Barış Karşılıklı Güce Dayanır

Yorum

Yarın 1 Haziran 2004 Salı… Herkesin bildiği bu takvim günlerini niye bu yazının başına not düşüyorum. Çünkü bu yazıya konu olan tezlerin dönüm noktası ile bu tarihlerin hayati ilintileri var....

Yarın 1 Haziran 2004 Salı… Herkesin bildiği bu takvim günlerini niye bu yazının başına not düşüyorum. Çünkü bu yazıya konu olan tezlerin dönüm noktası ile bu tarihlerin hayati ilintileri var.

11 Eylül süreci ile başlayan küresel terör avında Afganistan ve ardından Irak’ın işgali ile yeni boyut kazanan gelişmeler… Akabinde kamuoyuna yavaş yavaş enjekte edilen Büyük Ortadoğu projesi, Amerika’nın Irak’ta verdiği kayıplar, başarısızlıklar, İran ve Suriye gerilimleri… Bütün bu başlıklar çerçevesinde Türkiye’nin bölgedeki rolü hakim unsurlarla ilan edilmemiş ve ustalıkla gizlenen bir nüfuz çatışmasına dönüşmüş durumda. Kuzey Irak’ta öldürülen Türkmen liderler, diğer iç karışıklıklar, manipülasyon iddiaları v.b.

Gelinen noktada;

Büyük Ortadoğu projesinin temel unsurlarından İsrail, İsrail’i destekleyen ve uluslararası güçlerin en önemli stratejik unsuru olan Musevi statükosu, her ikisiyle de projeleri ortak yürüten ABD ve Türkiye’yi Avrupa Birliği’nde istemeyen AB ülkelerinin menfaatleri tarihi bir dönemeçte kesişti… Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi almış ve bu yolda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye’yi Büyük Ortadoğu projesine dahil etmek (bunu herkes istediği gibi alabilir) mümkün olmadığından; mevcut durumda da bağımsız Kürt devleti oluşumu (B.O.P.’a dahil bir proje) nedeni ile Türkiye ile zaten iyice gerilmiş olan ilişkilerden de cesaret alarak yeni bir gerilim ve terör sürecini Türkiye’de başlatmak ve taşeron olarak da PKK-KADEK’i ve diğer unsurları kullanmak bu güç merkezleri açısından kaçınılmaz görünüyor.

Türkiye’nin; Irak’taki çatışmalar, gelişen süreç ve bağımsız Kürt devleti oluşumuna karşı geliştirdiği Filistin Meselesi’ne el atma, taraf olma politikası da süreci hızlandırıyor. Bu terör sürecinde hedeflenenlere gelince; Türkiye’nin AB üyeliğinin engellenmesi, AB içinde Türkiye’yi destekleyen ülkelerin teröre batmış bir ülke görüntüsüyle Türkiye’ye desteklerinin kesilmesi, bölgedeki çatışmaya Türkiye’nin taraf hale getirilmesi, beklenenden önce bir hesaplaşma ihtimalini öne çıkarıyor.

Böylesi bir gelişmenin iç dengelerdeki yansımasına gelince; Avrupa Birliği karşıtı ya da mesafeli duran merkezlerin tezlerini güçlendirecek unsurlar öne çıkıyor. Avrupa Birliği sürecinde oluşturulan stratejik boşlukların beklendiği gibi kötü niyetli unsurlar tarafından doldurulması, üniter yapının korunmasındaki tehlikeler v.b. tezler haklı olarak haklılık bulacak.

Avrupa Birliği için çaba sarf edenlerin başta hükümet olmak üzere yapmaları gereken; (ki zaten yapıyor olmaları gerekir) Avrupa Birliği’ni harekete geçirerek, Türkiye’ye ivedilikle tarih verilip sürecin başlatılmasıdır. Bu konuda “Türkiye’den % 100 uyum bekleyemeyiz“, “Türkiye’yi dışlamak ölümcül bir hata olur“ gibi açıklamalar bu olumlu sürecin de başladığını gösteriyor. Avrupa Birliği’nin bütün gücünü kullansa dahi bu süreci tamamen durdurabileceğini sanmıyorum. Fakat önemli ölçüde dizginleyecek olmasından dolayı kontrollü bir bunalıma dönüştürebilir. PKK-KADEK açısından da AB eli ile Türkiye’nin zorlanması neticesinde bir siyasallaşma süreci başlatılabilir.

Ülkemizde terör odaklı böyle olumsuz bir süreç yaşanırsa kim kazançlı çıkar diye baktığımızda, direkt olarak bu işi koordine eden güç merkezleri, dolaylı olarak ise; politik anlamda ulusal unsurların kazançlı ve haklı çıkacağını söyleyebiliriz. Kendi ülkesinin zarar görmesinden, insan kaybından, ekonominin küçülmesinden, özgürlüklerin kısıtlanmasından ulusalcı unsurlar nasıl politik kazanç sağlayabilir diye sorulursa herhalde en anlamlı cevap “bir musibet bin nasihatten evladır“ olarak gelecektir. Sonrasında ise; “Otorite“ sağlamlaştırılması, uyum yasalarının negatifliğinin ispatı ile bir kısmının en azından uygulamada askıya alınması, milli kaynaşma ve toparlanma gibi unsurları sık sık duyabiliriz.

Tabi burada en büyük tehlike iç dengelerdeki politik kazanımlardan öte, ülkemizde ve bölgemizde başlayacak gerginlik ile hakim unsurlara karşı nasıl dengeli bir kazanım ve mücadele verileceğidir. Üniter yapının bozulmaması, bağımsız Kürt devletinin kurulmaması, sınırlarımızda sıcak çatışma olmaması, ekonomik olarak manipüle edilmememiz, iç karışıklık olmaması gibi başlıklar, kazanç ya da kaybın göstergeleri olacak. Bu kayıp ve kazançlara göre de tasfiyeler ve yeni oluşumlar göreceğiz. Ümit ve temenni ediyorum ki bu iç ve dış dengeler içerisinde bütün devlet organları el ele bir anlayış ve strateji birliği içerisinde ülkemizi selamete çıkarsınlar ve bu olumsuz tezlerin hiçbirisi gerçekleşmesin. Geleceğe dair risk alarak yazılmış bu tezler gerçekleşmediği için biz de mutlu olalım.

Bu tespitlerin ışığında son söz olarak;
“Hayat mücadele ile başlar…
Barış karşılıklı güce dayanır…
Hayatta huzuru hakim kılmanın yolu her anlamda üstün olmaktan geçer…“ diyor, esenlikler diliyorum.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2650 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1041
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2005 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2005

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile TASAM BGC tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlâk Kodu” ana temasıyla 09-10 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek;

Dünyanın en uzun (ülke çapında yaygın olmayan) iç savaşına sahne olan kapalı kutu Myanmar dünyada olduğu gibi ülkemizde de genellikle pek fazla bilinmeyen bir ülke. ;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl yedincisi gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 04-05 Kasım 2021 tarihinde DoubleTree by Hilton İstanb...;

İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki, yasa dışı yerleşim, yıkım, zorla yerinden etme, müsadere, tahliye politikalarında bir değişiklik yok. 1967’den beri devam eden bu durum, hiç kuşkusuz sistematik bir devlet politikası ve bu politikaları uygularken kendi hukuk sistemini de sonuna kadar kullanm...;

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.