Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi Türkiye Hazırlık Toplantısı Raporu

Haber

Yönetimi ve sekretaryası TASAM tarafından sürdürülen Dünya İslam Forumu ve Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi işbirliğiyle 25-27 Mart 2016 tarihinde Kuala Lumpur’da ...

Yönetimi ve sekretaryası TASAM tarafından sürdürülen Dünya İslam Forumu ve Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi işbirliğiyle 25-27 Mart 2016 tarihinde Kuala Lumpur’da gerçekleşecek Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi’nin Türkiye’deki ilk Hazırlık Toplantısı 19 Ocak 2016 Salı günü İstanbul’da düzenlendi. 5.000 kişilik küresel bir katılımla düzenlenmesi öngörülürken Malezya Kraliçesi, Başbakanı ve İİT Genel Sekreteri’nin de iştiraki teyit edilen Zirve, kadınların inisiyatif kazanması ve güçlenmesi adına, dünyada öne çıkan Müslüman kadınların bir araya getirilerek deneyimlerini ve fikirlerini paylaşmaları için bir platform oluşturmak amacıyla planlandı. “Müslüman Kadın - Pamuk gibi Yumuşak, Demir gibi Güçlü“ ana teması altında gerçekleştirilecek zirvenin alt konu başlıkları ise “Kadın ve Girişimcilik“, “Kadın ve Barış İnşası“, “Genç Müslüman Kadınlar; Geleceği Şekillendiren Güç“, “Genç Kadın Liderler“, “Kadınların Eğitimle Güçlendirilmesi“, “Barış Tesisinde Kadının Rolü, İnsanlığa Biçim Vermek“, “Kadın ve Cami Yönetimi: Problem ve Çözümler“ ve “Modern Müslüman Kadın: Ayşe ve Külkedisi“ olarak belirlendi.

Dosso Dossi Downtown Hotel’de Çalışma Yemeği ile başlayan Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi Hazırlık Toplantısı’na; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürü Gülser Ustaoğlu, Uluslararası Kuruluşlar Daire Başkanı Dr. Göknur Akçadağ, Aile ve Sosyal Politikalar Uzmanı Neşe Ünal Sürekli, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına Dış İlişkiler Daire Başkanı Ahmet Ertürk, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcisi Faik Koç, Prof. Dr. Ömer Çaha, Prof. Dr. Nilüfer Narlı, AK Parti İl Kadın Kolları Dış İlişkiler Başkanı Av. Nagihan Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Danışmanı (AB Uyum Komisyonu Üyesi) Halide İncekara, Eğitim-Bir-Sen Kadın Kolları Başkanı Sevgi Yücel, KADEM Kadın ve Demokrasi Derneği Başkanı Sare Aydın Yılmaz, Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Başkanı Nezihe Bilhan, Kadın Adayları Destekleme Derneği Başkanı Sunay Karamık, Kadın Hakları Koruma Derneği’nden Av. Sema Yücel, İMKANDER'den Başkan Yardımcısı Ömer Bezirgan, kadın ve eğitim koordinatörü Nuray Canan Bezirgan, gazeteci - yazarlar Hidayet Tuksal, Ece Vahapoğlu, Merve Şebnem Oruç, İstanbul Kadın Akademisi Platformu adına Gülhan Kocabıyık, Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği Başkanı Dr. Aynur Görmez, Kocaeli Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden Öğretim Üyesi Tümay Mercan, TV Programcısı ve Sunucu İkbal Gürpınar, Avukat Feyza Altun Meriç, Türkiye Entelektüel Kadın Hareketi TEKH’den Merve Armağan, Beyzanur Armağan, Tuba Sevimoğlu, Saliha Büşra Selman, Hümeyra Kahraman, Hacer Hazan, Küçükçekmece Kent Konseyi Kadın Meclisi’ni temsilen Başkan Özlem Erol ve meclis üyeleri Serpil Çakmak Soran, Deniz Alhan, Müjgan Önal ve Leyla Eryener, Küçükçekmece Kaymakamlığı adına Sema Aydın Avşar, Türkiye Gençler Arası İletişim Platformu TÜGAP'tan Dilara Ataseven ve Ayşenur Koç, Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı HEKVA’dan Burçak Yıldırım, Zeynep Emin, Kübra Efe, Zehra Özküçük, Masumeli Platformu’ndan Esra Armağan, Gazeteci - TV Sunucusu Ahu Özyurt, özel sektörden Hill+Knowlton Strategies Türkiye Gn. Müdürü Pelin Kocaalp, Ala Dergisi İmtiyaz Sahibi Gülsüm Çiçekçi, KLM Medya’dan Habibe Ayvacı, Aysha Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Pınar Küçükşabanoğlu ve Editörü Emine Merve Şerbetçi, ANESİAD (Anadolu Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği) adına Genel Başkanımız Ali Kılavuz ve ANESİAD (Anadolu Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği) Üyesi Fatma Kılavuz, Moda ve Stil Danışmanı Esra Seziş Kiğılı ile Kadınlara Hukuki Destek Merkez Derneği KAHDEM, Başkent Kadın Platformu gibi STK temsilcileri teşrif ettiler.

Dünya genelindeki kadın odaklı STK’lar arasında sinerji ve ağ tesis edilmesine de katkı sağlaması öngörülen ve ilgili kamu otoriteleri ile diyalog içerisinde olunan Zirve’nin Malezya’daki Hazırlık Toplantısı 09 Aralık 2015 tarihinde Kuala Lumpur’da yapılmıştı. Ulusal koordinasyon ve hazırlık amacıyla düzenlenen İstanbul’daki bu Hazırlık Toplantısı’nda geniş bir temsil ve katılımla Türkiye’den sağlanacak katkılar ve katılım ele alınmıştır. Bu rapor, Toplantı’da katılımcılar tarafından dile getirilen kişisel görüşlerin derlenmesi ile oluşturulmuştur.


Konu ile İlgili Genel Mülahazalar

Dünya şu ana dek görülmemiş hızlı bir değişim süreci içerisindedir. On yıl sonra; sanayi, emek, üretim, değer, toplumsal yapılar gibi konularda şimdikinden çok daha farklı bir dünya ile karşı karıya kalınacaktır. Örneğin çalışan yoksullardan söz edilir hâle gelinebilecektir. Kadınların durumunun şu ana göre çok daha gerilere düşebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Müslüman kadınların sorunlarının sadece bir erkek-kadın sorunu olarak ele alınmaması gerekir. Bunun yerine modernitenin getirdiği sorunlarla ilgili olarak kadınlar konusunda neler yapılması gerektiği ve yapılabileceği ile ilgili düşünce üretilmesine ihtiyaç vardır.

Endüstriyel, teknolojik ve finansal gelişmeler modern toplumsal yapıyı ve kadınların konumunu derinden etkilemeye devam etmektedir ve bundan sonra daha fazla etkileyecektir. Modernite ile birlikte kadının toplumsal konumunun sadece Müslümanlar için değil, küresel düzeyde bir sorun teşkil ettiği unutulmamalıdır. Bazı toplumlar kadın sorununun çözümünde mesafe kaydetmiş, diğerleri ise oldukça kötü durumda kalmıştır. Bu noktada Batı - Doğu gibi ayrımlar çok da anlamlı değildir. Bu çerçevede asıl yapılması gereken stratejik bir vizyon ve entelektüel bir altyapı ile sürecin oluşturulup yönetilmesidir.

İlk Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi için geliştirilen “Pamuk Gibi Yumuşak, Demir Gibi Güçlü“ ana teması bazı katılımcılar tarafından kadını yumuşaklıkla özdeşleştirdiği gerekçesi ile eleştirilmiştir. Masalsı ve naif anlatıların terk edilmesi gerektiği, siyasi ve toplumsal düzeyde pek çok sorunun çözümü için kadın konusunda stratejik bir bakış açısına ve kadın eline ihtiyaç duyulduğu, kadınların sadece yardımcı olarak görülmemesi gerektiği, kadın sorunlarının konunun uzman olan kadınlarca oluşturulan komisyonlarda ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Kadınların kendi sorunlarını dile getirirken feminist - anti-feminist zıtlaşmasına gitmemesi gerektiği, rasyonel çözüm arayışları için işbirliği ve ortak faaliyet imkânlarının geliştirilmesi gerektiği dile getirilmiştir.

TASAM yetkilileri, kendileri tarafından önerilen asıl ana temanın “Bir Kadın Bir Dünya: Güç ve Adalet İnşası“ olduğunu ama Malezyalı paydaşlarla yürütülen müzakereler sonucunda mevcut ana tema üzerinde karar kılındığını, bu tür çalışmaların sürdürülebilirliği açısından empati ve karşı tarafın görüşüne önem vermenin hayati önemde olduğunu belirtmişlerdir.

Bazı katılımcılar ise asıl sorunun, kadının kadın özelliklerinin örselenmesi nedeniyle ortaya çıktığını, meseleye modernitenin güç mücadelesi açısından bakmanın sorunları daha da derinleştirdiğini, kadın şefkatinin, merhametinin, üretkenliğinin ve fedakârlığının daha fazla vurgulanması gerektiğini, kadının kadınlığını koruyarak nasıl söz hakkına sahip olabileceği, kadınsı özelliklerini koruyarak toplumda yer alma iddiasını güttüğü için mi, erkek gibi olarak mı bunu başaracağı konusunda kafa karışıklığına son verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

Kadın çalışmaları ile ilgili olarak farklı coğrafyalarda ve farklı kültürel bakış açısı ile üretilen çalışmaların tümden reddedilmesi doğru değildir. Kültürel uyuşmazlık konusu olan maddelere rezerv konulduktan sonra, kadın sorunlarına olumlu katkı yapması muhtemel çalışmaların desteklenmesi ve daha ileri düzeylere taşınması gerekir. İslam dünyasında farklı ülke ve bölgelerde kadının statüsü ile ilgili farklı anayasaların, yasaların, geleneklerin ve teamüllerin bulunduğu noktasından hareketle, mevcut koşullarda sadece İslam dünyasında değil, tüm dünyada kadınlarla ilgili bir takım ciddi sorunların bulunduğunu ve bunu düzeltmek için harekete geçilmesi gerektiği bilinmelidir. İslam dünyasının bu konudaki sınırlılıklarının ve imkânlarının ortaya konulması, konunun tartışmaya açılmış olmasının bile olumlu gelişmeler için ciddi bir başlangıç olarak görülmesi gerekmektedir.

Kadın sorunlarının çözümü için Batılı bilimsellik anlayışı ile Doğu’nun duygusallığını anlamlı bir şekilde sentezlemeyi başaran post modern yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Malezya, kadın ve cami yönetimi konusunda önemli bir örnek teşkil etmektedir. Modern toplumda kadınların ve engellilerin camilerden eşit fırsatlarda yararlanabilmeleri için gerekli önlemlerin alınması gerekir, bu konuda Türkiye’de ciddi eksiklik ve aksaklıklar mevcuttur. Türkiye’nin kadın konusundaki farklılığı ortaya konulmalıdır.

Kadınlarla ilgili olarak geliştirilen strateji ve programlarda kadınların üzerine düşen sorumluluklarla kadınlara verilecek yetkiler arasında bir orantısallık gözetilmesi, sorumluk-yetki dengesinin sağlanması önemlidir. Kadınlar zayıf ve yardıma muhtaç olarak gösterilmemeli, bunun yerine güçlü, başarılı kadın örneği canlı tutulmalıdır. Toplumun yarısını teşkil eden kadınların kabiliyet ve kapasitelerinin fiziki ve entelektüel üretimin dışında tutulması toplumun tümüyle işlevsiz hâle gelmesine neden olabilir. Bu nedenle, iş hayatında herhangi bir konumda yer almak ya da almamak, kadın veya erkek ilgili kişinin ehliyet, liyakat, karar ve tercihi ile ilgili bir durum olmalıdır. Annelik bir kariyer değildir. Önemli olan herhangi bir mesleğin ehliyet ve liyakatle icra edilmesidir. Dolayısıyla iş hayatında kadının çocuğu ile birlikte bulunabileceği ortamlar oluşturulmalıdır.

Büyük devletlerin varlığını koruyabilmesi çok kültürlülüğün iyi yönetilebilmesi ile mümkündür. Özellikle iletişim ve ulaşım imkânlarının bu denli geliştiği günümüzde İslam dünyasında da kuşatıcı bir İslam medeniyetinden söz edilebilmesi ancak farklı medeniyet yaklaşımlarının sahiplenilmesi ve bir zenginlik unsuru olarak değerlendirilebilmesi ile mümkün olacaktır. İstikrarlı koşullarda verimli olan daha az verimli olandan ayrışacak, iyi olan kendiliğinden kabul görecektir. Önemli olan alternatif önerilerin sesini duyurma imkânı bulmasıdır. Bunun için sabırlı, uzun erimli politikalar geliştirilmesi gerekmektedir. Düşünsel altyapı ancak bu şekilde olgunlaşabilir. Bu durum kadınların toplumsal durumunun iyileştirilmesi noktasında da geçerlidir.

Modernitenin getirdiği tüm sorunlarda olduğu gibi kadın sorunu ile ilgili çözüm arayışlarında da geçmişi olduğu gibi ihya etme yahut geçmişi tümüyle imha edip yeni bir ortam inşa etme amacı güden ütopik aşırılıklardan kaçınılması gerekmektedir. Önemli olan karşı karşıya kalınan değişiklikleri ve meydan okumaları bizi biz yapan özü koruyarak okuyabilmektir. Kadın sorunları da, modernitenin iş ve eğitim hayatında getirdiği değişiklikler ve kültürel meydan okumalar karşısında özü koruyan bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.

Kadın - erkek sorununun çözümünde psikolojik sorunların aşılması, bunun için de varoluşunu içselleştirmiş bireylerin bulunması gerekir. Kadın ve erkeğin önceliklerini bilmeleri, mutluluğu madde yerine manada yakalamalarını sağlar.

Bilinçli erkek evde karısına yenilen erkektir. Akıllı kadın ise erkeğin dertlerini teskin eden kadındır. Erkek ve kadın arasındaki güç mücadelesi sürdükçe günümüzde yaşanan kadın sorunlarının çözümü daha da imkansız hâle gelmektedir. İş hayatında kadın erkek arasındaki farklıklar göz ardı edilmemeli, eşitlik yerine adalet daha fazla vurgulanmalıdır.

Üstünde durulması gereken asıl husus; kadın ile erkek arasında tamamlayıcılık olduğudur. Bu tamamlayıcılık ilişkisi bozulduğu zaman taraflar kendilerini güçsüz hissettiklerinde sinerek savunmacı pozisyon almakta, güçlü olduklarında ise saldırgan davranışlar içine girmektedirler. Her iki durum da çatışma ortamı anlamına gelmektedir. Hayat veren merhamet ve şefkat; merhameti ve şefkati sürekli hâle getiren fedakârlık duygusu olmadıkça bütünlüğü sağlamak mümkün değildir.

Varoluşsal ve epistemolojik anlamda kendini yeniden ihya ve inşa edecek bir dünyaya ihtiyacımız vardır. Bu anlamda eksik olan ne ise, konuşulması gereken odur. Çünkü tanımlar insan davranışlarını belirler ve onu sınırlandırır. Bunu aşmak için aklımızı kullanarak ve cesaretle yeni şeyler söylemeye, hayatı çekilmez hâle getiren ortama meta-söylemlerle karşı çıkmaya şiddetle ihtiyaç vardır. Merhamet, şefkat, paylaşım ve fedakârlık erkek - kadın tüm insanlar için sembol kavramlar hâline getirilmelidir.

Müslüman kadın, her daim eğitilmeye muhtaç, güçsüz bir hilkat garibesi olarak değil; İslam ile onurlanmış, farkındalığı artmış, güçlenmiş bir imaj ile sunulmalı, böyle olabilmesi için gerekli alt yapı oluşturulmalıdır. Kadın sorunları tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de uzun süredir tartışılmaktadır. Problemin ne olduğuna dair belli bir bilgi birikimi oluşmuş durumdadır ve neredeyse tüm toplumsal kesimler bu bilgilerden haberdardır. Asıl sorun uygulamalarda ortaya çıkmaktadır. Bunun da temel nedeni; medeniyetimizin referans kişileri ve kurumlarının kadını ne kadar önemsediğine dair belli bir anlayışın gelişememiş olmasıdır. Sorunla ilgili buyurgan düşünceler yerine, sorunların çözümüne öncülük yapan rol modellere daha fazla ihtiyaç vardır. Kadın sorunu başta olmak üzere, pek çok toplumsal sorunun çözümünde rol modellere duyulan ihtiyaç açıktır. Aile yapısını koruyarak toplumda güçlü bir varlık gösteren kadın imajı eğitimde, medyada, sanatsal ve kültürel faaliyetlerde ön plana çıkarılmalıdır.

Kadın sorunları ile ilgili olarak resmî ve sivil düzeyde gittikçe gelişen bilinç ve politikalar sevindiricidir ancak alınması gereken mesafe sanılandan çok daha büyüktür. Kadınların girişimciliğini engelleyen pek çok faktör bulunmaktadır ve bunların en önemlilerinden biri psikolojik etkenlerdir. Kadın girişimciliğinin teşviki için bu alanda başarılı olmuş kadınların tanıtılması ve girişimciliğin teşvik edilmesi gerekmektedir. İş hayatında olmayan annelerin nasıl eğitilebileceğine dair gerekli çalışmalar yapılmalı ve programlar uygulanmalıdır. İlgili eğitim faaliyetlerinin içeriği ve detayları da iyi belirlenmelidir.


Zirve’nin Geleceğine Dair Görüş ve Öneriler

Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi; Müslüman kadınlar konusunda yapılabileceklerle ilgili sürecin başlangıç noktasını oluşturacaktır. Sonrası için kurulacak komisyonlar ve başka düzeydeki çalışmalar yoluyla kadınların daha fazla inisiyatif aldığı çalışmaların yürütülmesinin esas olduğu asıl süreç Zirve’yi müteakiben başlayacaktır. Sürecin yönetilebilirliği bu anlamda çok önemlidir. Müslüman kadınlarla ilgili yürütülecek etkinlikler sadece Müslüman kadınların sorunlarını ele alan etkinlikler olarak değerlendirilmemelidir. Müslüman kadınların sorunları evrensel kadın sorununun bir parçasıdır.

Kadınla ilgili olarak dünya çapında gerçekleştirilen tüm çalışmalardan, gerektiğinde eleştirel bir bakış açısıyla, istifade edilmesi gerekmektedir. Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi ve takip edecek etkinlikler; Müslüman kadını güçlü ve zayıf yönleri ile değerlendiren, sorunlara çözüm arayışı için ortak bir bilinç oluşturma amacı güden ve iyileştirme için karar alma mekanizmalarına öneriler geliştiren çalışmalar niteliğinde olmalıdır.

Etkinliklerin kapsayıcılık, sürdürülebilirlik, işlevsellik, kurumsal yaklaşım, yüksek temsil, stratejik katkı, siyasi tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir. Bilhassa “sürdürülebilirlik“ önemlidir. Bu tür toplantılarda devlet desteği ile etkinlik düzenlenmekte, sivil ilgi ve katılım eksikliğinden dolayı devamlılık sağlanamamaktadır. Etkinliklere sürdürülebilirlik ve kurumsal çerçeve kazandırılması bakımından STK’ların katılım ve ilgisinin canlı tutulması, bunun yanında, kısa, orta ve uzun vadeli perspektiflerin ve faaliyet planlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Etkinliklerde kapsayıcılık da önemlidir. İdeolojik, mezhepsel, ülkesel, bölgesel farklılıkların ve açmazların ön plana çıkarılmasına izin verilmemelidir.

Etkinliklerin iç siyaset ve uluslararası ilişkiler noktasında tarafsız kalmasına özen gösterilmelidir. Farklılıklar zenginlik olarak değerlendirilmeli, farklı önerilere seçenek ve çıkış yolu bolluğu gözüyle bakılmalıdır. Başlangıç aşamasında Türkiye ve Malezya gibi ülkelerin sürece öncülük etmesi bir zorunluluk gibi gözükse de, kapsayıcılık ve kuşatıcılık ilkelerine uyulması açısından ortak faaliyete önem verilmesi hiçbir ülke, kurum ya da aktörün ön plana çıkmasına izin verilmemesi gerekmektedir. Önemli olan, kısa orta ve uzun vadeli bir perspektif geliştirilmesidir. Etkinliklerin Müslüman kadınlar ve İslam dünyası için daha iyi bir gelecek anlamında ne tür katkı sağlayacağı konusu iyi düşünülmeli; etkinliklerin teması ve işleyişi buna göre düzenlenmelidir.

Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi’nden bahsederken sadece Müslüman kadınlardan söz eden bir ortam oluşmamasına dikkat edilmelidir. Sürecin işleyişi ile ilgili olarak STK’lardan ve akademisyenlerden gelen ve gelecek önerilerde dikkate alınmalıdır. Kanaat önderlerinin açıklamaları ve destekleri ile sürece katılmaları için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Kurumsal ve finansal bakımdan Türkiye’den ve dünyadan güçlü bir temsil ve katılımın sağlanması için gerekli çabanın da gösterilmesi gerekmektedir.

Müslüman kadın güçlü ve zayıf yönleri ile birlikte ele alınmalı, sorunlar rasyonel bir zeminde değerlendirilmeli, Müslüman kadınlarla ilgili sorunların İslam dininden kaynaklanan sorunlarmış gibi algılanmasına neden olacak bir ortam oluşmasına izin verilmemelidir. Dinin yanlış yorumlanması sonucunda oluşan kadına bakış açısı ile dinin gerçekten ne emrettiği arasında ayrıma ve din algısının zarar görmemesine dikkat edilmelidir.

Tarihin gördüğü en büyük nüfus hareketliliklerinden biri günümüzde yaşanmaktadır. Kadınlar ve çocuklar bunun en büyük mağdurlarındandır. Mülteciler, göç ve kadın sorunlarının bir yan etkinlik olarak Malezya’da ve daha sonraki etkinliklerde ele alınması sağlanmalıdır.

Tartışmaları sadece kadının ezilmişliği üzerinden yürütmek sorunları çözme adına çok ciddi katkı sağlamayacaktır. Büyük resmin ihsas ettiği ortak ve asıl sorunlara odaklanmak gerekir. Günümüzdeki sorunlar büyük ölçüde güç yarışı ile ilgilidir. Kadınların da bu yarışa katılmaları sorunları daha da derinleştirmekten öte bir fayda sağlamayacaktır.


Etkinliklerin medya üzerinden, özellikle belli bir takipçi kitlesine sahip olan süreli medya ve sosyal medya üzerinden duyurulmasına ihtiyaç vardır. Dünyadaki bütün kadın sorunlarını ele alan, sadece gücüyle değil merhamet ve şefkati ile de hayata yön veren bir kadın imajı sunan, müzikal altyapılı görseller hazırlanabilir. Etkinliklerin kalıcı ve sürdürülebilir hâle getirilmesi açısından organizasyona bir gençlik perspektifi getirilmesi ve etkinliklerde gençlere daha fazla yer ve imkân tanınması da değerlendirilmelidir.

Zirve metinlerinde İslam İşbirliği Teşkilatı Kadının İlerlemesi Eylem Planı’na yer verilmesi ve Teşkilat’ın resmî kuruluşu olan, kadın konusunda başlı başına çalışma alanı da bulunan SESRIC’in süreçte işbirliğinin önemi vurgulanmıştır. (Mayıs 2015’te ve öncesinde “İİT Üyesi Ülkelerde Kadının Durumu“ resmî raporunu bu kurum yayımlamıştır).


Oluşturulacak Ulusal Kurul ve Katkılar ile İlgili Öneriler

Katılımcıların büyük çoğunluğu Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi’nde ve izleyen süreçte aktif biçimde yer almak istediklerini ve oluşturulacak Kurul’da temsilci bulundurma iradesinde olduklarını beyan etmişlerdir.

- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı temsilcisi TASAM öncülüğünde kurulacak ve Bakanlığın da üye vereceği bir komisyonu düşünsel ve mümkün olduğunca finansal açıdan destekleyeceğini bildirmiştir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, altıncısı 2016 yılında ülkemizde düzenlenmesi planlanan “İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkelerin Kalkınmasında Kadının Rolü“ Bakanlar Konferansı sırasında 2017 yılında ülkemizde düzenlenmesi planlanan 2. Zirve’nin tanıtımının bir sunumla yapılabileceğini ifade etmiştir.

- İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü temsilcisi, kadın sorunlarının çözümünde eğitim - araştırma faaliyetlerinin geliştirilmesi için güçlü bir STK ile işbirliğini ilkesel olarak benimsediklerini, bu çerçevede Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi ile ilgili çabaların da yakından destekleneceğini belirtmiştir.

- Gaziantep Büyükşehir Belediyesi temsilcisi, müteakip Zirve’nin Gaziantep’te düşünülmesi dahil maddi ve manevi her türlü desteği sağlayacaklarını ifade etmiştir.

- Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen temsilcisi, kamu sendikacılığı ve STK konularındaki uzmanlık ve tecrübe birikimleri, 400 bin kadın üyesi, yurt içi ve dışında sonuç odaklı organizasyon tecrübeleri ile katkı sunmaya hazır olduklarını ve Kurul üyeliğine aday olduklarını dile getirmiştir.

- KADER yetkilileri de Kurul’da temsil ve etkinliklere aktif katılım konusunda gerekli desteği sağlayacaklarını belirtmişlerdir.

- KADEM temsilcisi de Kurul’da temsil ve etkinliklere aktif katılım konusunda gerekli desteği sağlayacaklarını belirtmiştir.

- Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneği ve Başkent Kadın Platformu da Kurul’da yer almayı ve işbirliğini teyit etmişlerdir.

- Kent konseyleri, kaymakamlıklar, belediyeler ve kadın örgütlerinin bu organizasyonu yönlendirme ve daha etkin hâle getirme konusunda önemli roller üstlenebileceği ifade edilmiştir. Bu bağlamda İstanbul Küçükçekmece Kaymakamlığı Kurul’da yer alma ve süreçte kurumsal işbirliğini deklare etmiştir.

- Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı başta olmak üzere ilgili resmi makamların sürece destek sağlamaları gerektiği vurgulanmıştır.

- TASAM Akil Kişiler Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı ve TV Sunucusu - Yaşam Koçu İkbal Gürpınar'ın Ulusal Kurul'a adaylığı olan kişiler arasında yer aldığı belirtilmiştir.

- Hazır bulunmayan kurumların Ulusal Kurul’a adaylığı konusunun ivedilikle netleştirilmesi benimsenmiştir.

- Program ile ilgili ve 2017 yılına dair planlamada Dışişleri Bakanlığı’ndan aktif görevde bulunan kişilerin davet edilmesinin ve/veya görüşlerine başvurulmuş olmasının isabetli olduğu değerlendirilmiştir.


Uluslararası Müslüman Kadınlar Zirvesi için Sunum Başlığı Önerileri

Zirve için her yıl farklı bir ana tema ve ilgili alt başlıkların belirlenmesi, alt başlıklar belirlenirken tekrardan kaçınılması esas alınmıştır. Zirve’de Türkiye’yi temsilen resmî ve sivil katılımla 10 ila 20 kişiden oluşan bir konuşmacı heyetinin teşkili kararlaştırılmıştır. Ülkemizden gidecek konuşmacılar için önerilen temalar şunlardır:

- Mülteciler, Yerinden Edilmiş Kadınlar

- Eğitim ve Sağlık

- Kadının Bilimsel ve Teknolojik Sistem Eğitiminde Güçlendirilmesi

- Kadın Sorunları ile İlgili Mukayeseli Hukuk Araştırmaları ve Politika Önerileri

- Modernitenin Getirdiği Meydan Okumalar Karşısında Müslüman Kadının Durumu

- Refah için İyi Yönetişim, Kadın Sorunları ve STK’ların Önemi

- Kadın Girişimcilerin Teşvik Edilmesi

- Rol Model/Referans Kadınlar

- Kadın Sorunlarının Çözümü Önündeki Psikolojik Engeller

- Adalet ve Güç İnşasında Kadının Yeri ve Önemi

- Çatışmaların Çözümünde Kadın Rolü

- Dinin Yanlış Anlaşılmasından ve Yorumlanmasından Kaynaklanan Sorunlar

19 Ocak 2016, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Güçlü tarihsel ve kültürel arka plana rağmen stratejik nitelikli diyaloğun henüz gelişmekte olduğu Türkiye - Orta Doğu veya daha dar kapsamda Türkiye - Körfez Ülkeleri ilişkilerinin kırılgan eksenden yeni dengeler, yeni roller ve yeni ittifaklara uyum sağlayacak bir işbirliği eksenine dönüşmesi seçe...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

Dünya hemen her konuda sınırın “ölçüsüzce“ zorlandığı “kritik“ bir dönemden geçmektedir. Başta zihin ve beden itibarıyla bizzat insan olmak üzere aile, toplum ve devlet gibi hemen her toplumsal ve siyasal yapı bu durumun bir yansıması olarak derin bir “güvenlik krizi“yle karşı karşıyadır. Uluslarara...;

Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl onuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Teknopolitik Yeni Dünya: Güvenliğin Güvenliği - Akıl, Nesil, Aile, İnanç ve Devlet Güvenliği““ ana teması altında küresel ölçekte katılımla ...;

Tüm eş-etkinlikleri ile birlikte, bu yıl onuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Teknopolitik Yeni Dünya: Güvenliğin Güvenliği - Akıl, Nesil, Aile, İnanç ve Devlet Güvenliği““ ana teması altında küresel ölçekte katılımla ...;

Napolyon Bonapart'ın yeğeni III. Napolyon, 1852'den 1870'e kadar Fransa'yı yönetti. Onun dış politikası, askeri maceracılık, diplomatik manevralar ve yurtdışında Fransız nüfuzu kurma girişimlerinden oluşmuştur. Kısaca III. Napolyon’un dış politikası hırs ve çelişkinin bir karışımıydı.;

Çin, İran ve Rusya ilişkileri giderek daha çok göze batıyor ve batı dünyasına karşı kurulan bir ittifak olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Jinping, Reisi ve Putin’in kişisel benzerlikleri değerlendiriliyor, her birinin kalbinde yatan siyasi ve coğrafi ihtirasın dünya için yarattığı tehdide dikkat ...;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...