Dünya Türk Forumu

Haber

Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezinin ( TASAM ) öncülüğünde, 20-22 Ekim 2010 tarihlerinde İstanbul’da ‘ DÜNYA TÜRK FORUMU ‘ nun düzenlenmiş olması, Orta Asya ve Kafkasların hiçbir zaman eksilmeyen önemi etrafında düşünen çevrelerde büyük memnuniyet yaratmıştır. Bu yönüyle TASAM içtenlikle tebrik edilmeye değer....

Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezinin ( TASAM ) öncülüğünde, 20-22 Ekim 2010 tarihlerinde İstanbul’da ‘ DÜNYA TÜRK FORUMU ‘ nun düzenlenmiş olması, Orta Asya ve Kafkasların hiçbir zaman eksilmeyen önemi etrafında düşünen çevrelerde büyük memnuniyet yaratmıştır. Bu yönüyle TASAM içtenlikle tebrik edilmeye değer.

Bakanların da dahil oldukları, bağımsız Türk dili konuşan ve Türk diasporalarının da bulunduğu 60 kadar ülkeden çeşitli kesimlerden olan iştirakle, çok büyük bir organizasyon halinde gerçekleştirilen bu faaliyete ait ‘ İstanbul Deklarasyonu ‘ ile, toplantının açılışında ve seyri sırasında yapılan muhtelif konuşmaları inceledim ve her zamanki gibi çok iyi niyet ve yüksel ideallerle işe girişildiğini ve şimdiden alt yapı niteliğinde bazı önemli adımların da atılmış olduğunu gördüm.

Bu aşamada söylemek istediğim ilk şey şu olacaktır : Örgütlenmede fazla dağılmayalım, alt ve üst gruplar, konseyler gibi cazip gelebilen tanımlamaları daha sonraki dönemlere bırakalım. Bunun dışında, el atılacak konuları iyi seçelim ve bu bağlamda, üzerinde mutabakat sağlanması zor gözükecek siyasi konulardan uzak duralım. Ağırlığı, bölge ülke ve halkları arasında esasen mevcut olmakla beraber, son 70 yıllık katı yabancı yönetimin küllendirdiği ve hatta zorla unutturduğu kültür ve tarih birlikteliğine verelim. Türklük Dünyasının en büyük hazinesi budur. Yoksa iş, taahhüt ve ticaret konjonktürel olgulardır, bugün var, yarın yok olabilirler.

Bağımsızlıktan hemen sonra, adeta bir meşihat kapısı olarak Türkiyede melce arayan Orta Asya ülkelerine yaklaşımımızı artık ilk günlerin duygusallık ve yüzeyselliğinden kurtarmalıyız. Bu ülkelelere karşı bir nev’i ‘büyük ağabey’ edasiyle davranmanın, aradan geçen zaman zarfında bize bir şey kazandırmadığını, aksine bu yöreler idareci ve halklarını bizden uzaklaştıdığını ve arenayı İran, Çin ve Kore ile birlikte, Amerika ve Batı’nın ele geçirdiğini görelim.

Orta Asyadaki varlık sıralamasındaki bu gerilemeyi kısa sürede telafi için, öncelikle bu ülkeleri eşit ve egemen işbirliği ortakları olarak görmeliyiz. Yoksa ‘ ben Türküm, sen de Türksün, o halde bu iş ve ihaleyi bana vermelisin ‘ demekle olmadı ve olmuyor.

Siyasi yönetimler, Orta Asyayı, devamlı gözetilecek bir dosya olmak yerine, sık sık el değiştiren kadro ve ‘ masalar ‘ olarak görmekten vazgeçmelidirler.

Hükumetlerin Orta Asya politikasının omurgasını ortak kültür ve tarih teşkil etmelidir. Kaybettirilen benlikleri bulup çıkarabilmeliyiz. Bu da, bir veya iki günde olacak iş değildir; yıllar alan uzun soluklu ve disiplinli çalışma gerektiren bir süreçtir. Ancak bu şekilde, nesiller ortak ve güçlü bir zemin üzerinde biribiriyle kenetlenebilirler. Ancak böylesi bir ortaklık sayesinde Türk dış politikası, diğer çevreler karşısında çok arzu ettiği satvet konumuna yükselebilir. (asula@ttmail.com)

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1999 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1999

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.