Kimdir Bu Bulgaristan Türkleri?

Makale

İnsan kutsal bir varlıktır ancak kutsal olduğu kadar da barbardır. Tabiatta biri birini yok edici tezatlar vardır. Bazen düşünüyorum ve dehşet verici bir kanıya kapılıyorum, dünyamızın insanları "vahşilikte" hayvanları çoktan geri­de bırakmışlar....

İnsan kutsal bir varlıktır ancak kutsal olduğu kadar da barbardır. Tabiatta biri birini yok edici tezatlar vardır. Bazen düşünüyorum ve dehşet verici bir kanıya kapılıyorum, dünyamızın insanları "vahşilikte" hayvanları çoktan geri­de bırakmışlar.

Bu vahşet tablosunda Bulgaristan ayrı bir yere sahiptir, çünkü engizisyon mahkemelerini bile geride bırakmıştır. Bizim Bulgaristan Türklerinin son yüz yılını gözümün önüne getirdiğimde sadece işkence, sürgünler, göçler, ölümler ve arkası bitip tükenmeyen "trajediler" görüyorum.

Osmanlı döneminde Anadolu topraklarından, Konya'dan başlayarak di­ğer yörelerden de Bulgaristan'a yerleşmiş Türkmenlerdir. Zülüm ve ızdırap dolu yılları Rus-Türk savaşı ile (93 Harbiyle) başlıyor ve günümüze kadar de­vam ediyor. Balkan Savaşları(1912-1913); açlık yılları (1925-1935); mal-mülklerin ellerinden alınması (komünist dönemin başlangıcı); 1960 da başla­yarak 1972-73 ve 1984-1989 zorunlu asimilasyon yılları bizlere hep zülüm, gözyaşı ve ölümler getirmiştir. Panslavizm, faşizm ve komünizm artık geride birer hayal ürünü olarak kaldılar. Bu ideolojilerin sayesinde binlerce insanımız mahkemesiz kayıtsız şartsız yok edildi.

Bunun için göçmenlik hep kurtuluşa çare olarak imdadımıza yetişti, fakat göç yolları da zordu. Biz şimdiye kadar üç büyük göç yaşadık. 1878 yılların­daki Birinci büyük göçümüz esnasında bir milyona yakın insanımız yollarda ve savaşlarda canından oldu, mal kayıplarımız ise çok büyüktü. Geride kalan­ların zihnindeki tahribat ise onarılamaz. Ardından Balkan harpleri geldi ve yi­ne vahşi ve akıl almaz trajik manzaralar çıkıyor karşımıza. Bu savaştaki kayıp­ların sayısı altı yüz bini aşmıştır.

Büyük gezi diye adlandırılan son göç olayında yarım milyon insanımız yollara düştü. İnsanımız Gâvur olma ve ölüm korkusu sarmıştı. Zorunlu asi-

milasyon esnasında Bulgar şovenizmi gece baskınları düzenleyerek, zorbalık­la Türk halkını hayvan sürüleri gibi meydana toplayarak, işkence ve ölüm teh­didi ile Türk ve Müslümanların kimliklerini zorla değiştirebileceğini zannetti.

Ancak karşısındaki toplumun Türklerden oluştuğunu ve arkalarında Tür­kiye gibi bir güç var olduğunu unutmuştu. Bulgar yöneticilerinin unuttuğu bir başka şey daha vardı. "Diktatörler de yıkılır kuralı". Bu kural komünist cun­tasının desteklediği Jivkov rejiminin de çöküşünü hızlandırmış oldu.

İlk direnişlerde yalnız Kırcaali bölgelerinde onlarca kişi öldürülmüştü. Ülke genelinde çok sayıda insanın öldüğü, yüzlercesi yaralandı, binlercesi tu­tuklandı, hapsedildi evler basıldı, insanlarımız bilinmeyen yerlere sürüldü kaybolanlar oldu. Bu yıllar içinde, 47 yıllık komünist iktidarı sürecinde kendi Bulgar halkına da eziyet etti. Onlarca sürgün ve toplama kampla­rında muhalif Bulgar ve Türkler hep beraber ızdırap çekti. Sadece bu sü­reç içinde 110 bin Bulgaristan vatandaşı kayboldu. Belene adası binlerce Bulgaristan aydınının mezarı oldu ve maalesef mahkumların çoğunun son yol­culuğu domuzların midesinde son buluyordu.

Özellikle Bulgar Aydın ve Muhaliflerinin Domuzlara yem yapıldığı bu vahşet ortamında hiçbir mahkûm kaçmayı başaramamıştır. Komünist sistemin çöküşü gerçekleşmeseydi Belene adası Türk ve Bulgar tüm Bulgaristan Aydın­larının sonu ve mezarı haline gelecekti. Aç ve sefil, cesetler üstünde yatan on binlerce mahkûm insanlığa "İmdat" diye haykırıyordu. Kimileride vardı ki, Anavatan Türkiye'den mutlaka imdat geleceğine inanıyor ve Türklüğe olan inancıyla yaşıyordu.

Kâbus yılların sonunda duvarlar yıkıldı ve bizler Anavatanımız Türki­ye'ye kavuştuk. O yıllarda gerçekleşen tüm insan hakları ihlallerini tam ola­rak bilmiyoruz. Bulgaristan halkının Anıları acılarla dolu, fakat gerçekler her ne pahasına olursa olsun aydınlatılmalı. Soğuk savaş yıllarında hudut boyla­rında onlarca insanımız öldürüldü, yüzlercesi tutuklandı ve ceza evlerine atıl­dı. Özgürlüğe kaçış yolunda binlerce insanımızın hayatı karardı.

Aslında gerçekte faşist olan bu rejim, sözde sosyalisti. Fakat insanların doğduğu bu kendi topraklarında, bir düşman olarak muamele gördü ve kendi yurdu bir cezaevi ve toplama kampına dönüştürüldü.

Şimdi bize düşen görev, özgürlük davasına hayatını adayan, yıllarını ce­zaevlerinde geçiren binlerce kardeşimizin adına bu karanlık olayları aydınlat­mak ve kahramanlarımızın isimlerini yüceltmek ve yaşatmaktır. Bugün biz kimlerin, nerede ve tam olarak ne zaman öldürüldüklerini bilmiyoruz. Emni­yet müdürlüklerinde ve tutuk evlerinde öldürülenler var. İsimlerini bile bilmi­yoruz. Bütün meçhul cinayetler aydınlatılmalı. Suçlar da bulunur ve halen ha­yatta olanlar varsa yargılanmaları için çalışmalıyız. Jivkov döneminde işlenen

cinayetlerin sorumluları ile katliamların suçluları hiç biri tespit edilip yargı önüne çıkarılmamıştır.

1989 yılı gerilerde kaldı. Geçen 20 yıl içinde Anavatana kavuşanlar hu­zur ve barış içinde hayatlarını sürdürmektedirler. Peki orada kalanların yaşam­ları ne durumda?

Bu kürsüden sizlerle bir gerçeği paylaşacağım ve bunu bütün Türk Dün­yasının duymasını arzuluyorum. Bizler diyoruz ki, Bulgaristan Türkleri için komünist düzen bitmemiştir, diktatörlük halen devam etmektedir. Halkımız sözde özgür, fakat siyasi liderleri eski totaliter, komünist rejimin uzantıları ve bunlar Bulgaristan'da Türklüğün yaşatılmasına engel olmaya devam ediyorlar. Çok ince ve sinsi bir şekilde asimilasyon politikaları devam etmektedir. Sizle­ri AB vatandaşı yapacağız vaatleri ile Türkler ve Müslümanlar kendi dil, din ve kültürel geleneklerini önemsememe yollarını zorlamaktadırlar. Bulgaristan bir AB üyesi olmasına rağmen maalesef mağdur taraf Türkler ve Müslüman­lar olunca AB Parlamenterleri çifte standart moduna geçiyorlar. Avrupa'da in­san hakları, yasayla veriliyor. Fakat söz konusu Türk ve Müslümanlar olunca bu hakları talep edip, direnerek alacaksınız denilmektedir. Yeterli talep yok de­nilip çocuklarımıza anadillerinde eğitim hakkı verilmiyor.

Halkımızın Türkçe yayın yapan televizyonları, radyoları, gazeteleri yok, yüzlerce Türk ve Müslüman vakıflarımızın malvarlığı hale iade edilmemiştir. Hatta bazıları peşkeş çekilmiştir ve bu durum halen böyle devam etmektedir. AİHM'e hiçbir dava intikal ettirilememiştir. Sorunlarımız anlatmakla bitmez. Nasıl oluyor ki bir lider 20 yıl boyunca başta kalabiliyor. Nasıl oluyor ki bir lider kendisi bunca zengin olabilmesine rağmen halkı Bulgaristan'ın en fakir, en az hizmet alan topluluğu durumundadır. Gerçek şu ki, bugünkü liderlerimiz kendi insanına faydasız. Bu yüzden Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH)'nin siyasi liderleri siyasetten uzaklaştırılmalı, artık yeni nesilden temiz kişiler gel­meli. Çünkü şu anda HÖH'ü yönetenlerin çoğunluğu Türk ve Bulgar halkı ara­sındaki ayrımcılığı körüklüyor. Yani Ataka Partisi'nin yaptığından farklı bir şey yapmıyorlar.

Ancak Bulgaristan'daki Türk toplumu artık bilinçlenmeye başlamış ve hak ettiği temiz ve dürüst liderini bulma gayretine girmiştir. Artık sahte kurta­rıcılar peşinde koşmayı bırakalım ve gerçeklerle yüzleşelim. Bu hususta biz Türkiye'de yaşayan Bulgaristan vatandaşları olarak da her zaman halkımızın yanındayız.

Ümit ederiz ki, bundan böyle Türk Dünyasının her yerinde olduğu gibi Bulgaristan'daki insan hakları ile ilgili de gerekli çalışmalar teferruatıyla ya­pılacak ve anında önlemler alınacaktır. Bu toplantıyı düzenleyen ve emeği ge­çen herkese teşekkür ederiz ve çalışmalarında üstün başarılar dileriz.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2072 ) Etkinlik ( 86 )
Alanlar
TASAM Türkiye 86 2072

İsrail'in 'nation in arms' (silahlanmış millet) kavramı üzerinden literatüre taşınması, hem devlet yapısını hem de bu yapıya özgü sistematiği özetleyen analitik bir çerçeve sunmaktadır. İsrail ordusunun bu tarihsel kökeni ülkeyi sivil-asker ilişkileri açısından karşılaştırmalı siyaset yazınında dikk...;

Dünya iktisat tarihi1, 18. yüzyılın sonuna kadar tek bir devasa gücün gölgesinde şekillenmiştir: Çin. MÖ 221’de ilk imparatorluğun kurulmasından MS 1800 yılına kadar geçen süreçte Çin, sadece bir devlet değil; kendi kurallarını, kendi teknolojisini ve kendi finansal evrenini yaratan bir "medeniyet-d...;

Türk milletinin sosyo-psikolojik kodları incelendiğinde, zorlu coğrafi koşulların getirdiği pratik, hızlı karar alabilme yeteneği öne çıkmaktadır. Ancak yerleşik hayata geçiş ve geniş coğrafyalara yayılma sürecinde, toplumun kriz anlarında sığındığı pratik çözüm yolları, zamanla kurumsallaşamamış bi...;

Rusya Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde dünyadan gelen tepkiler tahmin edilebilirdi. En sert tepki, kendisini eski sistemin koruyucusu ve muhtemelen Ukrayna'nın olası bir NATO üyeliğinin garantörü olarak gören Amerika Birleşik Devletleri'nden geldi. Avrupa'nın tepkisi ise genel olarak Soğuk S...;

Geleneksel refah devleti literatürü, Gøsta Esping-Andersen’in 1990 yılında yayımlanan yapıtı The Three Worlds of Welfare Capitalism (Refah Kapitalizminin Üç Dünyası) çerçevesinde şekillenmiştir. Esping-Andersen; piyasadan arındırma (de-commodification) ve toplamsal katmanlaşma (social stratification...;

Refah devleti literatürünün modern dönemeç noktası, Gøsta Esping-Andersen’in 1990 yılında yayımladığı The Three Worlds of Welfare Capitalism başlıklı çığır açıcı çalışmasıdır. Esping-Andersen, refah devletlerini yalnızca harcama miktarlarına göre sıralayan nicel yaklaşımları reddederek, sistemlerin ...;

Bir toplum, gençlerini uyuşturucudan koruyabilir; fakat onların zihinlerini, kendisinin üretmediği ve düşünce dünyalarını nasıl şekillendirdiğini bütünüyle kavrayamadığı dijital platformların etkisine açık bırakabilir. Binlerce doktor ve mühendis yetiştirebilir; ancak ilk ciddi kriz anında ihtiyaç d...;

Büyük güçler arasındaki güvenlik rekabeti, uluslararası politikanın baskın özelliğidir. Tarih boyunca kırmızı bir iplik gibi uzanır ve ortadan kalkacağına dair pek bir neden yoktur. Bunun nedeni basittir: Anarşi içindeki devletlerin rekabet etmekten başka seçeneği yoktur, çünkü başka bir devlet haya...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.