SAARC: Güney Asya’da Beklentiler ve Sorunlar

Makale

Asya Birliği gibi iddialı bir hedefe ulaşmak için; böyle bir birlikten beklentilerin ve böyle bir birliğin potansiyelini kavramanın yanında Asya’daki tüm ülkelerin çaba ve siyasi irade göstermesi gerekmektedir. ...

Asya Birliği gibi iddialı bir hedefe ulaşmak için; böyle bir birlikten beklentilerin ve böyle bir birliğin potansiyelini kavramanın yanında Asya’daki tüm ülkelerin çaba ve siyasi irade göstermesi gerekmektedir.

Bölgeselciliğe doğru gelişen Güney Asya örnek olarak alındığında; bu bölgenin birçok iç karartıcı sorunla karşı karşıya olduğu görülmektedir. SAARC 25 senelik bölgesel bir örgüt olmasına rağmen birçok yapısal eksikliği bulunmaktadır. Bu yapısal eksikliğin ana sebebi küçük ülkeleri etkisi altına almayı isteyen Hindistan’ın bölgesel hegemonik politikalarıdır. Bununla birlikte Pakistan ve Hindistan arasındaki tarihi sürtüşme durumu daha vahim bir hale getirmektedir.

Güney Asya’nın kendine özgü düzeninden dolayı; birçok küçük ülke kendi aralarında hiç bir yakınlık kurmayarak dış dünyadan izole bir biçimde varlıklarını sürdürmektedir. Bu durum Güney Asya’da işbirliğini imkansız hale getirmektedir. ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) örgütü içindeki en büyük ülke olan Endonezya’nın aksine; Hindistan Güney Asya’da komşuları ile problemlerini çözememiş, bu ülkelerle olan farklılıklarının üstesinden gelememiştir. Hindistan toprak ve nüfus bakımından büyük bir ülke olabilir; ancak bu büyüklüğünü diğer ülkelere olan yaklaşımında ve politikalarında göstermemiştir. Hindistan’a yakın olan tüm ülkelerin bu dev ülke ile problemleri bulunmaktadır. Komşuları Hindistan’ın politikalarından rahatsızlık duyduklarını sık sık dile getirmektedir. Güney Asya’daki iki büyük rakip (Hindistan ve Pakistan) aralarındaki tarihi problemleri Fransa ve Almanya gibi çözmeyi şu ana kadar başaramadılar.

Günümüzde; Paris-Berlin ekseni Avrupa’nın bel kemiğini oluşturmaktadır. Avrupa Birliği, içerisindeki sorunlara rağmen bölgesel entegrasyonla sonuçlanan, ülkelerarası güçlü bir işbirliği sağlamıştır. Sürekli olarak tekrarlanan Asyalı değerlere rağmen; Asya bölgesinde Japonya ve Çin arasında Avrupa Birliği’ne benzer bir ortaklık ya da işbirliği yoktur. Dahası Asya içi ticaret, Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ticaret ile kıyaslanmayacak kadar küçüktür.

Bölgesel bilinç eksikliği her ne kadar Asya’da büyük bir sorun olsa da; Hindistan ve Pakistan arasında bu bilinç eksikliği daha güçlüdür. Asya’da genel bir siyasal duyarlılık eksikliği mevcuttur. Yakın tarihte Avrupa gerçekleşen savaşların getirdiği yıkım ve katliamlar; bu bölge ülkelerinin arasında savaşma konusunda isteksizliğe sebep olmuştur. Yoksulluk, açlık ve aşırı nüfus yoğunluğu Güney Asya’da aşırı boyutlara varmış; ancak bu durum bölgedeki liderler tarafından göz ardı edilmektedir. Belki de liderlerin bunları göz ardı etmesinin sebepleri yoksulluk, duyarsızlık ve sivil toplumun gelişmemiş olmasıdır. Anlamlı bir işbirliği kurulabilmesi için önce kurumsal işbirliğine ihtiyaç vardır.

Aynı zamanda bilgi paylaşımı, güven geliştirme ve diğer ülkelerin davranışlarını önceden tahmin etme gibi eylemler içinde kurumsal işbirliği şarttır. Avrupa Birliği örneği gösteriyor ki kurumsallaşma ne kadar büyükse; işbirliği konusunda başarı o kadar büyük olur.

SAARC hala gayrı resmi ve dağınık bir kurumdur. Robert Shuman’ın cesurca ilan ettiği; tüm Güney Asya devletlerini bir araya getiren ve bölgesel entegrasyon sürecini canlandıran, şovenistik tepkileri törpüleyen ve ülkelere barış ve refah dolu gelecek vizyonu kazandıran bir Asya Birliği -Avrupa’da olduğu gibi- yoktur. Her ne kadar eğitim, tarım, meteoroloji ve iletişim gibi alanlarda iyi niyetli işbirliği çabaları gösterilse de; bu durum SAARC ülkeleri liderlerinin vizyonuna yansımamıştır. Yoksulluğu azaltma, serbest ticaret bölgesi ve terörle mücadele gibi konulara üstün körü değinilerek detaylı bir şekilde tartışılmamaktadır. Birçok SAARC toplantısı yapılıp, deklarasyonlar yayınlanmasına rağmen istenilen sonuçlara bir türlü ulaşılamamaktadır. Toplantılar sonucu gerçekleştirilmesi üzerinde anlaşılan eylemler bir türlü uygulamaya konulamamaktadır. Hindistan’ın SAARC bünyesinde gerçekleştirilen eylemler ve alınan kararlar üzerinde genel bir isteksizliği ve ilgisizliği görülmektedir. Hindistan komşuları ile olan sorunlarını ikili ilişkiler çerçevesinde çözmeyi tercih ederken; diğer ülkelerin kendisine karşı birleşmesinden çekinmektedir. Ancak bölgesel bir güç olabilmek için komşularıyla birlikte işbirliği içinde kalkınma göstermesi gerektiğini kavrayamamıştır.

Ayrıca, %5 gibi bölge içi ticaret seviyesi Avrupa Birliği (%62) ve NAFTA[1] (%55) gibi bölgesel örgütlerle karşılaştırılınca çok düşük kalmaktadır. SAARC ülkeleri arasındaki ticaret küresel ticaretin %1’ini bile oluşturmazken; bu ülkeler küresel GSYİH’nın sadece %1,5 ini oluşturmaktadır. Ayrıca bu ülkeler dünyadaki en yoksul kesimden 450 milyon insanı barındırmakta ve dünyada okuma yazma bilmeyen insanların %50’si yine bu ülkelerde yaşamaktadır. Zayıf ve kırılgan sivil toplumlar bölgesel işbirliğini engellemektedir. Sivil toplumlar demokratik düzenin oluşturulmasıyla ortaya çıkar; eğitim, siyasal bilinç, bağımsız medya, sivil toplum kuruluşları ile şekil alırlar. Büyük güçler bazen bölgesel entegrasyonu destekleyebilecekleri gibi kimi zamanda bölgesel işbirliği önünde engel olarak karşımıza çıkabilirler. Bununla birlikte bölgesel işbirliği yatırım ve iş güvenliği sağlasa da; herhangi bir ülke büyük bir güç ile sorun yaşarsa, bölgesel işbirliğini destekleyememektedir. Örneğin; Amerika ve Çin Hindistan-Pakistan arasındaki sorunların çözümünü destekleyip, SAARC forumunu güçlendirmeye çalışmışlardır. Ancak Amerika İran’la yapılan herhangi bir işbirliğine karşıdır. (İran-Pakistan gaz boru hattı) SAARC’ın karşılaştığı problemlerin çözümünde başta Hindistan’ın olmak üzere tüm üye ülkelerin siyasi iradesi gerekmektedir. SAARC sekreterliği revizyondan geçirilmeli ve daha fazla yetkilerle donatılmalıdır. SAARC tüzüğünde revizyona gidilmesine ihtiyaç vardır. Tüm toplumsal kurumlar zayıftır ve değişmeleri gerekmektedir. Sağlam bir karşılıklı bağımlılık işbirliği şansını arttırır ve çatışma riskini ortadan kaldırır.

Hükümetler uzun süreli sosyo-ekonomik kalkınma için bütçelerinden eğitime daha fazla pay ayırmalıdırlar. Vizelerin kaldırılması ve SAARC ülkeleri arası özgür seyahat edebilme bölgesel entegrasyona yarar sağlayacaktır.

Kültür, spor, ticaret ve diğer etkileşim kanalları desteklenmeli ve bunların siyasallaşmasının önüne geçilmelidir.

Hükümetler bu tür aktivitelerin desteklenmesinde öncü rol oynamalıdır. İletişim, enerji, baraj yapımı, ticaret ve diğer alanlardaki altyapı çalışmaları ülkeler arası ortak projelerle desteklenmelidir. Terörizm, yoksulluk, enerji darlığı, iklim değişikliği ve salgın hastalıklar Güney Asya ülkelerinin ortak sorunlarıdır.

[1] Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2653 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 623
Asya 98 1042
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2016 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2016

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

Bir süredir TASAM bünyesinde kaleme aldığımız değerlendirmelerde, genel manada Balkanlar’da ama en sıcak ve kırılgan bölge olarak Bosna Hersek’te devam edegelen zoraki barış yıllarının büyük ölçüde zarar gördüğü yeni bir döneme girdiğimizi; bunun saiklerini de klasik post soğuk savaş dönemi uygulama...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı 2020’de sunulan tebliğler “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm” adıyla e-kitap olarak yayımlandı.;

TASAM Yayınları, Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2020’nin bildirilerini “Atlantik’ten Hint Okyanusu’na Geleceğin İnşası- Building Future From Atlantic to Indian Ocean” ismiyle kitaplaştırdı.;

Küresel denge ve denetleme için II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı zaman ilerledikçe çağımızın güvenlik ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelmektedir. 1980’lerde başlayan son küreselleşme dalgasının derinleşmesi, küresel düzeyde daha önce benzeri görülmemi...;

Doğu ve Batı arasında süren tarihî mücadelenin şüphesiz ilk sebebi dördüncü iklimin yani medeniyetlerin doğduğu hattın bu mücadele çizgisinin tarihî coğrafyasını oluşturmasıdır. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...