Türkofobi İslamofobi

Açılış Konuşması

Aziz Başkan, değerli Başbakanım, çok kıymetli kardeşlerim. Sözlerime teşekkür ile başlamak istiyorum. Sayın Başkanımız Süleyman Şensoy Beyefendi’ye ve...

Aziz Başkan, değerli Başbakanım, çok kıymetli kardeşlerim. Sözlerime teşekkür ile başlamak istiyorum. Sayın Başkanımız Süleyman Şensoy Beyefendi’ye ve onun ekibine böyle güzel ve hayati bir konuda bu toplantıları, bu çalışmaları düzenledikleri için teşekkür ediyorum.

Bu toplantıların kolay hazırlanmadığını, kolay organize edilmediğini biliyoruz. Buna rağmen beşinciyi düzenliyoruz. Türkçede “maymun iştahlı“ diye bir söz vardır. Gürültüyle, patırtıyla herkes bir araya gelip bir şeyler yapar. Çok güzel gidilecek zannedilir fakat altı ay, bir sene, bir buçuk sene derken sonu gelmez. Resulümüzün de (sav) ibadet konusunda; ‘Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılanıdır’’ diye güzel bir hadisi var. Arzu edilen; ibadetin İslam’da itikat, ibadet, muamelat temeline oturması. Önce itikat imanınız olacak, sonra ibadet geliyor, sonra da yapacağınız işler, vesaireler muamelat. Biz beşinci yılımızdayız. Muntazaman, mütemadiyen nice beşinci yıllara inşallah devam edecektir. Bir diğer teşekkürüm de, sizlere hitap etmek imkanını bana verdikleri için Akil Kişiler Kurulu’na. Sizlere de hoş geldiniz diyorum. Çalışmalarınızda Cenab-ı Hakk’tan (cc) başarılar diliyorum.

Bu çalışmaların sürekli desteklenmesi lazım. Özellikle kamu kurumları tarafından desteklenmesi lazım. Onun için ben yapabileceğim her şeye hazırım. Ankaralı olmam sebebiyle ve biraz da siyasette bulunmuş olmam sebebiyle bazı diyaloglarımız var. Yakın hedeflerimiz olmalı. Geçmişte başarılar oldu. Beş sene içerisinde başarılı çalışmalar yapıldı. Bundan sonra nelere öncelik vermemiz gerektiğini Akil Kişiler toplantılarında konuştuk ama sizlerin de bilmesini isterim.

Birincisi; Sayın Başbakanımızın da açılış konuşmasında belirttiği gibi, “Nahcivan Anlaşması’na henüz katılmamış olan Özbekistan ve Türkmenistan gibi devletlerin katılmasına öncelik vermek“. Bunun için öncelikle biz gayret göstermeliyiz. KKTC’nin dünyada tanınması için gerekli gayreti göstermek de öncelikli hedeflerimiz arasında yer almalı. Bunu ajandaya almamız lazım. Bunun geçmişi var ve geçmişini en iyi Sayın Başbakanım biliyor. Ben yaşadığım şeylerden bahseden bir adamım. Yaklaşık 10 televizyon programı yaptık yakın tarihte ne oldu, ne bitti üzerine; “Bir şartım var, yaşadığım yakın tarihî detaylarıyla anlatırım, sual gelirse onu söylerim ve dolayısıyla sorumluluğu üzerime alırım“ dedim.

Hedeflerimizden ikincisi, dün bahsettiğimiz “alfabe birliği“. Türkçe çok önemli bir dil. Bütün Türk Cumhuriyetleri’nde dil birliğini sağlayıp, ortak bir dil geliştirmemiz gerekiyor. “Alfabe birliği“, “dil birliği“, “dinde birlik“ diyorlar ya, dinde birliği sağlayabilmemizin ilk yolu alfabe birliğidir. Bunun için neler yapılabilir? Yeni bir kampanya başlatabiliriz. Burada tekrarlamakta fayda görüyorum. Nahcivan Anlaşması’na hedef olarak Özbekistan, Türkmenistan ve Kıbrıs’ın dâhil olması lazım.

Üçüncüsü “soyadı birliği“. Soyadlarımız garip. Türk dünyası ‘’of“lar, “ef“ler, vesaire. Bazı Türk kardeşlerimiz Azerbaycan’da soyadlarının sonuna ‘’-ova’’ ekini eklemeye başladılar. Bu ekler, bir başka kültürün, Slav kültürünün size taktığı şeylerdir. Türkmen atı koşuyor, kuyruğuna bir teneke takılmış. Bunları bizim arkadaşlarımız değiştirdi.

Aslında bizatihi Türkiye’deki Türklerin soyadlarındaki saçmalıklara da dikkat çekmek gerekiyor. Soyadını değiştirmek için mahkemeye başvuranlar var. Bunun için gidip mahkemedeki hakimlerle konuştum; “o saçma sapan, yakışıksız soyadlarını değiştirin“ dedim. Hakimler görüşlerimi önemsedi. Demek ki üçüncü hedefimiz de millî şuur için önemli. İntisap bakımından Türk - İslam medeniyetine mensubuz. Parlak ve her daim geleceği olan bir medeniyet.

Dördüncüsü, “ortak Türkçe“. Peki, ortak Türkçe hangi Türkçe olacak. Başkanımız bu toplantıyı manalı bir zamanda yapıyor. Bunun için kendisine ayrıca teşekkür ederiz. İstanbul’un fethinin yıldönümünün günlerindeyiz. Bu fetih sadece bir iskan meselesi değildir. Bir kültür meselesidir, bir medeniyet meselesidir. Bir dilin yaygınlaşması, o dili konuşan ülkenin ekonomisinin etkisi ile doğru orantılıdır. Bunu göz önünde bulundurarak dilimize hedef olarak sahip çıkmalıyız.

Beşinci hedefimiz, “Türk birliğinin gelişmesi ve ağırlığının artırılması“ olmalı. Bunu hedef olarak seçmeliyiz ve bazı şeylere de fazla aldırmamalıyız. Sayın Başkanımız hatırlattı; dostlarımız, tanıdıklarımız şu anda Almanya’dalar ve şu saatlerde oylama gerçekleştiriliyor. Ermeni meselesinin Alman Parlamentosu tarafından tanınması oylanıyor. Açıkçası bu bizi çok ilgilendirmemeli. Bu yeni bir şey değil. Efendim bu bize dost, bize bunu nasıl yaparlar? Yaparlar. Akif’i iyi okuyanlar şunu unutmasınlar. Harp içerisinde Almanlar bizim dostumuz değil miydi? Aynı cephedeydik, hatta komutanlarımızın önemlileri Almanlardı Çanakkale’de, Kut’ul Amare’de. Efendim demek ki bu yeni değil. Akif hatıralarında da yazıyor.

Beraber değil miydik? Aynı cephede savaşmıyor muyduk? Onlar da kendi dinlerinde şehit oluyorlar. Bu konuyla ilgili ‘’Berlin Hatıraları’’ önemli. Orada geçen bir anıyı anlatmak isterim. Bizimkiler Berlin’deyken bir gün baktılar ki; ikinci, üçüncü, beşinci gün bütün kiliselerde çat çat çanlar çalıyor. Bunlar bir başladı mı, beyninizde çınlar. Çünkü en ufak olayda saatlerce çalarlar. Bir gün Almanlar birdenbire coşmuş, bütün kilise çanları çalmaya başlamış. “Bilmiyor musunuz, İngiliz komutanı Allenby Kudüs’e girdi“ demişler. Efendim her neyse. Açın bakın, İngiliz komutanı Allenby Sina’yı geçti, onu öğreniyorlar. Kudüs İngilizlerin eline geçti. Bütün haçlı zihniyeti canlanıyor. Bu, İngilizlerin içlerinde, fikirlerinde, zikirlerinde olan bir şey. Bunlarla resmî ilişkileri olmayan arkadaşlar bilmezler. Allaha şükür bizim tecrübelerimiz olmuştur hepsiyle. Adamlar o gün Kudüs’ün İngilizlerin eline geçmesine o kadar sevinmişler ki tahmin edemezsiniz.

Ayrıca Almanların kinleri vardır, onu da söyleyelim. Merkel’inde vardır. Merkel bir papaz kızıdır. Babası Hristiyan papazıdır. Peki, niye Türklere kinlenirler? Alparslan’ın torunu olduğumuz için. İkinci Haçlı Seferleri, Almanların başkanlığı altında yapıldı. Haçlı ordusu Afyon’a kadar geldi. Mesut babasından öğrenmişti taktikleri. Önce gerilla harbiyle bunları yıprattı. Sonra Ankara istikametine doğru hücum etti. Asırlar sonra rahmetli Atatürk o istikamette yukarıya, Yunana hücum etti. Aynı Haçlılarda olduğu gibi Yunan ordusu kaçmaktan başka yol bulamadı. Aynı Askerlik topoğrafya kullanma sanatıdır. Haçlılar bozguna uğrayınca Alman Kralı her şeyi bırakıp “aman kaçalım“ falan dedi. Bozguna uğradı ve Bizans’a sığındı.

Efendim, böylece beş maddeyi tamamlamış olduk. Bir arkadaşımız dün güzel bir tabir kullandı; “İslamofobi, Türkofobi hâline geldi“ dedi. Bugün İslamofobi çekinceleri olan Amerika, Türkleri aynı kategoriye koyuyor. Avrupa’daki uygulamaya gelince; bununla mücadele eden bir arkadaşımızın parlamentoda bunu kabul ettirmesi ya da Alman parlamentosunda onaya girmek Türkofobidir. Ermeniler bugün sadece İslamofobi duydukları için değil Türkofobi duyduklarından sözde soykırım iddialarını ortaya atıyorlar.

Peki, bunlarla nasıl baş edilir? Baş ettik. Hem Fransa’da baş ettik, hem de Lordlar Kamarası’nda. Oradaki büyükelçimiz de tereddüt etmiş, “bunlar bir Türk’ü nasıl çağırırlar“ diye. Ermeniler teklif vermişler katılmamamız için. Gittik. Vakit yoktu, zaman kısıtlıydı demedik kollarını büktük, “şimdi ne yapacağız“ dedim. Bir iş adamı Lordlar Kamarası’nda yemek ısmarladı, Türk yemekleri. Lordlar, karar verici adamlar. Yanlışlıklar yapıyoruz, Almanya’da da aynı işi yapıp halledebilirdik. Bizi Almanya’da temsil eden aziz kardeşlerimiz güzel bir şey söyledi. Türk dünyası derken Avrupa’daki değil.

Efendim, şimdi bununla bitiriyoruz. Bizim bu konularda aldığımız neticeler naçizane bendenizin bu işlerde mesul zamanında, Başkan zamanında sözcü olarak aldığımız neticeler bir formüle bağlı; rahmetli Atatürk’ün formülü; yurtta sulh, cihanda sulh… Barış yoluyla gideceksiniz. O inatçı Fransızları, Lordlar Kamarası’nda İngilizleri nasıl ikna ettik? Almanlar reddettiler fakat bu Almanları da kolaylıkla ikna edebiliriz. Ama Hakkı Bey’in dediğini yapmamız lazım, kendisi Almanya Türk Toplumu Onursal Başkanı. Yani Türk toplumu diasporası. Kimseye bir şey atfetmek istemiyorum, dolaylı bir tenkit yapmak istemiyorum. Türkler hiçbir yerde diaspora değil. Bunu ikinci defa söylüyorum. Toplum, topluluk, Türkçe çok şeyler geçirdi. Her şeye de layıksınız ama oradaki toplulukları temsil ediyorsunuz.

Son olarak; bu konuşmayı yapmam için beni neden seçtiler? Doğrusu garip bir şey. Ben Hakkı Beyi teklif ettim. Naçizane hizmetlerindeki, yabancılarla ilişkilerindeki başarılarından ötürü o olmalı. Formülümüz rahmetli Atatürk’ün formülü, ‘’yurtta sulh cihanda sulh’’, yol budur. Adamlara hakaret etmek, tekme yumruk sallamak, ellerini sıkmak, önce hakaret edip sonra bir şey istemek yolumuz olmamalı. Sulh yolunu seçmek ayrıca İslami bir prensiptir, oraya girmeyelim vakit yetmez. Ama yurtta sulhla halledemeyeceğimiz mesele yoktur. Ben buraya nasıl geldim? Ben Akil Kişiler adına Hakkı Bey’i önerdim. Bizim adımıza konuşsun dedim. O illa “Nevzat Hocamız bizim adımıza konuşsun“ dedi. Beni burada konuşturmanızı, bana en güzel iltifat olarak alıyorum. Bu benim için bir onurdur. Benim sakallar ağardı efendim. Ben de şimdi lafı biraz uzattım. Umarım faydalı şeyler söylemişimdir. Hepinizi hürmetle selamlıyorum efendim. Bu forum ve bundan sonraki nice forumlar hayırlara vesile olsun.

‘’Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın aziz hatırasına hürmetle…’’

( 5. Dünya Türk Forumu | Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Açılış Konuşması | 02.06.2016, İstanbul )
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2689 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 633
Asya 98 1064
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1370 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2037 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2037

BM Genel Sekreter’i Antonio Guterres’in “Dünyanın buna her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardı” ifadesi ile 22 Temmuz’da imzalanan, ilk etapta 120 gün boyunca uygulanacak, sonra yenilenecek olan Tahıl Koridoru Anlaşması’nı, her ne kadar, Rusya’nın Odesa saldırısı izlediyse de, dünya tahıl borsalar...;

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler. Jeopolitik kavramı üzerinde uzlaşılmış kısa bir tanım yoktur. Jeopolitik, devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim ...;

Arktik Okyanusu son dönemlerde uluslararası siyasetin öne çıkan bölgelerinden birisi hâline gelmiştir. Dev buz kütlelerinin küresel ısınmayla birlikte büyük bir ekolojik değişim dönemine girmesi hem Kuzey Kutup Dairesi’ne hem de kıyıdaş ülkelere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda bu fırsatları ko...;

Tarihte ilk millî marşlar Tanrı'ya adanmış ilahilerdir (örneğin, Hint şiirindeki Veddler). Daha sonra kurtuluş mücadelelerinde halka ilham vermek ve ulusal bilinci uyandırmak gibi amaçlar doğrultusunda millî marşlar ortaya çıkmıştır. Millî marşlar içeriğine ve müzikalitesine bağlı olarak didaktik ve...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı ;

BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu temel ...;

Hubel’i çağrıştıran Nobel geleneğinin ilhamıyla hareket eden İsveç menşeli Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) Mayıs 2022 tarihli ve “Barış Ortamı [İnşası]: Yeni bir Risk Döneminde Güvenlik” başlığını taşıyan raporunda, dünyanın birbiriyle çakışan iki önemli sorundan kaynaklanan bir “...;

Yapay zekânın muharebenin gelişiminde kullanılması süreci hızla ilerliyor. Ukrayna, Azerbaycan, Suriye ve Etiyopya'da son dönemde yaşanan çatışmaların da işaret ettiği gibi otonom ve yarı otonom insansız hava araçlarının konvansiyonel hedefleri vurmak üzere giderek maliyetleri azalıyor ve kolay (edi...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.