Karadağ 2009'da Ekonomik Düşüncenin Politik Ekonomi Yapılandırması

Makale

Politik ekonomi açısından bakıldığında, pazar ekonomisine geçişin başa­rılı bir şekilde sağlanabilmesi için küresel siyasi ve ekonomik trendlerin açık ve eleştirel bir entelektüel algı içinde alınması gerekir....

Politik ekonomi açısından bakıldığında, pazar ekonomisine geçişin başa­rılı bir şekilde sağlanabilmesi için küresel siyasi ve ekonomik trendlerin açık ve eleştirel bir entelektüel algı içinde alınması gerekir. Zaman açısından bakıl­dığında entelektüeller, bir toplumun uzun vadede izleyeceği yolu belirleyen­lerdir; politikacılar ise toplumu kısa vadede (seçimler aralığında) yönlendiren­lerdir. Bu nedenle yerel entelektüeller, geçiş ülkelerinde uygun yol ve değişim dinamiklerinin oluşturulması ve uygulanması anlamında kritik rol oynar. Ka­radağ'ın geçiş süreci tam 20 yıldır devam etmektedir. Buradaki birincil sorun­lar yolsuzluk, organize suçlar ve hukukun üstünlüğü sorunlarıdır. Bu noktada önemli bir soru akıllara gelmektedir: Entelektüel elit kesimin, politik ekonomi açısından bakıldığında bu süreçte oynadığı rol nasıl açıklanabilir.

Bize göre, diğer etkenlerin dışında küresel politik ve ekonomik süreçle­rin yerel ekonomik entelektüel elit kesim tarafından yanlış anlaşılması ve iliş-kilendirilmesi, ayrıca eleştirici olmayan bir şekilde algılanması Karadağ'ın şu anki ekonomi durumu üzerinde büyük etki etmiştir. Entelektüel dürüstlük so­rununu işaret eden eğitimde yozlaşma meselesinden ise bahsetmeye bile gerek yok bu noktada.1 Elit kesim, sosyoekonomik değişiklikler sürecine etkili bir katkıda bulunamamıştır ancak 1990'ların başındaki kaotik yerel politika oyun­cularına ve sonraki dönemlerde geçiş sürecini yönetmeye çalışan uluslararası kurumlara yönelik olarak "göz boyama" işlevi görmüştür. Sonuç olarak geçiş süreci geciktirilmiş ve sonuç anlamında oldukça belirsiz kalmıştır.

Bu Karadağ'daki süreç ve ekonomik düşüncenin politik yapılanması ara­sındaki bağ nedir? Bir toplumdaki entelektüellerin diğerlerine göre belirli sorunlardan daha önce haberdar olmaları, sorun çözümlerine alternatif sunmala­rı ve sorun çözümleme aşamasında aktif olmaları beklenir. Diğer bir yandan ise Karadağ'daki geçiş süreci yirmi yıldır devam etmektedir ve yolsuzluk ve organize suçlar gibi ciddi sorunlarla devam etmektedir; yerel ekonomi ente­lektüellerinin başarısız Karadağ geçiş süreci üzerindeki etkisi hayli yüksektir. Bu aşamada akla gelen sorular ise şu şekildedir: Bu durum hangi yollarla ve nasıl açıklanabilir?

1989 yılında Berlin Duvarının yıkılmasıyla baş gösteren sorunları belir­leme yönünde entelektüel kesimin uygun olmayan kapasiteleri/isteksizlikleri kısmen, eski sosyalist sistemde sosyal bilimlerin oynadığı özür dileyen rol ile açıklanabilir. Bu eksiklik eski sistemle ilişkilendirilebilir, ancak 1989 sonrası evrensel geçiş paradigmasının dikkate alınmamasına dair uzun süre geçerli olacak bir bahane olamaz. Calkins ve Vezina (1996, s.2) bu paradigmayı; Ba­tı bilgisi ve geleneksel bilgiyi birleştiren, normatif etikler ve pozitif objektivi-teyi dengeleyen ve Yeni Dünya Düzeni'ne yönelik olarak ekonomik sistemle­rin üç temel alternatifinin/mevcut türlerinin (sosyalist, pazar ve karşılıklılığa dayalı) geçişine yönelik bilimsel kurumlar oluşturan fizik ve psikoloji kurum­larını çevreleyen, Batı disiplinleri arasındaki diğer paradigmalara açık bir pa­radigma olarak tanımlamaktadır.

Farklı sistemlerin, farklı ihtiyaç ve beklentileri karşılamasından ötürü, bir ekonomi sistemi düzenlemesiyle ilgili olarak alternatif yollar önermesi bekle­nen temel politik ve ekonomik düşünce ve trendlerin netleştirilmesi gerekir: Sosyalist sistemler, düşünsel ihtiyaçlar ve beklentilere yönelik materyalizme ve karşılıklılığa dayalı sistemlere yakınlığı ile sosyal pazara daha fazla eğilim­lidir. Bunun ötesinde bu sistemler farklı mekanizmalara -yönergeler, değişim­ler ve entegrasyon- dayalıdır ve örneğin, serbest pazar ve sosyal pazar (veya hissedar) ekonomisi arasındaki farkın belirgin olduğu pazar sistemleri gibi ho­mojen değildir. Sosyal pazar literatürde "sosyalizmin daha az ilgisiz versiyo­nu" olarak geçer.

Bu nedenle, küreselleşme ve ekonomik dönüşümün dünya genelinde çok uluslu şirketler gibi tek bir yönetim konsepti ile takip edildiği Yeni Dünya Dü­zeni (YDD) perspektifinden bakıldığında, çok sayıda sistem ele alınabilir. Başka bir deyişle küreselleşme, devlet sınırları olmayan bir dünyayı, insan kaynakları ve bilginin serbestçe dolaştığı dev küresel köy genelinde kaynakla­rın sirkülasyonunu beraberinde getirir (Mo Koo, 1996, s.42). Calkins ve Vezi­na (1996, s.1), YDD'nin ekonomik boyutlarını - insanlığın materyal, sosyal ve düşünsel gereklilik ve beklentilerinin karşılanmasına yönelik kolektif eyleme dayalı daha yüksek etkinlik, eşitlik ve dengeyi- vurgulamaktadır.

Karadağ'daki geçiş süreci ile ilgili olarak yukarıda bahsi geçen sorunlar, çoğunlukla yeni liberal oluşum perspektifinden ele alınmıştır. Bu da entelek­tüel elit kesimde dâhi yüzeysel bir politik karşıt gruplaşma oluşumunda etkili olmuştur. Ekonomik elitin son yirmi yılda Karadağ ekonomik ve politik yaşa­mında oynadığı önemli rol nedeniyle, siyasi parti ve ekonomik elit kesimin politik ekonomi yapılandırması arasındaki bağlar, iki egemen politik ekonomi akımı temelinde çizilebilir. Bu akımların ilki olan ana muhalefet Sosyalist ulusal Parti ideolojisinin sosyalist ideoloji (sosyalistler, Marksistler) ile karşı-laştırılabilir olan görüş kaynaklarını temsil etmesi beklenir. İkinci akım olan iktidar Demokrat Sosyalist Parti ideolojisinin ise modern sosyal demokrasinin (pazar realistleri, yeni Keynesçiler) ekonomik görüşlerinden doğması bekle­nir. YDD'nin tanımlamasına göre her iki ideoloji de yalnızca bazı bileşenleri (sosyal veya materyalist-sosyal bileşenler) vurgulamaktadır ve küreselleşme söz konusu olduğunda hiçbiri, ulusal ekonomi politikaları gibi sınırları olma­yan bir dünya ile karşılaştırılamaz.

Ancak Karadağ Hükümeti'nin (yirmi yıldır Demokrat Sosyalist Parti ik­tidarında) politik ekonomi yapılanması, ekonomik sistem değişiklikleri ve hü­kümetin takip ettiği bunlara denk gelen politikalar açısından ele alındığında, serbest pazar ekonomisinin neoliberal (libertaryan) ideolojisi akımının var ol­duğu görülmektedir. Bu akım ile sonunda, Karadağ'daki geçiş süreci YDD'nin materyalist akımı ile birleşecek ve Karadağ'ı serbest kaynak dolaşımı anla­mında küreselleşme süreci ile rekabet edebilecek hale getirecektir.

Karadağ hükümeti resmen Sosyalist Demokrat Parti'nin etkisi altındadır ve politikaları serbest pazarınkilere benzer. Bu ideolojik tutarsızlık çeşitli şe­killerde açıklanabilir:

  1. Yeni Keynesçi düşüncenin yerel yandaşları sosyal demokrat hükümete Friedman tipi çözümler önerir.
  2. Friedman tipi düşüncenin yerel yandaşları sosyal demokrat hükümete Friedman tipi çözümler önerir.
  3. Friedman tipi düşüncenin uluslararası yandaşları sosyal demokrat hü­kümete Friedman tipi çözümler önerir.

Her bir açıklama yerel aktörlerin kapasite ve rollerine dair bir fikir oluş­turmaktadır. İlk durumda Yeni Keynesçi düşünce yandaşlarının ideolojik ola­rak tutarlı çözümler sunamadığı (ya da istemediği) sonucu çıkarılabilmektedir. İkinci durumda, Friedmancı düşünce yandaşlarının pragmatik olduğu ve üçün­cü durumda ise hiçbir düşüncenin yerel yandaşlarının Hükümet tarafından ka­bul edilecek herhangi bir çözüm sunmaya yönelik kapasitesinin olmadığı ya da bunu istemedikleri sonucuna ulaşılabilir. Tüm üç durumda da Hükümet'in ideolojik ve politik tutarsızlık anlamında oldukça pragmatik olduğu görülür.

Sonuç olarak, Friedman görüşleri, Karadağ Hükümeti'nin sosyal, finan-sal ve mâli meselelerle ilgili olarak kabul ettiği çeşitli çözümlerin yanı sıra vergilendirme, özelleştirme, serbestleştirme, kurumsal yönetim, banka siste­mi, sermaye pazarı, AB ortaklık süreci ve benzeri durumlara ait çözümlere bir zemin oluşturmaktadır. Belirtmeye gerek yok ki bu durumların hepsi politik ekonomi ve küreselleşme perspektiflerinden ele alınmalıdır.

Ancak hikaye burada sonlamıyor. Normatif yaklaşım, örneğin ideolojik veya politik açıdan bakıldığında ekonomi ve ekonomi çözümlerinin neler ol­ması gerektiği sorunsalı, bakış açılarından biridir. Diğer bir bakış açısı da po­zitif yaklaşımdır. Pozitif yaklaşımda örneğin gerçekten yürürlükte olan ve iş­leyen kurumlar hangisidir, bu bir serbest piyasa kapitalizmi mi, yönlendirici sosyalizm mi, özerklik sosyalizmi mi, devlet sosyalizmi mi, refah ekonomisi mi, serbest pazar ekonomisi mi, sosyal pazar ekonomisi mi veya herhangi baş­ka bir şey mi sorunsalları sorulur. Bu noktada asıl soru; ekonomik elit kesimin ekonomi gerçek tipi, veya adı her neyse, üzerindeki etkisi nedir?

Tartışmanın başında bahsi edilen raporlara göre, Karadağ ekonomisinin ana özelliği (güç dağılımı ve sınırlı hükümet, açıkça tanımlanan ve korunan mülkiyet hakları ve sözleşme uygulamalarını garantileyen) hukukun üstünlü­ğü değil, gayri resmi kurallar ve gruplar tarafından yönlendirilen ekonomi fa­aliyetleri üzerindeki devlet kontrolüdür. Karadağ ekonomisinde, gayri resmi kurallara yönelik mantıklı araştırmalar yapılmadığından, (1) sosyal ve kültü­rel bağlar oluşturmada bireyler tarafından kullanılan "geleneksel Karadağ et­niği" kuralları ve/veya (2) güven ve yasal olmayan mekanizmalar üzerine ku­rulu mafya/suç kurallarını işaret eden gayri resmi kurallar hakkında açık bir araştırma sorunu bulunmaktadır. Bu anlamda Landa'ya göre (Medema, Samu­els, 1996, s.157) bir girişimcinin gayri resmi bir sektör oluşturma kapasitesi, Leibenstein (1968) girişimci kavramı ile yeniden tanımlanabilir. Liebenstein'e göre bir girişimci, devletlerin bir altyapı garanti etmediği ya da bürokratik et-kinsizliklerin Latin Amerika örneğinde olduğu gibi gayri resmi bir ekonomiye sayısız küçük girişimciyi soktuğu ekonomilerde 'N-girişimcilik' içinde yer alarak "boşlukları dolduran" kişidir.

Karadağ ve ülkenin ekonomik elit kesiminin ulusal ekonominin yönetil­diği gayri resmi kuralların oluşumundaki katkısını yeniden ele alırsak, Eggert-sson'un ifade ettiği üzere (Medema, Samuels, 1996, s.61), 'sosyal ağların' (gayri resmi organizasyonların) ve 'kültürel sermayenin' (inançlar ve değerle­rin) oluşumunda ekonomik elit kesimin katkısı büyüktür.

'Sosyal ağlarla' ilgili olarak, ekonomik elit kesimin geleneksel Karadağ gayri resmi organizasyonları - kabileler, aileler, eşler, kahvehaneler, lobiler, siyasi lider takipçileri, iş ortaklıkları, etki merkezleri, vb. - üzerindeki etkisi­ni değerlendirmek gerekir. 'Kültürel sermaye' ile ilgili olarak da, ekonomik elit kesimin belirli inanç ve değerlerin -'bir iyilik yapmak', itaat, otoriter dav­ranış, karşı çıkmama, adam kayırma, eşitlikçilik, son değer olarak ideoloji, materyalist oryantasyon, pazar rekabetçiliği, bireyselcilik, ve son değer olarak para, vb. gibi - oluşumu üzerindeki etkisini değerlendirmek gerekir.

De Soto (2000) da gayri resmi organizasyonların ve kurumların etkinliği ile ilgili bazı konuları ele alırken benzer bir yaklaşım takınmaktadır. Bunun yanı sıra kaçınılmaz soru da, izole bireyler arasında güvenli değişim sağlan­masında resmi kurum ve kültürel sermayelerin rolü ve birbiriyle ilişkililiği (dış sosyal ağlar içinde) olacaktır. Daha basit bir dille ifade etmek gerekirse soru şu şekildedir: Gayri resmi Karadağ organizasyon ve kurumlarının, resmi Av­rupa benzerlerine dönüştürülmede beklentileri nelerdir?

Bu açıklamalar, her türlü politik ve ekonomik gündemin başarılı bir şe­kilde uygulanma şanslarının, geçiş, küreselleşme, yDD ve Avrupa entegrasyo­nu sorunlarının politik bir bakış açısıyla düzgün şekilde yönlendirilememesi ile azaldığını göstermektedir. Bu verinin arkasındaki mantık gayet net olsa da, ek açıklamalara ihtiyaç olduğu da bir gerçektir.

Bir politik ekonomi projesinin başarı kriterleri, genelde iki tamamlayıcı ekonomik ve felsefi yaklaşımdan gelmektedir. Bunların ilki devlet uzlaşması­na dayanan 'sözleşmeli' yaklaşımdır. James M. Buchanan (1999), devlet dü­zeyinde yeterli ve şeffaf biçimde ve kurumsal tasarıların doğru (gerçekçi, iç­ten tutarlı, dirençli ve davranışsal olarak etkili) teorik analizleri ile oy birliği sağlanması durumunda politik ekonomi gündeminin gerçekleştirilmesi şansla­rının arttığını belirten Pareto kriterlerine göre bir yaklaşım geliştirmiştir. yani politik ekonomi analizlerine yönelik 'sözleşmeli' yaklaşımda, örneğin Pareto kriterlerine göre bazı güçlü çıkarlara hizmet eden demokratik toplumlardaki etkisiz kurumların devamlı var oluşuna rağmen, politik uygulama, son başarı kriteridir ve daha iyi bir çözüm bulunmamaktadır.

Bu nedenle, örneğin başarı kriterlerinin politik ekonomi gündeminin do­ğasının dışında yer alması gibi, başarı kriterleri dış kaynaklıdır ve bir günde­min nihai gönüllü kabul edilişi ile açıkça belirtilmektedir.

Başarı kriterlerine yönelik bir başka yaklaşım Hayek (Witt, 1992) tarafın­dan çıkarılmıştır. Belirli bir politik ekonomi gündeminin başarısı için dış kay­naklı gereklilikleri tanımlamıştır. Bunların biri ekonomi politikasının genel özelliği ve yaklaşımı ile ilgiliyken (bireysel net mevcut değerler değil de, GSYİH maksimizasyonu); diğeri temel ideolojik prensiplerle (ekonomik bi­rimlerin beklentilerini açıkça belirten, böylece bireylerin kasti ve kasti olma­yan ekonomi politikası sonuçlarının üstesinden gelmesini kolaylaştıran ve po­litik norm değişikliklerine daha az muhalif olmalarını sağlayan sosyal değer­ler sistemi) ilgilidir.

Bu iki yaklaşım Wicksell (Wagner, 1988) çalışmalarında birbirine yakın-laştırılmıştır. Wicksell, çoğunlukla tarihsel olarak durağan "anayasal" devlet düzeyinde oybirliğine dayalı ekonomi politikalarının tutarlı programları üze­rinden ısrar eder. Bu türden politikaların belirli gruplara ve bireylere yönelik olarak uygulanmasının, politikaların politik ve ekonomik süreçlerde işbirliksel hale getirilebilmesi öncesinde ikna süreci gerektirdiğini kabul etmektedir.

Sonuç Yerine

Bir toplumun entelektüel elit kesiminin düşünsel, etik, politik ve kültürel canlılığı, politik ve ekonomik çözümler için elzem değerdedir. Karadağ örne­ği, son yirmi yıl içinde ülkedeki politik ve ekonomik değişiklikler sürecinde ekonomik elit kesimin oynadığı role dair teorik tabanlı bir tartışmayı başlat­mıştır. Bundaki amaç, ülkenin ekonomik entelektüel elit kesiminin uygun po­litik ve ekonomik alternatifleri ve bunlara uygun ekonomi politika ve ölçüm­lerini tanımlama ve uygulamadaki etkinliklerini artırarak, Karadağ'ın devam eden daha geniş bir Balkan ve Avrupa entegrasyonu politika ve ekonomi çer­çevesine entegrasyonunu genişletmektir.

Literatür

Buchanan, James, M., 1999, Logical Foundations of Constitutional Li­berty, Liberty Fund Inc.

Calkins, P., and Vezina, M. 1996. "Transitional paradigms to a new world economic order", International Journal of Social Economics. Vol. 23:10/11.

Hutton, W. 1999. The Stakeholding Society. Oxford: Polity Press and Blackwell Publishers.

Kelly, G., and Gamble, A. 1997. Stakeholder Capitalism. London: Mac-millan Press.

Medema, S.G, and Samuels, W.J. 1996. Foundations of Research in Eco­nomics: How Do Economists Do Economics? Cheltenham: Edward Elgar Pub­lishing Limited.

Minford, P. 1998. Markets not Stakes. London: Orion Business Books. Mo Koo, C. 1996. "International Economic Strategy of South Korea and

Economic Area of the East Sea Rim", Economic Cooperation in Northeast Asia in the Era of the Pacific Rim, Faculty of Economics, Niigata University.

Soto, Hernando, 2000, http://www.amazon.com/Mystery-Capital-Capi-talism-Triumphs-Everywhe-

re/dp/0465016154/ref=pd bbs sr 1?ie=UTF8&s=bo-oks&qid=1238005498&sr=8-1

Stephen, F. H., and Backhaus, J. G. 1998. "Corporate Governance and Mass-Privatisation: A Theoretical and Empirical Investigation of Transforma­tion in Legal and Economic Relationship", a revised and extended version of

Mass Privatisation Schemes in Central and East European Countries. Impli­cation on Corporate Governance, Tchipev, P. D., Bachaus, J., and Stephen, F. H., eds.,. Sofia: GorexPress.

Wagner, Richard E., 1988,http://web.ebsco-host.com/ehost/pdf?vid=9&hid=114&sid=480 e260e-0e38-43ec-9920-9092676ed4dd%40sessionmgr102

Witt, Ulrich, 1992, http://web.ebsco-host.com/ehost/pdf?vid=4&hid=114&sid=480e260e-0e38-43ec-9920-9092676ed4dd%40sessionmgr102

Notlar

1 CEMI and Centre for Civic Education, 2008, Montenegrin Citizens' Attitudes Towards Corruption in Education, Podgorica.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2693 ) Etkinlik ( 220 )
Alanlar
Afrika 75 633
Asya 98 1072
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1291 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2041 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2041

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantıları’nın ilki, “Stratejik Araştırma, Ağ ve Kapasite Geliştirme” ana teması ile 6 Ekim 2022 tarihinde saat 14.00’te Çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek;

İstanbul'da Uluslararası İlişkiler, Kamu yönetimi vb. bölümlerin 3./4. sınıf lisans öğrencisi olup İngilizce B2 ve üstü yeterliliğe sahip, Office programlarını iyi derecede kullanan adaylar STAJ başlığı ile CV ve ön yazı göndererek hemen başvurabilirler. info@tasam.org ;

Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 30 Eylül sabahı saat 04.30’da, başta Baba Sy Askerî Kampı’ndan olmak üzere bir çok yerden silah sesleri duyuldu. Ardından ise devletin televizyon kanalı olan RTB’nin yayını kesilerek yüzbaşı İbrahim Traore liderliğindeki darbeci askerler burada bir bildiri okudu...;

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli özelliği politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden kültüre kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmasıdır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sadece ürün ve hizmetleri değil süreç ve iş yapış şekillerini de değiştirmektedir. Bu değişim ve d...;

Seferberlik “harîm-i ismetine” tecavüz eden düşmanı püskürtmek ve vatan topraklarından kovmak için yapılan kutsal bir çağrıdır. Vatan savunması için ilan edildiğinde genç, ihtiyar, kadın, erkek şimdi Ukrayna’da olduğu gibi cepheye koşar, şehit düşen kanıyla gömülür. ;

İletişim alanı temelli kamu diplomasisi, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde her ne kadar yeni bir kavram olarak belirse de, dış politikanın anlamlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Öncelikle kamu diplomasisi kavramının tarifi, bu doğrultudaki faaliyetlerin değerlendirilmesini ...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı. ;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...