Büyük Ortadoğu Projesi, Çağdaş Toplum Ve Demokrasi

Makale

Geçmişi Eski Yunan Medeniyetine dayanan, zaman içinde gelişen ve çağdaş toplumların olmazsa olmaz koşulu olan demokrasi kuramını biliyor muyuz? Ne kadar? Demokrasinin temel öğeleri nelerdir? Demokrasi bütün toplumların sorunlarını çözen tılsımlı bir anahtar mıdır? ...

Geçmişi Eski Yunan Medeniyetine dayanan, zaman içinde gelişen ve çağdaş toplumların olmazsa olmaz koşulu olan demokrasi kuramını biliyor muyuz? Ne kadar? Demokrasinin temel öğeleri nelerdir? Demokrasi bütün toplumların sorunlarını çözen tılsımlı bir anahtar mıdır? Yoksa demokrasinin gerçek anlamda uygulanabilmesi için bazı koşullar gerekli midir? Yeterli koşulların oluşmadığı ülkelere dış dinamiklerin zorlamasıyla demokrasi yerleştirilebilir mi? Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında otoriter yönetimlerin bulunduğu ülkelerde demokrasinin yerleştirilmesi girişimlerinin etkileri neler olabilir?

Demokrasi günümüzde, azınlıkta olanların haklarına saygı gösterildiği ve onlara bir gün çoğunluğa dönüşebilme yol­larının açık tutulduğu, özgürlükçü bir çoğunluk yönetimi biçiminde tanımlanabilir.

Demokrasi, sadece çoğunluğun yönetimi değil aynı zamanda çoğulcu bir yönetim şeklidir.

Demokrasinin evrensel nitelikli üç temel öğesi; Seçim, özgürlük ve bağımsız yargıdır.

Özgürlük ve yargı güvencesi olmazsa, sadece seçim, demokrasiyi değil, olsa olsa “çoğunluk diktası“nı yaratır.

Hükümet organlarının seçimle işbaşı­na gelmeleri, seçilen kimseler sonradan sınırsız bir yetkiye sahip olacak iseler, keyfi baskıyı ortadan kaldırmaz...

Bir karar organının yapısının demokratik olması kadar, hatta ondan da çok, yaptıklarının demokratik olması önemlidir. Çoğunluğun oylarına dayalı bir sistem, eğer bugün için azın­lıkta kalan ve yarın çoğunluk haline dönüşebilecek olanla­rın haklarına saygı göstermiyorsa, bu demokratik bir sistem olmaktan çok, bir çoğunluk diktasıdır .

Demokrasinin işleyebilmesi için, toplumda farklı çı­karlara ve dolayısıyla farklı görüşlere sahip bulunanların örgütlenebilmeleri ve görüşlerini barışçı yollardan rahat­lıkla savunabilmeleri gerekir. Farklı çıkarlar arasında barışçı bir denge, ancak bu çerçeve içinde kurulabilir. Top­lumsal barış da, rejimin istikrarı da, bu dengenin kurula­bilmesine bağlıdır. Eğer toplumdaki bazı kesimlerin örgüt­lenebilme ve çıkarlarını barışçı yollardan savunma olanakları kısılırsa, çarpıtılmış, hakça olmayan bir denge ortaya çıkar. Sonuç, toplumsal huzursuzluklar ve patlamalar olur.

Demokrasi, farklılıkların birlikte yaşama biçimidir.

Demokrasi, bir denge ve uzlaşma rejimidir.

İktidarın si­yasal, toplumsal ve ekonomik olmak üzere üç boyutu olduğu gibi, demokrasinin de onlara koşut üç boyutu vardır. Siyasal, toplumsal ve ekonomik iktidarlara halkın ne kadar geniş bir bölümü katılabiliyorsa; siyasal, toplumsal ve ekonomik demokrasiler de o ölçüde ileri bir nitelik taşır.

Demokrasinin temel nitelikleri şöyle sıralanabilir:

- Kişisel ve kamusal hürriyetlerin varlığı ve korunması,

- Siyasal iktidarın özgür genel seçimlerle oluşması,

- Gerektiğinde siyasal iktidarın karar ve uygulamalarını da denetleyebilen bağımsız yargı,

- Farklı toplumsal çıkar ve görüşleri temsil eden siyasal partiler,

- Farklı toplum kesimlerini temsil eden ve siyasal katılımı kolaylaştıran, dernekler ve sendikalar gibi, kitle örgütleri,

- Yurttaşların gelişmelerden doğru bilgi edinme haklarını sağlayacak özgür kitle iletişim araçları.

Demokrasinin var olabilmesi için gerekli ekonomik koşullar incelendiğinde, özellikle şu üç nokta dikkati çekmektedir:

- En azından, bireylerin yaşamsal gereksinmelerinin (beslenme ve barınma gibi) karşılanabildiği bir üretim düzeyi,

- Ekonomik yaşamdaki etkinlikte, belirli bir sermaye ­emek (işçi-işveren) dengesi,

- Toplumsal sınıflar, bölgeler arasın­da çok büyük gelir farklarının bulunmaması.

Demokrasinin var olabilmesi için gerekli toplumsal koşullar ise şunlardır:

- ulusal bütünlü­ğün ve ulusal güvenliğin sağlanmış olması,

- Hiçbir toplumsal sınıfın diğerle­ri üzerinde kesin bir üstünlüğünün bulunmaması,

- Top­lumsal sınıflar arasındaki geçiş akışkanlığının yüksek olması,

- Toplumda çoğunluğun, kitle iletişim araçlarını izleyebilecek bir eğitim düzeyinde bulunması,

- İnsanların eşitlik ve özgürlüğüne, hoşgörü ve uzlaşmaya dayalı bir değerler sisteminin, ulusal kültürde egemen olması.

Bu ekonomik ve toplumsal koşulların gerçekleşmesi ölçüsünde, demokratik bir rejime sahip olma olasılığı ar­tar.

Demokrasi, yaşamsal gereksinmelerini yeterince karşı­layamamış ve yeterli bir eğitim düzeyine ulaşamamış top­lum kesimleri için bir araçtır. Bu kesimlerin, sorunlarının çözümünü kolaylaştırdığı, beklentilerini karşılayabildiği ölçüde demokrasiye sahip çıkmaları doğaldır. Ancak bu sı­nırın üzerindekiler ve özellikle de aydınlar için, demokrasi sadece bir araç değil, aynı zamanda, insanca yaşamanın vazgeçilmez bir koşulu olarak, amaçtır. Demokrasi, onu amaç olarak benimseyenlerin artması ölçüsünde kökleşir, güçlenir.

Demokratik toplumlarda hak ve özgürlükler büyük siyasi ve sosyal patlamaları önleyen güvenlik kapakçıklarıdır.

Orta Doğu’da demokratik olmayan toplumlarda halkın veya farklı grupların talepleri cebri tedbirler ve zorlamalarla önlenmeye çalışılmıştır. Geçen zaman içinde halkın tepkisi ve potansiyel enerjisi artmıştır. Bu nedenle Orta Doğu’da demokrasinin dış dinamiklerle hızla gerçekleştirilmeye çalışılması bölgede büyük problemlere ve kanlı çatışmalara neden olabilir. Bölgede iç dinamiklerin yönlendirmesiyle halkın demokratik taleplerinin karşılanması yönünde hareket edilmeli ancak acele edilmemeli ve halkın demokratik açılımları sindirmesi sağlanmalıdır.

Sonuç olarak; Büyük Orta Doğu Projesi’nde olduğu gibi bir süper gücün demokrasinin gelişebilmesi için uygun koşulların olmadığı bir ülkede silahlı güç kullanarak otoriter yönetimi yok etmesi ve o toplumda demokrasiyi gerçekleştirmeye çalışmasının maliyeti kan ve gözyaşıdır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...