Petrol Piyasalarındaki İran Bilmecesi

Yorum

Petrol piyasalarındaki stok fazlalarını, bir an önce eritmek, ihracatçı ülkelerin petrol gelirlerini makul bir düzeyde dondurmak ve düşen fiyatlar nedeni ile artan küresel durgunluk riskini bertaraf etmek…...

Petrol piyasalarındaki stok fazlalarını, bir an önce eritmek, ihracatçı ülkelerin petrol gelirlerini makul bir düzeyde dondurmak ve düşen fiyatlar nedeni ile artan küresel durgunluk riskini bertaraf etmek… Şu sıra hem OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries - Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) hem de OPEC dışı petrol üreticilerinin en büyük endişesi. Bu öyle bir endişe ki, Suudi Arabistan ve Rusya gibi iki ülkeyi, farklılıklarını bir tarafa koyarak aynı masaya oturttu ve bir üretim dondurma kararında buluşturdu. Katar ve Venezuella da anlaşmanın bir parçası. Ancak hala düşen fiyatlar, zaten güven sorununun sürdüğü bir ortamda tarafları birbirlerine kuşku ile bakmaya itmekte. Özellikle Katar ve Suudi Arabistan diken üstünde.


Suudi Arabistan Ne İstiyor?

Tarafları aynı masa etrafına, mücbir ekonomik gerçekler oturttu. Ama sağ gözün sol göze güvenemediği bir ortamda, Suudi Arabistan her şeyden önce Rusya’nın anlaşmaya ne kadar ve ne zamana kadar bağlı kalacağını merak ediyor. Üretimi dondurma kararının semeresi özellikle ABD stokları dolayısı ile alınamıyor olsa bile yine kuşkuyu Rusya’ya yönlendirmesi, arzu edilen fiyat istikrarı için bizatihi tehdit. Çünkü spekülasyona elverişli bir zemin hazırlıyor. Halen taraflar üretimi sadece Ocak 2016 düzeyinde dondurma kararı almış durumdalar. Oysa Kuzey yarımküre bahara hazırlanırken, üretimin kısılıp kısılmayacağı konusunda Suudi Arabistan, geçici şeriklerinden kesin bir tavır bekliyor. Bu neden böyle anlamak kolay değil. Çünkü petrol fiyatları yükselirken Suudi Arabistan en büyük ve etkili joker konumundaydı (swing producer). Gerektiğinde kendi başına petrol musluklarını açıyor, gerektiğinde kapıyordu. Şimdi bunu tek başına yapmaya kadir olamamasının nedeni nedir?


İran Etkisi mi?

Şu sıralar Suudi Arabistan OPEC’in bundan sonraki olağan Haziran toplantısından herhangi bir üretim kısma kararının çıkmayacağını tahmin ediyor. Çünkü İran’da petrol üretiminin ne zaman ve ne kadar hızlı artmaya başlayacağı konusundaki belirsizlik, OPEC’i de bir karar almamaya itiyor gibi gözüküyor. Tabii İran’ın, yaptırımların gölgesinden tamamen çıkarak ve zarar görmüş petrol kuyularını onararak üretime geçmesi yaz ortasını bulabilir. Bu da belirsizliklerin, 2016’nın hemen hemen 3 çeyreğini ipotek altına alması anlamına gelir. Arz belirsizliği, arz fazlası tehdidi, daha da düşmeye hazır fiyatlara karşı piyasa paylaşım hesapları işin bir başka boyutu.


İran Bahane mi?

Reformcuların yeniden işbaşına geldiği İran’da yönetim, acilen ülke ekonomisini bir an önce düze çıkaracak, ülkenin kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirecek ve tahrip olmuş alt yapıyı yeniden inşa edecek önlemleri en rasyonel biçimde alma gayreti içinde olacaktır. Petrol ve doğal gaz sektörlerinin bu bağlamda, yönetimin reform ve yeniden yapılanma listesinde yer alması fevkalade normaldir. Suudi Arabistan ve Rusya’dan sonra petrolde üçüncü sırada bulunan İran, görünürde yaptığı açıklamalar ile rakiplerini tedirgin ediyor olabilir. Önümüzdeki bir yıl içinde, günde 1.5 milyon varil ilave üretim artışı sağlayacak bir üretim yönetimi politikası duyurusu karşısında hemen tepki göstermeyeceği anlaşılan OPEC’in amacı nedir? OPEC İran petrol alanları konusunda yeterli bilgiye sahip değilse, İran’a karşı petrol piyasalarında başlayacak stratejik bir oyunu belirsizliklere dayandırmanın ne gibi bir yararı olabilir?


İran’ın Yeni Hesapları Nedir?

Her şeyden önce İran 2009’dan beri ülkede henüz kullanıma açılmayan 14 petrol kuyusunu faaliyete geçirmeyi planlıyor gibi gözüküyor. Bu konuda yabancı ortaklıklara hazır olduğu izlenimini veren bir açıklama yok. Yaklaşık 500-600 milyon dolarlık bir harcama ile bunları yapabileceğini iddia ediyor. İran sınır kaplarında sıraya girmiş pek çok yabancı ülke var. Özellikle Rusya, Çin, Japonya veya İngiltere ve Fransa ile bir iş birliğine düşen fiyatlara rağmen gider mi? Bana gidermiş gibi geliyor. Ama mutlaka ilk etapta OPEC’den dostane bir beklentisi var. O da üretim dondurma kararından (azaltma da olabilir) bir süre muaf tutulması ve İran’ın yaptırımlar öncesi üretim düzeyine ulaşmasına geçit verilmesi. Hâlen günde 3.4 milyon varil petrol pompalayan İran da Haziran ayına umutla bakıyor olmalı. Onun umudu, dünya petrol stoklarının yılın ilk yarısı sona ererken eriyip tükenmesi.


İşler Biraz da Rusya’ya Bağlı

Tabii eğer Rusya üretim dondurma anlaşmasına uyar da OPEC’e çelme takmazsa bu mümkün olabilir. Tahminim bu defa Rusya’nın 2001 yılında olduğu gibi anlaşmaya uyacağı ve bu sayede Orta Doğu’daki dengeleri daha iyi denetleyeceği.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

10. Balkan İletişim Ağı Konferansı

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.