Avrupalı Airbus – ABD’li Boeing Savaşı

Makale

1916 yılında William E. Boeing tarafından kurulan Boeing şirketi, iki dünya savaşı arasında özellikle askeri alanda üretimde bulundu. Dönemin en büyük bombardıman uçaklarının üreticisi olması açısından da Boeing, Amerikan savunma sanayisinde bugün de önemli bir şirket konumundadır. Özellikle 1980’li yıllar sonrası sivil havacılığın gelişme göstermesiyle birlikte bu alanda da yatırımlar yaparak dünyanın en büyük sivil uçak üreticisi konumuna gelmiştir. ...

1916 yılında William E. Boeing tarafından kurulan Boeing şirketi, iki dünya savaşı arasında özellikle askeri alanda üretimde bulundu. Dönemin en büyük bombardıman uçaklarının üreticisi olması açısından da Boeing, Amerikan savunma sanayisinde bugün de önemli bir şirket konumundadır. Özellikle 1980’li yıllar sonrası sivil havacılığın gelişme göstermesiyle birlikte bu alanda da yatırımlar yaparak dünyanın en büyük sivil uçak üreticisi konumuna gelmiştir. Şirketin 2004 yılı toplam cirosu 52.5 milyar dolar ve toplam çalışan sayısı 157.357, bu sayı içinde 53.476 kişi ticari uçak üretimi alanında istihdam edilmektedir.(1)

Airbus 1970 yılında Fransa ve Almanya’nın öncülüğünde kuruldu ve daha sonra İngiltere ve İspanya’nın katılımıyla Avrupa Birliği’nin sivil havacılık alanında üretim yapan şirketi konumuna geldi. Şirket, ilk ticari uçak üretimine A300 modeli ile başladı. Daha sonra bu alandaki gelişmeler paralelinde daha yeni ve gelişmiş modellerini de pazara sürdü. Şirketin 2004 yılı elde ettiği gelir 34.4 milyar dolar olmakla birlikte Avrupa genelinde 53,000 kişiyi istihdam etmektedir.(2)

2000 yılına kadar Boeing’in liderliğinde süren rekabet bu tarihten sonra Airbus lehine değişmeye başladı. 2001’de tanıtımı yapılan ve 2006 yılında uçuşa başlaması öngörülen Airbus A380 modeli ile Avrupa bu alanda en fazla kapasiteye sahip uçak üretimi unvanını ABD’nin elinden almış oldu. Airbus A380; 555 yolcu kapasitesi ile, Boeing 777 yolcu uçağı modeline karşı geliştirilen alanında dünyanın en büyük ticari yolcu uçağıdır. Boeing şirketi ise rekabette geri kalmamak için yeni bir modelin üretimine başlanacağını açıkladı. Açıklanan yeni model; Boeing 787’in teslim tarihi ise 2008 yılı olarak öngörülmektedir. Boeing bu yeni model ile alanında dünyanın en büyük yolcu uçağı unvanını tekrar geri almayı planlamaktadır.

İki küresel güç arasındaki rekabet bu alanda yeni modellerin geliştirilmesiyle daha da artmıştır. Bunlar, pazarda daha etkin ve güçlü olabilmek için uluslar arası alandaki siyasal etki ve güçlerini kullanmaktan geri kalmamaktadırlar. İki güç arasındaki mücadele özellikle büyük ve gelişmekte olan bir pazar olan Uzakdoğu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Airbus, Boeing’in Japon pazarındaki etkinliğine karşılık Çin pazarında büyük bir mücadeleye girişmiştir. Boeing’in en son geliştirdiği model olan 787 için en büyük sipariş, 50 yıldan fazla bir süredir bölgede ABD’nin müttefiki olan Japonya’dan, Japon hava yolu şirketi All Nippon’dan gelmiştir. Buna karşılık Airbus şirketi ise Japonya’da bir büro açarak bu ülkeden daha fazla pay alma yolunda yeni açılımlar yapmaktadır.(3) Airbus ayrıca; Çin pazarında etkin olabilmek için Avrupa Birliği’nin olanaklarını kullanma yolunu tercih etmiştir. Fransa eski Başbakanı Jean-Pierre Raffarin’in bu yıl içinde Çin’e yapmış olduğu ziyaret sırasında Fransa’nın Avrupa Birliği’nin Çin’e karşı uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması doğrultusunda çalışacağını söylemesi ve bu açıklamalar sonrası Çin’in Airbus’a 30 adet yeni uçak sipariş vermesi bir rastlantı olmasa gerek.(4)

Bu alanda gerçekleşen rekabette, Türkiye’nin farklı bir konuma sahip olduğunu söylemek gerekir. Tarihi ve jeopolitik konumu gereği her iki güç ile de yakın siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilere sahip olan Türkiye, zaman zaman belli alanlarda yaşamış olduğu ikilemi THY için alınması kararlaştırılan uçakların hangi firmadan alınacağına karar verirken de yaşamıştır. Bir tarafta üyesi olmaya çalıştığı Avrupa Birliği’nin sahip olduğu Airbus, diğer tarafta küresel güç ve bölgesel müttefiki olan ABD’nin Boeing şirketi... Tam üyelik müzakere tarihi alınmasında Birlik’in etkin gücü olan Fransa, üyelik tarihi kozunu da kullanarak Türkiye’yi uçak alımı konusunda Airbus lehinde karar vermeye ikna etti. Müzakere tarihinin belirleneceği zirve öncesi Türkiye Airbus ile 35 uçak alımı konusunda anlaştı. Fakat Türkiye için başka bir ülke ya da birlik uğruna terk edilemeyecek kadar önemli olan ABD, bu ihalede tam anlamıyla dışlanmamış, ABD’li Boeing şirketi ile de 16 uçak alımı konusunda anlaşma imzalanmıştır. Taraflar arasında dönemin koşullara gereği dengeli bir dağılım yapılmasına özen gösterilmiştir. Anlaşmalar sonrası yapılan açıklamalarda Boeing şirketinin alınan kararın ticari olmasından çok siyasi bir karar olduğunu belirtmesi, bu tür büyük orandaki ekonomik anlaşmalarda belirleyici unsurun siyasal çıkarlar olduğunu kanıtlar niteliktedir.(5)

Boeing ve Airbus arasındaki bu rekabet, ABD ile Avrupa Birliğini hukuksal alanda da karşı karşıya getirmiştir. İlk olarak ABD ve daha sonra Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü’ne birbirleri aleyhine şikayetlerde bulunmuşlardır. ABD Ekim 2004’de Avrupa Birliği’nin Airbus şirketine uluslararası anlaşmalarda belirlenen oranların üstünde sübvansiyonlar verdiğini ve bu durumun Boeing aleyhine haksız rekabete yol açtığını belirterek Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayette bulunmuştur .(6) Birkaç ay sonra Avrupa Birliği de ABD aleyhine Dünya Ticaret Örgütü’ne başvuruda bulunmuştur. Anlaşmazlıktaki temel sorun tarafların kendi şirketlerine yaptıkları ekonomik desteğin boyutu olmuştur. Her iki taraf birbirlerini kendi şirketlerine aşırı ekonomik destek vermekle suçlamaktaydı. Şikayette bulunan tarafın ABD olmasına rağmen öngörülen anlaşmalara karşı uygulamalar yapan taraf da ABD’dir. 1992 yılında ABD ve Avrupa Birliği arasında yapılan anlaşmalar sivil havacılık alanında faaliyet gösteren firmalara ülkelerin büyük yardımlarda bulunarak haksız rekabete sebep olmalarının önlenmesi amacıyla bir takım kısıtlamalar getirilmiştir. Yine 1994 tarihli GATT anlaşmasında da ülkelerin kendi şirketlerine karşılıksız ekonomik yardımda bulunmasını yasaklayan hükümler vardır. Ülkeler şirketlerini ancak geri ödeme koşuluyla ve belli bir faiz karşılığı parasal olarak destekleyebilmektedir. Avrupa Birliği’nin Airbus şirketini uzun vadeli ve düşük faizli kredilerle destekleme yoluna gitmesine rağmen ABD, Boeing şirketini araştırma fonları, karşılıksız yardımlar ve şirketin karşılıksız dış finansman sağlamasına izin vererek destekleme yolunu seçmiştir. (7). İki tarafın da çıkarlarından taviz verme gibi bir seçeneği kabul etmeyeceği göz önünde bulundurulursa, bu tarz anlaşmazlıklara çözüm bulunmasının ne kadar zor olduğu ortadadır.

Küresel ekonomi içinde gelişen ve oldukça büyük bir paya sahip olan havacılık sektöründeki bu tür mücadelelerin artarak süreceği bir gerçektir. Bu alanda büyük paylara sahip Boeing ve Airbus şirketlerinin rekabeti, hem ticari hem de hukuksal alanda sürmeye devam edecektir. Bu iki büyük şirketin sahip oldukları pazar payı ve istihdam ettikleri kişi sayısı dikkate alındığında, ait oldukları ülkeler için ne kadar önemli oldukları ortaya çıkmaktadır. Gerek ABD, gerekse Avrupa Birliği’nin, kendi şirketlerinin etkinliğini artırmak için her türlü siyasal, ekonomik ve gerekirse askeri bir takım uygulamalara gitmekten geri kalmayacağı ayrı bir gerçektir. Küresel ticaret her ne kadar bir takım kurallara bağlanmış olsa da, söz konusu ülkelerin çıkarları olduğu zaman bu kuralların pek fazla bir değer ifade etmediği ve ülkelerin yeri geldiğinde bunları yok sayabileceği uygulamadaki bu örneklerden de görülebilmektedir.

İki küresel güç arasında havacılık sektöründe süren bu rekabetin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek oldukça güçtür. Bu alandaki rekabet ve uyuşmazlığın iki güç arasındaki ilişkileri ne boyutta etkileyeceğini ve var olan sorunların piyasa mekanizması içinde mi çözüleceği yoksa uluslararası bir sorun haline mi dönüşeceğini zaman gösterecektir.

* Stajyer, TASAM Küresel ve Bölgesel Güç Merkezleri Çalışma Grubu

Dipnotlar

1- http://www.boeing.com/employment/employment_table_2004.html , Boeing Employment Numbers
2- http://www.airbus.com/en/airbusfor , Airbus Performance
3- http://www.nationmaster.com/encyclopedia , Boeing Company
4-http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2005/04/050421_francechina.shtml
5-http://arsiv.sabah.com.tr/2004/10/27/simsek.html, Güntay Şimşek, AB ile Airbus Pazarlığı
6-http://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/dispu_status_e.htm#2004, Case Number 316,
7- Industrial Subsidies and Politics of World Trade, The Industrial Geographer, Volume 1, issue 2, pp. 57-72,2004, Pritchard- Macpherson.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2593 ) Etkinlik ( 184 )
Alanlar
Afrika 68 615
Asya 81 1005
Avrupa 15 624
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1988 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1988

Bu bağlamda tüm ekosistemi stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla seferber edip, bir araya getirecek olan Türkiye - Çin Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

1989 yılında Rusya’da faaliyete geçen şirketlerin tamamının hedefi şüphesiz ki, başarılı olmak ve kâr elde etmekti. Ancak diğerlerinden ayrılan bir kuruluş vardı ki, 13 yıl içerisinde gösterdiği gelişim hayranlık uyandıracak cinstendi. ;

Bu bağlamda sektör temsilcilerini stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Birleşik Krallık Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel hamlelerinin şifrelerini çözebilmek için “ulusal güvenlik stratejilerine“ bakmak gereklidir. “Yeni bir yüzyılda ulusal güvenlik stratejisi“ isimli belgede ABD, dünyayı nasıl okuduğunu, kendisi için önceliği bulunan konuları, tehlike ve tehditlerin neler olduğu...;

“Geleceğin Akdeniz Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması ile düzenlenecek olan 2. Uluslararası Akdeniz Kongresi, Bölge ülkeleri arasında iletişimin artırılmasına, bölgesel sorunların çözümü için öneriler geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.;

Bu kapsamda çeşitli sektörlerden temsilcileri, Türkiye - Afrika Boynuzu arasındaki ilişkilerin stratejik boyutunu ön plana alan bir yaklaşımla; yapılacak ikili ve çok taraflı çalışmalarla Türkiye - Afrika Boynuzu Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

“Geleceğin Karadeniz - Kafkas Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması altında gerçekleştirilecek olan 2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi bu bağlamda katkı sağlamayı amaçlamaktadır.;

Bu dinamikler çerçevesinde Bölge ülkelerinin, kendi gelecekleri ile ilgili düşünsel altyapıyı zinde tutmaları ve kendi çıkarlarına uygun politikalar geliştirmeleri gerekmektedir. “Geleceğin Balkanlar Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması altında düzenlenecek olan 9. Uluslararası Balkan Forumu bu bağlamda...;

Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği

  • 12 Nis 2021 - 12 Nis 2021
  • Hilton İstanbul Bosphorus -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

10. Balkan İletişim Ağı Konferansı

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

9. Uluslararası Balkan Forumu

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...