Finans Diplomasisi Çalıştayı | SONUÇ RAPORU

Haber

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016...

SİVİL GLOBAL PROGRAMI | SEKTÖREL DİPLOMASİ KANALLARI
FİNANS DİPLOMASİSİ ÇALIŞTAYI
SONUÇ RAPORU

TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilen “Global Sivil Diplomasi İnşası Zirvesi SİVİL GLOBAL 2016“ kapsamındaki “Sektörel Diplomasi Kanalları“ altında 22 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da yapılan “Finans Diplomasisi Çalıştayı“; Zirve’nin “Potansiyelin Keşfi: Kapasite Yönetimi ve Derinleşme“ olarak belirlenen ana temasına hizmet edecek şekilde, uluslararası alanda işbirliği imkânlarının proaktif yaklaşımlarla geliştirilmesine çok yönlü faydalar ve önemli katkılar sunmak üzere oldukça verimli geçmiştir. İlgili uzmanlar, akademisyenler, yetkililer ve STK yöneticilerinin katılımı ile icra edilen Çalıştay’da öne çıkan tespit ve değerlendirmeler özetle aşağıda derlenmiştir:

1. Finans diplomasisi, bir ülkenin ulusal çıkarlarının finansal düzlemde gözetilmesini ve geliştirilmesini sağlayan tüm faaliyetlerin ortak adıdır. 1930’lu yıllarda yaşanan “büyük buhran“ sırasında önemli ülkelerin finans bürokratlarının ikazları hariç, 1971 yılına dek her ülke kendi finansal politikalarını kendisi belirlemiş ve finansal anlamda diplomatik faaliyetler oldukça sınırlı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sistem düzeyinde ABD öncülüğünde gerçekleştirilen finansal düzenlemeler ve oluşturulan kurumlar 1960’lı yılların sonuna dek bir şekilde işlerliğini korumuştur.

2. Finans diplomasisinin en temel özelliklerinden biri bu alandaki faaliyetlerin dışişleri bakanlıkları dışında yürütülmesidir. Nitekim dışişleri bakanları, finansal alandakiler dâhil her türlü diplomatik faaliyetin dışişleri bakanlıklarınca yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüşler, maliye bakanları ise finansal alandaki müzakerelerin özel uzmanlık gerektiren bir ekip işi olduğunu, dolayısıyla finans uzmanlarınca yürütülmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Son dönemde finansal bakımdan güçlü ülkelerin maliye bakanlıkları belli başlı ülkelerin başkentlerindeki büyükelçiliklerine merkez bankaları ile ilgili ve diğer finansal sorunları takip etmek üzere kendi bürokratlarını atamaya başlamışlardır.

3. Finans diplomasisinin günümüzdeki en çarpıcı örneklerinden biri de finansal bakımdan güçlüğe düşmüş ülkeler ile kreditör ülkeler ya da IMF gibi uluslararası kurumlar arasında yürütülen faaliyetlerdir. Mali kriz yaşayan ülkelerde yürütülen diplomatik faaliyetlerin ilk çarpıcı örneklerinden biri Osmanlı Devleti’nin borç krizini aşmak üzere kurulan Düyun-u Umumiye kurumudur. Birinci Dünya Savaşı’nın mağluplarına yüklenen savaş tazminatları ve savaş sonrası politikaları da finans diplomasisinin başka örneklerini teşkil etmektedir.

4. Borçlu ülkelere karşı yürütülen finansal müdahaleler siyasi nüfuzu derinleştirme amacıyla da kullanılmaktadır. Öte yandan, borçlu ülkeler de jeopolitik konumlarını ve siyasi manevra kabiliyetlerini daha iyi koşullarda borçlanma amacıyla kullanma arayışına girebilmektedirler.

5. 1970’li yıllardan itibaren finans diplomasisi açısından, baskısı her geçen gün artan diğer aktör grubu; çok uluslu yatırım firmaları ve derecelendirme kuruluşlarıdır. Çok uluslu yatırım firmalarının sayısı ve bu firmaların sahip oldukları sermaye önceki dönemlerle karşılaştırılamayacak oranda artmıştır. Doğal olarak bu firmaların uluslararası ilişkiler alanındaki etkisi de artmıştır. Bilgisayar teknolojileri ve internet, işlem sürelerini ve maliyetlerini minimum düzeye indirdiği için bu firmaların faaliyetleri orantısız bir biçimde tarihin en üst düzeyine çıkmıştır. Ne var ki, bu firmaların uluslararası alandaki görünürlükleri güçlerine ve etkilerine oranla son derece düşüktür. Dolayısıyla ulus devletler sadece dış borç sorununu çözmek için değil, ulusal finans kurumları ile çok uluslu firmalar arasındaki ilişkileri yönetmek için de finans diplomasisine ihtiyaç duyacaklardır.

6. Turizm rehberlerinin turizm diplomasisinde, akademisyenlerin eğitim diplomasisinde birer diplomat sorumluluğu ile davranması kaçınılmazdır. Ama turizm ve eğitim alanında bireylerin etkileri büyük ölçüde kendi görüştükleri çevrelerle sınırlıyken, finans alanında faaliyet gösteren uzmanların faaliyetleri tüm bir ülkenin finansal kapasitesini ve dolayısıyla tüm ekonomik ve siyasi gücünü etkileme potansiyeline sahiptir.

7. Finans diplomasisi ile bir şekilde ilişkili olan aktörler, attıkları adımların ulusal çıkarlar açısından ne anlama geldiğini çok iyi bilmek zorundadırlar. Dolayısıyla finans diplomatları sadece bağlı oldukları kurumun finansal ihtiyaçlarını ve dengelerini değil, ülkelerinin siyasi, jeopolitik ve ekonomik çıkarlarını da nazar-ı itibara alan bir anlayış çerçevesinde faaliyet göstermelidirler. Bu noktada hükümete ve bürokrasiye düşen görev ulusal çıkarlar çerçevesinde tüm ulusal finansal hareketlerin koordinasyonunu sağlamaktır.

8. Finans diplomasisi alanında göz önünde bulundurulması gereken bir diğer önemli aktör de uluslararası derecelendirme kuruluşlarıdır. Yunanistan ve Türkiye gibi ülkelerin kredi derecelendirme kuruluşlarınca sıralamaya alınış tarzı; bu kuruluşların derecelendirme yaparken sadece mali ve ekonomik dengeleri gözetmedikleri, küresel ekonomik ve siyasi güç merkezlerinin çıkarlarını da gözeten bir takım siyasi mülahazalar içerisinde de oldukları inancını gittikçe güçlendirmektedir. Dolayısıyla finans diplomasisi, faaliyetlerinde ülkenin finansal çıkarlarını koruma ve ihtiyaçlarını karşılama noktasında diplomasinin diğer alanlarından da yararlanarak tüm siyasi, ekonomik, jeopolitik koşulları göz önünde bulunduran bir yaklaşım geliştirmelidir.

9. IMF ve Dünya Bankası’nın kurulmasıyla “dolar hegemonyası“ oluşturan mekanizma daha da gelişmiş, ancak bu hegemonyaya karşı sadece tek bir güç karşı çıkabilmiştir. Özellikle 1990’lardan sonra Çin’in kalkınması, bölgesinin de kalkınmasını sağlayacak altyapı çalışmaları ve Çin firmalarının yayılmasıyla beraber dolar hegemonyasını kırmaya yönelik güçlü hamleler yapılmıştır. Şu anda İpek Yolu’nu yeniden canlandırma projesi; Çin’den Türkiye’ye kadar birçok ülkeye hem ekonomik katkı sağlayacak hem de geniş bir bölgede doların hegemonyasını kırmaya başlayacaktır. Çin bize ABD’nin 1900’lerin başında dolar hegemonyasının temellerini nasıl attığını canlı olarak göstermiştir.

10. Türkiye’nin de finansal gücünün sağlam olması için firmalarının yurtdışına yayılması gerekmektedir. Kendi yapısı sağlam olmadığı için ABD’nin her finansal kararı Türkiye’de tedirginlik yaratmaktadır.

11. Asya’da gelişmekte olan ülkeler bölgesel de olsa, ABD hegemonyasını kırmak için kendi yapılarını oluşturmak üzere ortak yapılar kurmaya çalışmaktadır.

12. Kapitalizmin ortaya çıkışını anlamak için çok geriye gitmek gerekmektedir. Tarihe bakıldığında görülmektedir ki devlet, başından beri tek başına yeterli bir aktör değildir. Bugün ise, STK’lar ve devlet dışı aktörler önemli konumdadırlar.

13. Türkiye 1980’lerden itibaren dünyaya açılmaya başlamış bir ülkedir. AK Parti iktidarı ile beraber diplomatik olarak da dünyaya açılmaya başlamıştır. Uzun süre başarılı olunsa da özellikle Arap Baharı ile dengeler değişmiştir. Günümüzde ise Bölge’de Türkiye’ye olan ihtiyaç yok olmaya başlamıştır.

14. Finansal gelişim için ülkenin yurtdışında ekonomik faaliyetlere ağırlık vermesi gerekmektedir. Devlet dışı aktörlerin rolleri bu noktada önemli bir konumdadır. Sigortacılık, bankacılık, uluslararası projeler, uluslararası yatırımlar; bir ülkenin ekonomisinin günümüz dünyasındaki etkin güçler seviyesinde yer bulabilmesi için mecburidir.

15. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, bir ülke için finans diplomasisi faaliyetlerinin; sağlam bir finansal alt yapı oluşturulması ile başladığı ileri sürülebilir. İç ve dış borçlanma parametrelerini sağlıklı bir denge üzerine oturtan ve ülkelerindeki finansal hareketleri siyasi ve ekonomik bakımdan azami ulusal fayda elde edecek şekilde tanzim eden ülkeler, finans diplomasisi bağlamında sağlam bir zemin teşkil etmiş olurlar. Finans diplomasisi de, gereğince geliştirildiği ve yürütüldüğü zaman, bu zeminin daha da sağlamlaşmasına ciddi katkılar sağlar.
22 Nisan 2016, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Altın rezervleri, bir ülkenin ekonomik ve finansal direncinin kritik bir göstergesidir. Genellikle merkez bankaları tarafından döviz rezervlerinin önemli bir parçası olarak tutulan altın, özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenilir bir sığınak olarak görülür. Son yıllarda, artan jeopolitik...;

Altın; fiziksel özellikleri, kültürel önemi, ekonomik rolleri ve tarihsel faktörlerin bir kombinasyonu nedeniyle yüzyıllardır talep görmekte. Altının tarih boyunca çok değerli olmasının başlıca nedenlerinden biri fiziksel özelliği. Altın her şeyden önce oldukça dayanıklı bir maden. Kararmaz, aşınmaz...;

Bugünkü konu Türkçe. Hakikaten bizim için en önemli meseledir Türkçe. Çünkü Türk milleti dediğin topluluk bir dil etrafında oluşmuştur. Bunu Batı’da Jean-Paul Roux diye Türklerin tarihini yazan Fransız tarihçi kitabının başlarına koymuştur: “Türkler dil etrafında oluşmuş bir millettir.“ Bugün birbir...;

Doğu Afrika’nın jeopolitik konumuyla ilişkili olarak Ortadoğu, Körfez ve Hint- Pasifik stratejik alanlarıyla entegrasyonu bölgede yabancı aktörlerin askerî varlıklarının önemli bir nedenini meydana getirmektedir. Yabancı askerî varlıklar; çoğunlukla terörle mücadele, barış operasyonlarına destek, il...;

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Çinli mevkidaşı Wang Yi'nin davetlisi olarak 3-5 Haziran 2024 tarihleri arasında Çin'i ziyaret etti. Üç gün süren ziyareti sırasında Çinli yetkililerle üst düzey görüşmelerde bulunan Fidan, iki ülke arasındaki ikili bağların ve iş birliğinin güçlendirilmesine yö...;

Stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle önemli bir rekabet alanı olan Afrika, 21. yüzyılda çok sayıda aktörün, kapsamlı politikalar geliştirdiği ve zirveler organize ettiği kıta olarak dikkat çekmektedir.;

Uluslararası düzenin Ukrayna ve Filistin'de cereyan eden çatışmalarla küresel bir karmaşa dönemine girmesiyle mevcut sorunlara çözüm üretme yeteneği de zayıflıyor. Bu durum, küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde artan bir dengesizliğe yol açıyor. Kızıldeniz’de yaşanan tıkanma ve Rusya-Ukrayna sav...;

Bilindiği gibi İran dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ve tarihsel olarak küresel petrol piyasasında önemli bir oyuncu. İran, 155 milyar varil civarında olduğu tahmin edilen dünyanın dördüncü en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip. Bu rezervler dünyanın toplam kanıtlanmış petrol rez...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...