Türkiye - Afrika Ekonomi ve İş Forumu

Makale

Türkiye - Afrika Ekonomi ve İş Forumu...

T.C. Ekonomi Bakanlığı’nın ev sahipliğinde 2-3 Kasım tarihlerinde Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Türkiye - Afrika Ekonomi ve İş Forumu, 2008 yılındaki “Türkiye - Afrika İşbirliği Zirvesi“ kapsamında icra edilen İş Forumu’nun ardından ikinci büyük etkinlik olacaktır.

Bu türden faaliyetlerin organize edilmesi, kısa vadede Türk ve Afrikalı özel teşebbüsler arasında iş ortaklıklarının oluşturulması noktasında şüphesiz gereklidir. Program süresince, bilhassa Türkiye ile Afrika arasında yakın dönemde ticaret hacmindeki kaybın değerlendirilmesi ve atılabilecek adımlar konusunda somut fikirlerin geliştirilmesi, Afrika’nın genel potansiyeline atıfta bulunmak yerine, ülke ve sektör düzeyindeki gelişmelerin doğru analiz edilmesi, katılımcıların da bilgilendirilmesi noktasında yararlı olacaktır.

Deklare edilen programa göre, stratejik ortağımız Afrika Birliği ile üyesi olduğumuz Afrika Kalkınma Bankası’nın bahsi geçen İş Forumu’nda bulunmaları önemlidir. Özellikle 2013 yılında üye olduğumuz Afrika Kalkınma Bankası’nın altyapı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde sunmuş olduğu ihale fırsatları ve katılım şartları hakkında Türk girişimcilerin daha fazla bilgi edinmelerine olanak sağlayacaktır.

Öte yandan, günümüzde Afrika ekonomisine yön vermekte olan bölgesel çaplı ekonomik oluşumların bu forumda bulunmamaları, önemli bir eksikliktir. COMESA, EAC ve SADC arasında oluşturulan Serbest Ticaret Alanı, Afrika Ekonomi Topluluğu’nun pilot projesi olmakla birlikte, bu oluşumların Afrika’nın iç ve dış ticareti üzerindeki etkilerini göz ardı etmek mümkün değildir..

Ticaret hacmi konusunda daha önce deklare edilen hedeflerin hayli gerisinde kalan Türkiye’nin en temel eksikliği, Afrika ile ticaretin önünü açacak mekanizmaların yetersizliğidir. Hedef pazar olarak nitelendirilen Sahra altı Afrika bölgesinden yalnızca ada ülkesi Mauritius ile serbest ticaret anlaşmamızın bulunması ve yine bu coğrafyadan sadece üç ülke ile çifte vergilendirmenin önlenmesi konusunda anlaşmayı sonuçlandırabilmiş olmamız, ticareti kısıtlayan başlıca faktördür.

Türkiye’nin Afrika’daki ticari ortaklarının sayısının da bir hayli sınırlı olduğu görülmektedir. Sözgelimi, 2015 yılındaki 19,4 milyar dolarlık toplam ticaretin 15 milyarı doları aşkın bir bölümünün yalnızca yedi ülke ile yapılmış olması, 54 ülkeden oluşan Afrika ile ticaretin, bir bakıma bu yedi ülkeye bağımlı olduğu anlamına gelmektedir. Bu bağımlılığın azaltılması noktasında ticari ortakların Etiyopya, Tanzanya, Kenya ve Gana gibi potansiyeli yüksek ülkelerle çeşitlendirilmesi gerekmektedir.

Türkiye, ayrıca Afrika kıtasında Yapı Merkezi, Ayka Tekstil ve Arçelik gibi başarı örneklerinin sayısını çoğaltmak durumundadır. Bu noktada ise özel sektörün kısıtlı finansman sorunu için çözümler üretilmesine ve teşviklerin arttırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Özetle, Türk ve Afrika iş dünyası temsilcilerini buluşturacak toplantıların daha sıklıkla ve daha kapsamlı bir biçimde gerekirken, genel anlamda ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilebilmesi ve zikredilen hedeflere ulaşılabilmesi noktasında çok daha stratejik adımların atılması gerekmektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2649 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1040
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2003 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2003

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti ise, Güney Asya'nın güneyinde Hint Okyanusu'nda bulunan (1972 öncesi Seylan olarak bilinen) bir ada ülkesi olarak 65.610 km2 yüzölçümüne, 22 milyonu aşan nüfusa, 88,9 milyar dolar (2018) GSYİH değerine ve ASEAN, CICA, SAARC, WTO vb. uluslararası kuruluşlard...;

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...