Türkiye’nin Üçüncü Boğazı: Mersin-Kars Demiryolu Hattı

Makale

Anadolu Coğrafyasının her daim fonksiyonel görevi Kuzey-Güney ulaştırmasının kontrolü olmuştur. Rusya’yı uluslararası standartlarda yeniden kuran Çar I. Petro’nun...

Anadolu Coğrafyasının her daim fonksiyonel görevi Kuzey-Güney ulaştırmasının kontrolü olmuştur. Rusya’yı uluslararası standartlarda yeniden kuran Çar I. Petro’nun jeopolitik görüşlerinin temelinde güneye inmek yani sıcak denizlerle buluşmak vardır. 1960’lı yıllardan başlayıp 30 yıldan fazla Sovyet Rusya’nın donanma komutanlığını yapan Amiral Gorşov da “Savaşta ve Barışta Deniz Kuvvetleri “ adlı eserinde yine Sovyet Deniz Gücünün güneye sıcak denizlere inmesinin önemini anlatır.

Üç kıtayı ve iki okyanusu birleştiren bir coğrafya olan Anadolu’nun Kuzey-Güney geçişini etkileyen üç önemli ekseni bulunmaktadır:

1- Bulgaristan-Batı Trakya-Ege Denizi
2- Karadeniz-Türk Boğazları-Ege Denizi
3- Erzurum-Murat Yaylası-İskenderun Körfezi

Osmanlı Devleti tarihi boyunca Rusya’nın Anadolu’dan Akdeniz’e inişini önlemek üzere bu eksenlerin savunulması ve/veya bu eksenleri savunmak üzere daha kuzeyindeki coğrafyalarda egemenlik kurmak, bu egemenliğini devam ettirmek için savaşmıştır. Ancak bugün durum farklıdır, ekonomik dolaşım, ekonomik iletişim ve ekonomik ulaştırma ulusların temel stratejilerini oluşturmaktadır.

Bu yeni olgularla birlikte Türkiye Cumhuriyeti yeni değerlerin de odağı olmuştur. Bunlardan birisi Atlantik Okyanusu’nun Tuna-Main Kanalı ile Karadeniz’e oradan da İstanbul Kanalı, Ege ve Akdeniz’e daha sonra Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz ile irtibatlandırılmasıdır. Bu projenin tamamlanması - İstanbul Kanalı’nın açılması ile- dünya ticareti son derece daha güvenli ve büyük boyutlara ulaşacaktır. İki okyanusu birleştiren bu projeden başka yeni bir ulaştırma ekseni Mersin-Kars-Tiflis-Bakü demiryolu ulaştırması planlaması da gündemdedir.

Bilindiği gibi Akdeniz üç ekseni ile diğer denizlerle bağlantılıdır. Bu eksenler Türk Boğazları ile Karadeniz’i, Cebelitarık Boğazı ile Atlantik Okyanusu’nu ve Süveyş Kanalı ile Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nu Akdeniz’e bağlamaktadır. Bunlardan Orta Asya ülkelerinin ticari mal dolaşımına hizmet edecek eksenler Cebelitarık Boğazı ile Süveyş-Kızıldeniz eksenindedir. Bu eksenlerin Orta Asya ülkelerine en kolay bağlantısı Mersin-Kars demiryolu hattıdır ki gelecekte bu hattın özellikle paket yük, tekerlekli yük ve konteyner taşımaları için son derece faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Deniz taşımacılığında her gün yeni kavramlar ve bu bağlamda yeni sistemler üretilmektedir. Artık dökme yük kırkambar yükleri tarihe karışmak üzeredir. Paket yük, tekerlekli araçlı yükler (Ro-Ro) ve nihayet konteyner yükleri her yıl %10’ları geçen bir ivme ile giderek artmaktadır. Bu tür yüklerin temelde iki büyük avantajı bulunmaktadır: Yükler daha güvenli nakledilmekte, gemiler limanlarda daha az kalarak daha verimli çalışılabilmektedirler.

Ülkemizin deniz kıyılarında 69 limanı vardır. (iki liman da baraj göllerindedir) Bu limanlar paket, tekerlekli ve konteyner yüklerinin en yoğun olduğu limanlar sırası ile Ambarlı, Mersin ve Kocaeli limanlarıdır. Bunlardan Kocaeli ve Mersin limanları demiryolu bağlantısı ile Anadolu’nun içlerine ve hatta bu hatların bağlantılı olduğu Gürcistan, İran ve Irak’ a da taşıma yapılmasına imkân vermektedir. Bu iki limanın ülke genelindeki toplam yük elleçlemesinde Kocaeli %17, Mersin %10, konteyner elleçlemesinde ise Kocaeli % 10,5 Mersin %19’luk bir paya sahiptir. Bunun anlamı 69 limanı olan ülkemizin tüm limancılık faaliyetlerinin dörtte birinden fazlası Anadolu’ya ve hatta Doğu’daki komşu ülkelere tren yolu bağlantısı olan Kocaeli ve Mersin limanlarından yapılmaktadır. Konu ile ilgili istatistiki bilgiler IMEAK (İstanbul, Marmara, Ege ve Karadeniz) Deniz Ticaret Odası’nın 2015 yılı “Deniz Sektörü Raporundan“ alınmıştır.

Bugün bilinmektedir ki Orta Asya ülkelerinin zengin yeraltı servetleri vardır. Diğer taraftan uzun yıllar Sovyet Rusya’nın egemenliğinde kalmalarından dolayı yeterli teknik ilerlemeden yoksundurlar. Bu nedenlerle Orta Asya ülkeleri bugün ve gelecekte -giderek artan- büyük yatırımlara sahne olacaklardır. Bu yatırımları ihtiyaç duyduğu her türlü malzeme ile Orta Asya ülkelerinin ihtiyacını temin eden pek çok maddenin taşınmasında konteyner ve/veya tekerlekli taşıyıcılar (Ro-Ro) en uygun donanım olarak gözükmektedir. Bu nedenle Mersin-Kars demiryolunun ülkemizin Asya’ya olan bağlantısında stratejik bir değer taşıdığı değerlendirilmektedir.

Bu değerlendirmenin bilincinde olan Cumhuriyet Hükümetimiz Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Hattı için Demiryolu güzergâhının geçtiği Gürcistan ve Azerbaycan hükümetleri ile 26.03.2012 tarihinde bir sözleşme yapmıştı. Daha sonra 10.04.2013 tarihinde başlatılan inşaat 2016 yılsonu itibari ile bitirilmiş, bu yıl (2017) işletmeye açılması beklenmektedir. Demiryolu hattının uzunluğu 838 km, toplam maliyeti ise 450 milyon dolardır. Bu 838 km’lik demiryolu hattının 76 km’si Türkiye’den 259 km’si Gürcistan’dan, 503 km’si ise Azerbaycan’dan geçmektedir. Başlangıçta yılda 1 milyon yolcu ve 6,5 milyon ton yük kapasiteli olan güzergah, zaman içinde 3 milyon yolcu, 35 milyon yük kapasitesine ulaşacaktır. Bu bağlamda olarak, Hazar Denizi ötesinde bulunan Asya ülkeleri yılda 240 milyon ton olan yük ihracatının en az %10’unu bu demiryolu hattı ile ülkemiz üzerinden Batı’ya ulaştıracaklardır. Yine bu projeye bağlı olarak Kars’ta 35 bin m2’lik alana 412 bin ton kapasiteli bir “Lojistik Köy“ kurulmaktadır.

Mersin’den Kars’a giden demiryolu hattı (Mersin-Malatya-Erzincan-Kars) yaklaşık 1200 km civarındadır. Mersin’e gelen paket, tekerlekli ve konteyner yükler demiryolu vasıtası ile Kars’a oradan da Bakü ve Hazar Denizi’nden Orta Asya ülkelerine gidebilecektir. Ayın husus elbette ki Kocaeli Limanı için de mevcuttur. Ülkemize gelen Konteynerlerin en büyük göndericisinin de Mersin’e en yakın ülke Mısır (%16) olduğunu da belirtmekte ayrı bir fayda olduğu değerlendirilmektedir. Burada belirtmek istediğim diğer bir konu Mersin limanının yine Malatya üzerinden Muş-Van hattı ile İran’a bağlantılı olduğudur. Hatta yine Mersin limanı Osmaniye-Gaziantep-Mardin-Nusaybin hattı ile de Irak’a bağlantılıdır


SONUÇ

Türkiye Cumhuriyeti üç kıtanın ve iki okyanusun birleştiği bir coğrafyada bulunmaktadır. Dolayısı ile coğrafyamız bu bölgedeki kara ve deniz yollarını tarih boyunca kontrol etmiştir. Özellikle Kuzey-Güney trafiğini Türk Boğazlarından kontrol etmiş ve bu uğurda pek çok savaş vermiştir.

Bugün küresel strateji ve küresel ekonomik durum ulaştırmanın değerini daha da arttırmaktadır. Diğer taraftan demiryollarımıza giderek artan yatırımlar limanlarımızı iç bölgelere bağlanmakta bu da doğudaki komşu ülkelere olan irtibatlarımızı güçlendirmektedir. Bir başka anlatımla doğu vilayetlerimiz ve doğu komşularımız Mersin üzerinden daha kolay biçimde denizle -Akdeniz ile- buluşmaktadır. Özellikle Kars-Tiflis-Bakü tren yolu hattının Mersin limanı ile buluşması Orta Asya ülkelerinin ucuz, güvenli ve kolay biçimde Akdeniz’e inmelerini kolaylaştıracaktır. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin “Akdeniz’e İnen Yeni Bir Boğaz’ı“ olacak böylece Mersin’in dolayısı ile ülkemizin jeopolitik durumu yeni bir değer kazanacaktır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2693 ) Etkinlik ( 220 )
Alanlar
Afrika 75 633
Asya 98 1072
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1291 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2041 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2041

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantıları’nın ilki, “Stratejik Araştırma, Ağ ve Kapasite Geliştirme” ana teması ile 6 Ekim 2022 tarihinde saat 14.00’te Çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek;

İstanbul'da Uluslararası İlişkiler, Kamu yönetimi vb. bölümlerin 3./4. sınıf lisans öğrencisi olup İngilizce B2 ve üstü yeterliliğe sahip, Office programlarını iyi derecede kullanan adaylar STAJ başlığı ile CV ve ön yazı göndererek hemen başvurabilirler. info@tasam.org ;

Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 30 Eylül sabahı saat 04.30’da, başta Baba Sy Askerî Kampı’ndan olmak üzere bir çok yerden silah sesleri duyuldu. Ardından ise devletin televizyon kanalı olan RTB’nin yayını kesilerek yüzbaşı İbrahim Traore liderliğindeki darbeci askerler burada bir bildiri okudu...;

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli özelliği politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden kültüre kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmasıdır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sadece ürün ve hizmetleri değil süreç ve iş yapış şekillerini de değiştirmektedir. Bu değişim ve d...;

Seferberlik “harîm-i ismetine” tecavüz eden düşmanı püskürtmek ve vatan topraklarından kovmak için yapılan kutsal bir çağrıdır. Vatan savunması için ilan edildiğinde genç, ihtiyar, kadın, erkek şimdi Ukrayna’da olduğu gibi cepheye koşar, şehit düşen kanıyla gömülür. ;

İletişim alanı temelli kamu diplomasisi, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde her ne kadar yeni bir kavram olarak belirse de, dış politikanın anlamlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Öncelikle kamu diplomasisi kavramının tarifi, bu doğrultudaki faaliyetlerin değerlendirilmesini ...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.