Mülteci Krizi ve Avrupa Birliği

Yorum

2010 yılında önce Tunus’ta başlayan, sonra domino etkisiyle Kıyı Afrika ve Ortadoğu’yu etkisi altına alan sözde demokrasi hareketi “Arap Baharı” en son Suriye ile devam etti. ...

2010 yılında önce Tunus’ta başlayan, sonra domino etkisiyle Kıyı Afrika ve Ortadoğu’yu etkisi altına alan sözde demokrasi hareketi “Arap Baharı“ en son Suriye ile devam etti.

Arap Baharı rüzgârının estiği her ülkede değişim olmuş ve totaliter iktidarlar halkın değişim, özgürlük ve demokrasi talepleri karşısında direnememiştir. Başlangıçta masun birer halk hareketi gibi sunulan bu kavramın esasında, Müslüman coğrafyasında oynanan bir oyundan başka bir şey olmadığı gerçeği zamanla ortaya çıkmıştır.

Arap Baharının amiyane tabirle duvara tosladığı yegâne yer şüphesiz Suriye olmuştur. Suriye’de 15 Mart 2011’de başlayan gösteriler, Nisan ayında tüm ülkeye yayıldı. Amaç özgürlük ve demokrasiydi. Son derece karmaşık dini, etnik ve mezhep yapısına sahip Ortadoğu bölgesinin bir yansıması olan Suriye’de başlayan hareket, iktidarla muhalefeti karşı karşıya getirdi. Ardından, IŞID, El Nusra, Kürt, Türkmen ve Süryani gruplarının da katılmasıyla Suriye bir anda savaşa sürüklendi.

Bir yanda Esat’ın gitmesini isteyen Batı, öte yandan Esat’ı destekleyen başta Rusya olmak üzere Çin ve İran vardı. Suriye, Soğuk Savaş sonrası Doğu ile Batı ittifakının karşı karşıya geldiği en önemli uluslararası mücadele ve bilek güreşi sahasına dönüştü.

Suriye üzerinden Batı ve Doğu ittifakları kozlarını paylaşırlarken, yaşanan iç savaş ülkenin harabeye dönüşmesine, milyonlarca Suriyelinin yollara düşmesiyle de 21. Yüzyılın en büyük göçüne sebep oldu. Türkiye’nin en uzun kara sınırının olduğu Suriye’de savaştan kaçan milyonlarca insan, Türkiye sınırına dayandı. Türkiye ise sınır kapılarını açarak, milyonlarca mülteciyi kabul etti. Bugün yaklaşık 4,5 milyon Suriyeli mülteci konumundadır ve bunun 2,5 milyonu Türkiye’de barınmaktadır.

AB mülteci krizine uzun süre duyarsız kalmıştır. Ancak son aylarda, Akdeniz ve Ege’de yaşanan dramlar ve sorunun Avrupa sınırlarına kadar dayanması karşısında, rahatı kaçan AB, Türkiye ile işbirliğine gitmek zorunda kaldı.

Başta Yunanistan olmak üzere AB üyesi ülkelere başlayan göç, Avrupa’nın yok sayamayacağı ciddi bir sorun haline geldi. Türkiye ile mülteci krizi üzerine son zamanlarda üst üste yapılan toplantılar ve Başbakanlık düzeyinde karşılıklı resmi ziyaretler, çözüme yönelikti.

Almanya’nın başını çektiği AB ile Türkiye arasında süren mülteci müzakerelerinin temeli; AB’nin Türkiye’ye 3+3 Milyar Euro mali destek sağlaması, Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde yasadışı yollardan AB’ye giden Suriyelilerin –ve diğer uyruklu kaçak göçmenlerin- Türkiye’ye iadesi ve Avrupa sınırına dayanmış olan Suriyelilerin Türkiye’de kalması oluşturmaktadır.

AB açısından sorunun çözümündeki temel nokta, mülteci akınının Avrupa sınırlarına dayanmaması, Avrupa toplumlarının refah ve huzurunun kaçmaması üzerine kuruluydu. Yüksek Batı Medeniyeti ve ileri toplum yapısının, çirkin görüntülere tahammülü yoktu. Üstelik kendi sebep olduğu yıkım da olsa, yurtlarından kopmak zorunda bırakılmış, ölüm denizlerinden geçerek sefalet ve yoksulluk içinde kalmış Suriyeli göçmenler Avrupalı vatandaşlar için birer görüntü kirliliğinden başka bir şey değildir. Avrupa’da artan ırkçılık ve mülteci karşıtı söylemler, göçmenlere takınılan tavır ve davranışlar ve en son Almanya’da yapılan eyalet seçimlerinde AfD’nin oylarını arttırması bunun en belirgin örneğidir.

5. Yılını geride bırakan Suriye savaşında yaşanan mülteci akını ve ardından ortaya çıkan dramlar, insanlığın utanç vesikası olarak çoktan tarihe geçti. H şüphe yok ki mülteci akınında Türkiye adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Her fırsatta medeniyet dersi veren Avrupa kendi medeniyetini insanlık kanı ve vahşeti üzerine inşa ettiğini bir kez daha gösterdi.

Tabi bu arada dünya barışını ve güvenliğini korumak için kurulmuş olan, 193 ülkeli Birleşmiş Milletler’den hala bir ses çıkmaması da düşündürücü ve eleştiriye son derece açık bir durumdur.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramının 103. Yıldönümünü kutluyoruz. Bu bayramla özdeşleşen Bandırma Vapuru veya gemisini de hatırlamamak mümkün değil. Avrupa 18. Yüzyılda, gemi inşa sanayisindeki usta çırak ilişkisini sonlandırarak, kâğıt üzerine aktarılan teknik çizim planlarına göre g...;

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin’in “Orta Krallık” konseptini bırakarak Mavi Su Donanması’na geçiş yapmasıyla birlikte artan ekonomik, siyasi ve askeri gücünün bir fonksiyonu olarak coğrafya telakkisinde de açık şekilde bir değişim gözlemlenmektedir. ;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

2010-2016 döneminde Suudi Arabistan, İran’ın artan bölgesel etkinliğinin önüne geçmek amacıyla, dengeleme stratejisini benimsedi ve diğer bölgesel güçler olan Mısır ve Türkiye ile ittifak ilişkisi tesis etti. ;

Güneydoğu Asya’dan Avustralya hattına uzanan kara coğrafyasına yakınlığı ve Pasifik Okyanusu’nun ortalarında yer alan coğrafi konumu ülkeye jeopolitik değer katıyor. Ülkeyi kontrolü altında tutmayı başaran küresel aktör, Pasifik coğrafyasını kontrol etme noktasında rakiplerine karşı avantaj kazanıyo...;

Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan büyümeler, internet kullanımının yaygınlaşması, bilgi çağına ve bilgi toplumu olarak nitelendirilen döneme geçiş ile birlikte kurumların görevlerini ifa etme şekli de dönüşüme uğramıştır. Birbirlerine internet aracılığıyla bağlı hale gelen insa...;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...