya çıkan karmaşık su problemlerine çözüm üretmeye çalışmaktadır.

2. Su, insan için hava gibi vazgeçilmez bir unsurdur. Hayatın kaynağı ve medeniyetin başlangıcında su bulunmaktadır. Dünya var olduğundan beri su tüm canlılar için temel kaynaktır. Felsefenin başlangıcında su varlığın özü olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde suyun önemi başka bağlamlarda anlam kazanmıştır ve önemi gittikçe artmaktadır.

3. Su ile bağlantılı olan kavramlar ve konular; doğal ve beşeri olarak iki başlığa ayrılabilir. Suyla ilgili doğal unsurlar; su, kimyasal bileşimi, suların kaynağı, hidrolojik döngü, dünya su potansiyeli, yeraltı suları, kaynaklar, akarsular, göller, okyanuslar ve denizlere olarak özetlenebilir. Beşeri unsurları ise; gelecek perspektifleri, değerlendirmeler, bizi bekleyen fırsatlar, sorunlar, tehditler ve nihayetinde uluslararası su politikaları ve burada meydana gelen değişimler olarak değerlendirilebilmektedir.

4. Su diplomasisi farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en yaygın olanı nehir kenarında bulunan ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için anlaşmazlık ya da işbirliği kanatlarında yürütülen temaslar olmuştur. Anlaşmazlıkların düzeyine bağlı olarak bu temaslar müzakere, arabuluculuk, tarafsız inceleme/araştırma, uzlaştırma şeklinde olabilir. Çatışma aşamasında müdahale ve muhakeme şeklini almakta, işbirliği tarafında ise ekonomik işbirliği, bilimsel işbirliği, ortak enstitüler, uluslararası anlaşmalar ve nihai aşamada bölgesel entegrasyon gibi adımlar atılmaktadır.

5. Farklı ülkelerce paylaşılan bir su kaynağında paydaş olmayan aktörler de üçüncü taraf olarak su diplomasisi faaliyetlerinde yer alabilmektedir. Üçüncü taraf aktör bir ülke ya da (Dünya Bankası gibi) uluslararası bir örgüt olabilmektedir. Küresel ve bölgesel düzeyde aktörler uluslararası su hukukunun gelişmesine ya da sağlıklı içme suyu tedariki, sel kontrolü, sulama, hidroelektrik üretimi gibi projelere finansal ve teknik destek sağlayabilmektedir ve bu şekilde su diplomasisi aktörleri hâline gelerek çatışmaları önleme ve çözme imkânı bulabilmektedirler.

6. Su konusu insan odaklı olarak düşünülmektedir. Ancak tüm canlılar dünyasının suya ihtiyacı bulunmaktadır. İnsan su hakkında düşündüğünde aklına hemen su içme ihtiyacı gelse de çok çeşitli alanlarda su ve su kaynakları kullanılmaktadır: Bunlar arasında endüstri, spor, jeotermal kaynaklardaki tıp turizmi, din turizmi bulunmaktadır.

7. Suya dair politikalar üretmek için ilk önce su kaynaklarının neler olduğuna, türlerine, su döngüsüne, su tiplerine ve su hakkındaki bilgilere hâkim olunmalıdır.

8. İnsanlar on sene öncesine kadar yer kabuğu üzerine araştırmalara yoğunlaşmış, madenler yer kabuğundan çıkarılmış ve savaşlar karalardaki kaynaklar için yapılmıştır. Hâlbuki karalar dünyanın dörtte birini oluşturmaktadır. Dünyanın dörtte üçünü oluşturan denizler hâlen bakir denebilecek durumdadır.

9. Su problemleri; küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve küresel nüfus artışı gibi faktörler nedeniyle jeopolitik bir soruna dönüşmüştür. Bazı tahmin ve yorumlara göre su 20. yüzyılda petrol gibi stratejik hammaddelerin çatışmalarda oynadığı rolü, hatta daha fazlasını, önümüzdeki dönemlerde oynamaya aday stratejik bir servet hâline gelmiştir. Dünyada birden fazla devletin taraf olduğu 26O’tan fazla ırmak/göl/havza bulunmaktadır ve su kaynakları üzerinde şekillenen gerilim noktalarının çatışmaya dönüşme riski son derece yüksektir.

10. Su kaynaklarının yönetiminde ortaya çıkan belli başlı problemlerin çözümünde saf bilimsel/mühendislik yaklaşımlara yönelik talepler doyum noktasına ulaşmıştır ve yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Henüz çözümlenememiş fakat baskı oluşturan pek çok su sorununa uygun, uzun vadeli çözümler geliştirebilmek için bilimsel ve mühendislikle ilgili faaliyetlere ek olarak sosyal ve siyasi çözümleri de nazar-ı itibara alan yeni yaklaşımlar geliştirilmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Su sorunları doğa ile ilgili, sosyal ve siyasi alanların aynı anda göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir.

11. Tatlı sular dünyadaki suyun %2,5’ini oluşturur ve bunların %70’i buzullardadır yani kullanılamaz hâldedir. Yeraltı sularına ulaşmak da günden güne zorlaşmaktadır. Nehirler, akarsular ve sair kaynaklar da dünya nüfusu için çok kısıtlı kaynaklardır. Ayrıca iklim koşullarından dolayı var olan bu kısıtlı tatlı suyun dağılımı da her bölgede aynı değildir.

12. Kuraklığın hâkim olduğu yerlerde ve savaş bölgelerinde susuzluktan kaynaklanan sağlık problemleri had safhadadır. Su kaynaklarının ıslah edilmeyişi, kanalizasyona karışması bunun en büyük sebeplerinden biridir.

13. Son 150 yılda insan nüfusu artmıştır. İnsanların yoğunlukla yaşadığı bölgelere su sağlamak, zaman ilerledikçe nüfusun daha da artması ve su kaynaklarının azalmasından dolayı daha da zorlaşacaktır.

14. İçinde bulunduğumuz postglasyal dönemde buzullar sürekli erimektedir. Buna bağlı olarak da su seviyesinin gittikçe yükselmesi beklenmektedir. Dengesiz hava şartları ve suyun sanayi, nükleer santraller, madenler dolayısıyla birçok bölgede kuraklık baş göstermektedir. Bazı bölgelerde ise su taşkınları meydana gelmektedir.

15. Suyla ilgili problemlerin önüne geçmek için küresel çevre ve su düzenlemesi yapmak gerekmektedir.

16. Artık egemenlik sahasının genişlemesi okyanuslar ve denizler üzerinde olmaktadır. Daha büyük ve daha çok gemisi olan, hâkimiyetini o oranda genişletecektir. Maden arama çalışmaları için de deniz sınırlarını olabildiğince ileriye taşımak gereklidir.

17. Su kimi zaman bir savaş sebebi ve silah olabilirken kimi zaman da barış sebebi hâline gelebilmektedir. Su konusunun diplomasiyle ilişkili olduğu temel noktalardan birisi burasıdır.

18. Türkiye gelecek için önlemler almazsa su fakiri ülkeler arasına girerek kıtlık, susuzluk ve birçok problem baş gösterecektir.

19. AR-GE çalışmalarına ağırlık verilmesi büyük önem taşımaktadır. Şu anda yapılmakta olan projeler yeni dünyaya göre yeniden yorumlanmalı ve sürdürülebilirlik sağlanmalıdır. Böyle bir konuda fayda sağlamak ve verim elde etmek için yapılması gereken, AR-GE çalışmalarına olabildiğince önem göstermektir.

20. Su sorunlarının çözümünde başta düşünce kuruluşları olmak üzere çok farklı alanlardan sivil toplum örgütleri de ikinci kanal diplomasinin bir parçası olarak önemli roller üstlenebilmektedir. Su ile ilgili ikinci kanal diplomasisi faaliyetlerine tarafların resmî temsilcileri de, etkinliğin sivil niteliğini ortadan kaldırmayacak şekilde katılabilirler.

21. Su diplomasisi bağlamında öncelikle diplomatları ve akademisyenleri buluşturan etkinlikler düzenlenmesi, su enstitüleri kurulması, hükümet dışı örgütlenmeler ve sivil toplum örgütleri ile ilişkilerin geliştirilmesi, belli başlı su sorunları ile ilgili özel komisyonların kurulması gibi ilke ve faaliyetlere öncelik verilmesi gerekmektedir. Su diplomasisinin Türkiye özelinde tanımlanması, mevcut ve ihtiyaç duyulan envanterin çıkarılması; bölgesel ve küresel alanda Türkiye’nin rolünü oynamasına temel teşkil edecektir.
22 Nisan 2016, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Asya kıtası yükselen küresel güçlere ev sahipliği yaparak 21. yüzyılda dünyanın ekonomi ve ağırlık merkezi hâline gelmiştir. Türkiye'nin, kadim bağlara sahip olduğu bu kıta ile daha güçlü bağlar kurmak üzere 2019 yılında ilan ettiği Yeniden Asya (Asia Anew) girişimi, yenilikçi olmayı da gerektiren g...;

Küresel hegemonya mücadelesi giderek sertleşirken jeopolitik saiklerin daha akışkan olduğu yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde jeopolitik dinamikleri yeniden şekillendirmeyi planlayan iddialı projeler, stratejik pozisyon almak için uygun bir konjonktür yaratmayı hedefliyor. Bu projeler arasın...;

Çin ve Rusya’ya uygulanan Batı merkezli yaptırımlar küresel jeopolitikte köklü değişimlerin önünü açarken söz konusu iki ülkeyi de ilan edilmemiş stratejik bir ittifaka doğru sürüklüyor. Rusya ekonomisi üzerinde oluşan baskı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin rekabetinin derinleşmesi, Çin ve R...;

Dünya hemen her konuda sınırın “ölçüsüzce“ zorlandığı “kritik“ bir dönemden geçmektedir. Başta zihin ve beden itibarıyla bizzat insan olmak üzere aile, toplum ve devlet gibi hemen her toplumsal ve siyasal yapı bu durumun bir yansıması olarak derin bir “güvenlik krizi“yle karşı karşıyadır. Uluslarara...;

Çin, İran ve Rusya ilişkileri giderek daha çok göze batıyor ve batı dünyasına karşı kurulan bir ittifak olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Jinping, Reisi ve Putin’in kişisel benzerlikleri değerlendiriliyor, her birinin kalbinde yatan siyasi ve coğrafi ihtirasın dünya için yarattığı tehdide dikkat ...;

Beck’in “Risk Toplumu“ adını verdiği sistemde bireyler artık modernleşen dünyada artan ekonomik, ekolojik ve biyolojik tehditlerle mücadele etmekte ve bu yüzden bireylerin yaşam memnuniyetleri düşmektedir. Ayrıca iklim kriziyle birlikte değerlendirildiğinde yaşam memnuniyetinin bireylerin kendilerin...;

İsrail ve Hamas arasında yeniden başlayan çatışmalar, yeniden yüz yüze gelinen Husi füze tehdidi, Hint Pasifik ve Kuzey Kutbu'nda yükselen tansiyon, Sahra Altı Afrika'daki çalkantılar ve Rusya'nın üçüncü yılına doğru ilerleyen Ukrayna savaşı geçtiğimiz yıl oldukça değişken bir güvenlik ortamı yaratt...;

Hint-Pasifik bölgesinde savaşın patlak vermesi gerçek bir olasılık. Artan rekabet, küresel ve bölgesel güçler arasındaki güven eksikliğinin büyümesi ve potansiyel yanılgılar riski artırmaktadır. Çatışmaların tırmanma riskleri ve bunların nasıl yönetilebileceği konusunda daha etkili bir Avustralya od...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...