İsrail - Türkiye Yakınlaşması

Makale

İsrail - Türkiye Yakınlaşması ...

Türkiye-İsrail ilişkilerindeki çökme ideolojikti. Düzeltme seyri ise pragmatik. Rüzgar Basra’dan esince, kral’dan ziyade kral’cı yaklaşımlar Türkiye’yi ideolojik tercihlerin peşine takılmaya itmişti. Hiç bir Arap ülkesinin, hatta Arap Birliğinin bile yapmadığı kadar, Filistin davasına sahip çıkıp, bunu diplomatik kuralların dışına taşırmış, sivil insiyatifin vereceğini düşündüğü “demokratik tercih, tarihi bağ ve din kardeşliği“ temasını da kullanarak, İsrail ile ilişkileri, inceldiği nahif noktada bırakmıştı. Yıl 2010, aylardan Mayıs ayında başlayan gerginlik, can kayıplarının ötesinde, Türkiye’ye etki alanı kaybına neden olmuştu.


“Business as Usual“ dan Öteye pek Geçit Kalmamıştı
Evet hemen karşılıklı ve özellikle İsrail’den beslenen turizm geriledi. Normalleşmesi 2-3 yılı aldı. Ama ekonomik ilişkilerde fazla bir değişme görülmedi. Türkiye İsrail ticari ilişkilerinin oldukça sofistike özelliği ve ticarete konu olan malların niteliği, siyasi krizin en karanlık noktasında bile ekonomik ilişkilerin sürebileceğini ispat etti. Çünkü hiçbir taraf bir diğerine zaten ticari ve ekonomik yaptırım uygulamadı. Gerilemeyen ekonomik ilişkilerde, çok sayıda çift vatandaşlık sahibi insanın katksı olduğunu asla unutmamalıyız. Bunun da tarihi biri miras olduğunu da.

Tabiatı ile askeri ilişkiler ve bu ilişki kapsamında bulunan mal ve hizmet ticareti akim kaldı. Ama askeri ticaretin kaybını diğer alanlar hemen telafi etti. Elektronik, bilişim, fotografik aletler, tıbbi teçhizat ve niceleri, 1996 Türkiye-İsrail serbest ticaret anlaşmasını, bu tür anlaşmalar arasında en değerli hale koyan ticaret kalemleriydi. Bu pragmatik durum, bozulan ilişkilerin konjontürel olduğunu ve umudu yitirmemenin önemini gösteriyordu.

Ancak o sırada ne oldu biliyor musunuz? Türkiye 2010 krizi ile Orta Doğu’daki tarafsızlık özelliğini ve bununla bağlantılı olarak elde ettiği arabulucu statüsünü, biri daha geri gelmeyecek şekilde kaybetti. Evet “business as usual“ olabilir. Ama güven hala mafiş.


“Barış Suyu“ Olmadı . “Barış Gazı“ Ticaretine Girelim
Bir ara Özal’ın cilaladığı bir “barış suyu“ vardı. Hani İsrail ve Kıbrıs’a, Manavgat ağzından pompalanacaktı. Türkiye bu iş için epey bir mesai, zaman ve para da harcadı. Ama su, metreküp fiyatı itibarı ile İsrail’e pahalı geldi. Onlar, yok desalinasyon, yok arıtma, yok yağmur kapanı diyerek çok ucuz su üretiyor ve en önemlisi su ziyan etmemeyi biliyorlardı. Onların bu alandaki teknolojik üstünlüğü, “Türk barış suyu“nun karizamasını çabuk çizdi. Askeri cenah, “tankları ve helikopterleri almayız ha!“ deyince bir defalığına yanılmıyorsam 2001 veya 2002 de su aldılar. Ama o iş orada kaldı.

Bu arada İsrail, Doğu Akdeniz’de açtığı 3 kuyuda bağıl bağıl doğal gaz buldu. Hesapları Türkiye üzerinden, hem Türkiye’ye, hem de Türkiye’nin batısına bu gazdan tattırmaktı. Ufak bir boru hattı, biraz yatırım bunu sağlayabilirdi.

Tamar ve Leviathan Kuyularının Vaad Ettiği
İsrail’in bulduğu doğal gaz, Orta Doğu coğrafyası üzerinde akıl yürütülen projeler arasında hep en ekonomik olarak kabul edileni olmuştur. Yıllık kapazitesi 16 bcm olarak tasavvur edilen, maliyeti sadece 2.5 milyar olarak hesaplanan, takriben 470 km lik bir ikiz denizaltı boru hattının sadece Türkiye’nin ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, Avrupa’nın da derdine merhem olabileceği hep söyleniyordu. Bunun kapalı kapılar arkasında ve özel sektör nezdinde gündemden çıkmadığından adım gibi eminim. Şahin bakışlı ve atmaca tavırlı politika bile bunu parçalayıp yutamadı. Ayrıca İsrail, Doğu Akdeniz’de 2006 dan bu yana, deniz sınırlarını doğal gaz kaynakları itibarı ile yeniden belirleyecek 2 li 3 lü anlaşmalar(delimitation agreements) imzalayarak, Mısır ve Kıbrıs’ı da Doğu Akdeniz’in ilk ve tek işbirliği anlaşma platformunda birleştirme becerisi gösterdi.

Türkiye bu gelişmelere bigane kaldı(veya öyle göründü) ve İsrail’i Yunanistan, Kıbrıs ve Mısır ile ortak olmaya itti. Ama işte dünyada herşey geçici, siyasette ise hiçbir şey kalıcı değil. Bu bazen işe bile yarayabiliyor.


Çaresizliğin Ürettiği Çare, Çare midir?
Rusya ile patlayan kriz pek hesapta yoktu. Hele tırmandığı zirvede başka nelerin olabileceği, Türkiye’yi yeni arayışlara itti. Mısır ile bozuşan İsrail de zaten belli arayışlar içindeydi. Şimdi Rusya Türkiye’ye sattığı gazı, aradaki anlaşma süresince kesmeyecektir. Keser ise, Türkiye tahkim mahkemesine gidip, Rusya’dan tazminat talep eder. Rusya zaten bu mahkeme tarafından epey tazminata mahkum edildi. Öder ödemez. Ama bir dava kaybı daha istemez. Bu arada, muslukları bir kedi bozabilir. Ama anlaşmanın yenilenme aşamasında ya yenilemez veya fiyatı öylesine yükseltip, miktarı azaltır ki, bu Türkiye’nin işine yaramaz.

Türkmen gazı, Rusya’nın gölgesinde, İran gazı, hem Rusya’nın, hem Suriye açmazının, hem de Hazar denizi anlaşmazlıklarının karanlığında. Katar gazı zaten hem uzun bir mesafe, uzun iş, hem de Suriye batağının başlangıç noktalarından biri. LNG ticareti pahalı ve riskli. O halde çaresizlik, şimdi Türkiye’yi İsrail’e doğru itiyor, İsrail de bu yakınlaşmaya teşne. Şimdi birbirine karşılıklı diş bileyen iki ülke bir gaz ortaklığına girer mi? Vallahi girer; Billahi girer ve ben buna hiç şaşmam. Neden mi? İşte aşağıdaki nedenle:

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan bile Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesinin güçlü bir olasılık olduğunu, bunun tüm Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu olumlu etkileyeceğini, üstelik Filistin ve Kıbrıs sorunlarının da çözümüne katkı olabileceğini söyleyerek[1] bir kapı araladı ondan. Evet koşulları tekrar bir bir saydı. Bunların arasında Gazze ablukasının kaldırılması da vardı. İsrail’in de mukabil koşulları var tabii.

Ama bir de işin içinde, Türkiye’nin acil ihtiyacı var. Şimdi bu çaresizliğin çaresi mi? Hayır. Zaten olması gereken en uygun çözümdü belki. Ama bu kalıcı bir çözüm olur mu? O anlaşmanın özelliğine, projenin tamamlanma süresine ve başka koşullardan soyutlandırılıp, ikili ilişki bazında yürütülmesine bağlı.

[1] “Israeli-Turkish rapprochement crucial for region“,(December 13, 2015), Daily Sabah Diplomacy, see http://www.dailysabah.com/diplomacy/2015/12/14/israeli-turkish-rapprochement-crucial-for-region-says-erdogan

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2680 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 630
Asya 98 1060
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Birleşik Krallık tarafından temeli atılan Beş Göz ittifakı, Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki teknik istihbarat iş birliği mekanizmasıdır. Sorumluluk sahaları açıkça beyan edilmese de üye ülkelerin dünyanın belirli bölgelerine yön...;

Soğuk Savaş Dönemi ertesinde dünyada oluşan tek kutuplu düzenin ortadan kalkmaya başladığı ve güvenlik ortamında yeni dengelerin oluştuğunun emareleri görülmeye başlamıştır. Değişimde, ABD’nin Ortadoğu bölgesinde son 20 yılda kaybettiği enerji ve kendi iç sorunlarının ortaya çıkışı mutlaka göz önünd...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı.;

Afrika 54 ülke barındıran bir kıtadır. 30 milyon km2 alana sahip olan bu kıta Akdeniz, Kızıldeniz ve Atlantik Okyanusu tarafından çevrilmektedir. Afrika, Cebelitarık Boğazı ile Avrupa Kıtası’na bağlıdır. Sömürgecilik döneminden itibaren Avrupa kıtasının etkisi altında kalmıştır. ;

ABD-Çin rekabeti özellikle son dönemde yaşanan hızlı gelişmeler eşliğinde derinleşiyor. ABD Başkanı Biden’ın Asya ziyareti ve Tayvan ile ilgili sonradan tevil edilen sözleri ilişkileri gererken Çin’e yönelik stratejinin Dışişleri Bakanı Blinken tarafından ana hatları ile açıklanması rekabeti yeni bi...;

Mayıs ayının son gününde Dubai’de İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalandı. Ticarette hemen hemen bütün tarifeleri bir kalemde ortadan kaldırıp, beş yıl içinde 10 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yakalamayı hedefleyen bu anlaşma, Abraham norm...;

Ulus-devlet modeli, egemen yetkileri dikkate alındığında, hala küresel siyasetin en temel birimi ve en önemli aktörü olarak değerlendirilmektedir. Devletler, kendi sınırları içinde rakipsiz güç kullanırken, dünya siyasetinin bağımsız ve özerk birimleri olarak hareket ederler. Ancak günümüzde devletl...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.