Terörizm ve Mülteci Sorunu

Haber

Bu yıl 19.’sunu geride bıraktığımız Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ele alınan konulardan biri de terörizm ve göç olgusu oldu. Dünya genelinde siyasetçi, akademisyen, din adamı ve uzmanlardan...

Bu yıl 19.’sunu geride bıraktığımız Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde ele alınan konulardan biri de terörizm ve göç olgusu oldu. Dünya genelinde siyasetçi, akademisyen, din adamı ve uzmanlardan oluşan 25 konuşmacı, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde dünyada meydana gelen değişimler ve dönüşümler ışığında; Terörizm ve göçü değerlendirdi. “Raportör“ olarak görev aldığım bu oturumda ele alınan konuları değerlendirmek istiyorum.

Ortak değer şüphesiz ki tüm semavi dinlerin, barış, kardeşlik ve hoşgörü kaynaklı olduğu ve dinle terörizmin bir alakası olmağı gerçeğiydi. Toplantıda bahsi geçen bir başka önemli konu ise terörizm ve göçün, şuanda dünyanın en önemli sorunu haline gelmiş olmasıydı.

Konuşmacıların terör ve terörizmle alakalı genel yaklaşımları şu şekildeydi: Terör maalesef insanı bölen ve ayrıştıran en önemli unsurdur. Din terörün kullandığı en büyük argümandır. Din adına yapılan her suç, dine yapılan haksızlıktır.

Terörün en büyük amacı toplumda korku salmaktır. Algı yönetiminin ayrıştırdığı insan, maddi çıkarlar uğruna dünyayı kaosa sürüklemektedir. Bu noktada manevi değerlerin yeniden inşası gündeme acilen alınmalıdır. İnsanların bencilliği ile mücadele etmek gerekir. Gelecek için özgürlük şarttır ve dayanışma olmadan özgürlük olmaz. Dayanışma, kardeşlik anıdır.

Terör özgürlük ve demokrasimizi tehdit etmektedir. Bununla mücadele etmek ve uluslararası işbirliğini sıkı bir şekilde gerçekleştirmeliyiz. Terörün bir başka yanı da çözümün sadece askeri veya kolluk kuvvetleriyle olmayacağıdır. Zira ne kadar önlem alırsanız alın, terör bir şekilde dehşet verici yüzünü sivil halk üzerinde etkin bir şekilde göstermekte ve masum insanlar terör kurbanı olmaktadır. Terörün çözümü devletlerin tam ve eksiksiz işbirliği ile mümkündür. Terörün para kaynakları mutlaka kurutulmalıdır. Ayrıca terörü destekleyen devletlere yaptırım uygulanmalı ve illegal silah satışları kontrol altına alınmalıdır.

Benim terörüm, senin terörün diye bir şey olmamalıdır. Paris’te, Brüksel’deki terör neyse, Ankara, İstanbul ve Lahor’daki terör de odur.

Konuşmacılar göç konusuna da değindiler. Yoksulluğun ve savaşın yanında günümüzde terörizm göçe neden olan en büyük etmenler arasında gösterildi. İnsanlar daha iyi bir gelecek için ülkelerinden kaçarken, şimdilerde kaos ortamında yeşeren terörün, etnik ve mezhepsel ayrışma bağlamında büyük yıkımlara yol açtığı dile getirildi.

Savaşın ve terörün neden olduğu göç, bugün insanlığın en büyük utancıdır. Şimdi insanlık ailesinin birlik ve beraberlik içinde olması ve dünya barışının yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Afganistan, Irak ve Suriye’den kaçan ve mülteci konumuna düşen insan sayısı 7 milyonu aştı. Evet hepimiz farklı olsak da bu farklılıklar bizim utancımız değil, zenginliğimiz olmalıdır.

Göç artarak devam edecektir. Zira önümüzdeki yıllarda İklim değişikliğinin yol açacağı felaketler, ardından oluşacak yeni sosyal farklılıklar göçü daha da hızlandıracaktır. Dünya elde ettiği geliri paylaşmak zorundadır.

Dünyadaki servetin % 85’i dünya nüfusunun % 15 ine gidiyor. Dünyada, 1 yılda 1 trilyon 700 milyar dolar sırf silahlanmaya harcanıyor. 450 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. İşte yoksulluk, adaletsiz paylaşım hem göçü hem de terörü tetikliyor. Önümüzdeki 35 yıl içinde dünyadaki su kaynaklarının % 30 u kuruyacaktır. Nüfus artışı da kuraklık ve çölleşmeyi artıracaktır.

Tüm bu olgular, gelecekte yaşadığımız dünyayı daha büyük ve derin sorunlar yumağı haline getirecektir. Uluslararası toplumun ivedilikle çözüm üretmesi zaruridir.

Musa KARADEMİR
Avrupa Birliği Uzmanı
DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği AB Danışmanı
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2653 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 623
Asya 98 1042
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2016 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2016

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı 2020’de sunulan tebliğler “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm” adıyla e-kitap olarak yayımlandı.;

Küresel denge ve denetleme için II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı zaman ilerledikçe çağımızın güvenlik ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelmektedir. 1980’lerde başlayan son küreselleşme dalgasının derinleşmesi, küresel düzeyde daha önce benzeri görülmemi...;

İnsanlık tarihinde kökeni yazılı döneminde öncesine dayanan diplomasi, toplumlar ve devletler arasında ortaya çıkabilecek sorunların çözümü ve ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla ortaya çıkmıştır. ;

İstanbul Güvenlik Konferansı 04-05 Kasım 2021 tarihlerinde geniş bir katılımla icra edilmiştir. 7’ncisi yapılan konferansın medya sponsorluğunu “Global Savunma Dergisi” üstlenmiştir.;

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Çeşitlilik İçinde Birlik ve Güvenliğin İnşası” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 05 Kasım 2021 tarihinde, DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi’nde yapılan 7. İstanbul Güvenlik Konferansı a...;

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.