Vizesiz Avrupa Hayâl (mi)?

Yorum

Türkiye ile AB arasında Vize Serbestisi ve Geri Kabul Anlaşması, 16 Aralık 2013 tarihinde imzalandı ve TBMM tarafından kabul edilerek, 1 Ekim 2014’de yürürlüğe girdi....

Türkiye ile AB arasında Vize Serbestisi ve Geri Kabul Anlaşması, 16 Aralık 2013 tarihinde imzalandı ve TBMM tarafından kabul edilerek, 1 Ekim 2014’de yürürlüğe girdi.

Bu Anlaşma iki ana iskeletten oluşturuyordu. Birincisi yasadışı yollardan Avrupa gelen mültecilerin Türkiye’ye geri gönderilmesi, ikincisi ise Ekim 2016’ya kadar Türk vatandaşlarına vize serbestinin uygulanması.

AB ile Türkiye arasında devam eden müzakereler, artan mülteci sayısı ve Suriye’den kaçan göçmenlerin, Avrupa sınırlarına dayanması ile birlikte ciddi bir hız kazandı.

Almanya Başkanı Merkel, bizzat inisiyatifi ele alarak, AB adına mülteci sorununu çözmek üzere, yoğun Türkiye temaslarına başladı.
Ardından Geri Kabul ve vizelerin kaldırılması konusunda somut ve ciddi adımlar atıldı ve Anlaşma’nın uygulanmasının daha erkene alınması konusunda ortak mutabakat sağlandı. Öyle ki Almanya Başbakanı Merkel, AB Konsey Başkanı Tusk, AB Komisyonu Başkanı Juncker birlikte veya ayrı ayrı defalarca Türkiye’yi ziyaret ettiler.

AB açısından mülteci sorunu; AB’nin yaşam standartlarını etkileyen ve AB vatandaşlarının huzurunu kaçıran bir sorundu. Türkiye ise neredeyse 3 milyona yakın göçmene kucak açmıştı ve bu sorunla baş edebilmekteydi.

AB, göçmenlerin Türkiye’de kalması için 3+3, toplam da 6 Milyar Euro destek sözü verdi ve vize serbestisinin sağlanacağını deklere etti. Türkiye’de buna karşılık, yasadışı yollardan Avrupa’ya giden mültecileri geri alacaktı. Bu arada Türkiye’ye sağlanacak 6 Milyar Euro mali destek, doğrudan yardım değil, proje karşılığı olacaktı. AB aslında sağ elle verip, sol elle geri alacaktı. Kısacası verilecek olan yardım kâğıt üstünde olacaktı.

AB vizelerin kaldırılması konusunda Türkiye’ye 72 tane şart (kriter) koştu ve bu şartların yerine getirilmesiyle birlikte vizelerin aşamalı olarak kaldırılacağını söyledi. Türkiye bu şartların neredeyse tamamını (5 tanesi hariç) yerine getirdi. Öyle ki tanımadığı bir ülke olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin vatandaşlarına bile sistemin içine entegre etti.

Son 3 ayda yoğun bir şekilde devam eden teknik toplantılar, diplomatik müzakerelerin ardından, AB Komisyonu 4 Mayıs 2016’da, Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde, Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması yönünde “tavsiye kararı“ aldı. Ancak tamamlanması gereken 5 şartın da yerine getirilmesi için, bu yılın sonuna kadar süre tanıdı.

Türkiye tarafından tamamlanmayan kriterler ise şunlardı: *yolsuzlukla mücadele, *Europol ile işbirliği, *kişisel verilerin korunması, *terör tanımı ve *AB ülkeleri ile adli yardımlaşma.

Vizelerin kaldırılmasına bir adım daha yaklaşılmıştı. Ancak AB, özellikle Türkiye’nin kabul ettiği 72 şartın en önemlilerinden biri olarak gördüğü terör tanımı konusunda Türkiye’den açık garanti istedi.

AB, terörle mücadele yasasını değiştirilmesini ve terör tanımının daraltılmasını istiyor. Buna gerekçe olarak da terör tanımından dolayı, terör suçlularının AB’ye siyasi iltica talebinde bulunması olasılığını gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör tanımın daraltılmasından ziyade, terörle mücadele kapsamında, genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin terörle mücadelesi sırasında, vize serbestisi karşılığında bu tanımın daraltılmayacağını söyledi ve ekledi. Gerekirse AB ile yollarımızı ayırırız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamalarıyla birlikte, Geri Kabul Anlaşması ve Vize Serbestisi yeni bir boyut kazandı. Avrupa Parlamentosu da vizelerin kaldırılması konusunu 11 Mayıs’ta görüşmeden ileri bir tarihe erteledi. Doğal olarak da Komisyon’un tavsiye kararı, AB Konseyi’ne gitmeden askıda kaldı.

AB’nin vizelerin kaldırılması konusunda takındığı tutumun yadırganacak bir tarafı yok. Zira AB her zaman Türkiye’nin aleyhine karar vermektedir. Çıkarlar hep tek taraflı olmuştur ve AB her daim keseri kendi tarafına yontmaktadır.

Türkiye’nin terörle mücadele ettiği böyle bir ortamda AB’nin terör tanımı dayatması kabul edilemez ve en önemlisi AB, PKK terör örgütünün, Kürt halkının özgürlüğü için mücadele eden bir gerilla grubu değil, eli kanlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmesi gerekir.

Görünen o ki Türkiye ile AB arasındaki görüş farklılığı her daim olacaktır ve bitmek bilmeyen müzakereler devam edecektir. Bu yönüyle de bırakın 1 Temmuz’da vizelerin kaldırılmasını, bu yılın sonunda bile olma ihtimali çok düşüktür. Bu da demektir ki Geri Kabul Anlaşması ve Vize Serbestisi, AB-Türkiye arasındaki tozlu anlaşmalardan biri haline dönüşecektir.
Musa KARADEMİR
Avrupa Birliği Uzmanı
DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği AB Danışmanı
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Bilindiği üzere SSCB’nin yıkılmasının ardından siyasi, askerî ve sosyo-ekonomik açıdan çeşitli zorlukla mücadele eden Rusya Federasyonu’nun kısa sürede toplanıp yeniden küresel güç olmak hedefinde Afrika önemli stratejik konuma sahiptir.;

Güneydoğu Asya’dan Avustralya hattına uzanan kara coğrafyasına yakınlığı ve Pasifik Okyanusu’nun ortalarında yer alan coğrafi konumu ülkeye jeopolitik değer katıyor. Ülkeyi kontrolü altında tutmayı başaran küresel aktör, Pasifik coğrafyasını kontrol etme noktasında rakiplerine karşı avantaj kazanıyo...;

2019 yılının sonlarına doğru ilk kez Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve akabinde dünyanın hemen her coğrafyasında görülerek küresel bir salgın haline dönüşen Covid-19, gerek ulusal gerek de uluslararası düzeyde tüm dün yayı etkiler hale gelmiştir. Covid-19 salgını sosyal, siyasi ve ekonomik alanl...;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.