D-8 ve İslam Ülkeleri

Konuşma

D-8 ve İslam Ülkeleri...

Pakistan Savunma Komitesi Başkanı Sayın Senatör Müşahid Hüseyin; TASAM Başkanı Sayın Süleyman Şensoy, değerli katılımcılar, bayanlar ve baylar; Öncelikle “İslam Ülkeleri’nde Çok Boyutlu Güvenlik İnşası“ konulu 6. İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu için burada sizlerle bulunmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Forum boyunca, toplumları için daha iyi bir yaşam oluşturma çalışmalarını sürdürmelerini sağlamak adına bizzat devletlerin kendisini etkileyen, devletlerarası ilişkiler ve dinamiklerle ilgilenen herkese hitap eden konular üzerinde verimli tartışmalar yapacağımıza eminim. Bu Forum strateji uzmanları, analistler ve politika üreticileri için fikir alışverişi ve fikir birliği yapmak üzere bir buluşma zemini olarak oluşturulmuştur. Konferans süresince tartışmalarda çok ilginç fikirler oluşacağın umuyorum. Konuşmama başlamadan önce lütfen İslamabad’a geldiğim için ve varışımızdan itibaren bana ve delegasyonuma sunulan sıcak ağırlama için derin şükranlarımı ve mutluluğumu belirtmeme izin verin.

Hayatımızda güvenlik kavramında bir değişime tanıklık ettiğimizi belirteceğim. Güvenlik kavramı günümüzde doğrusal olmayan, asimetrik ve çok boyutlu bir anlam taşımaktadır. Kapsamlı, ulusal ve sınır ötesi güvenlik, ekonomik ve siyasi güvenlik anlamlarına gelmektedir. Devletler uluslararası sistemin bir bütünü olarak güvenli ve dengeli oldukça demokrasi ve barış gelişmektedir. Bu referanslar ilerleme ve refah için büyümektedir. Burada bilmemiz gereken ise şudur; ilerleme barışın önkoşuludur ve aynı zamanda barış da ilerlemenin ön koşuludur. Bu belki bir klişe gibi görünebilir ama biz barış ve ilerlemenin birbirini nasıl pekiştirdiğini nadiren tam anlamıyla kavramaktayız… Koruyucu güvenlik ortak bir sorumluluktur. Ortak bir hareket gerektirir. Burada ise parçalara ayırmanın aksine özelleştirmenin bir incelemesi mevcuttur.

Şimdi dikkatleri, ekonomi güvenliği ile güvenlik görüşünün, genel güvenlik içinde oynadığı enstrümantal rol ve güvenliğin geleneksel kavramlarıyla nasıl karıştığı üzerine yoğunlaştıracağım. Öncelikle D8 Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün kısa bir krokisiyle başlayayım. Tarihî İstanbul Deklarasyonu ile eski Başbakan Erbakan liderliğinde Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ve Pakistan liderlerinin 1997 yılında D-8 Ekonomik İşbirliği Örgütü'nü kurduğunu bildiğinize eminim. Bu hükümetler arası varlığın kuruluş ruhu; ticari ilişkiler ve ticaretin yoğunlaşması boyunca ekonomik işbirliğine yol açmakta ve uluslararası düzeyde karar verme aşamasına katılımı genişletmektedir. Üye devletler arası çeşitlilik kadar, ortak ve paylaşılan inançlar vardır, zorluklar kadar fırsatlarıyla eşsiz bir örgüt karşımızda durmaktadır.

Ekonomik işbirliği boyunca barış ve refahın, Örgüt’ün çekirdek görevi anlamına geldiğine inanıyoruz. Üyeleri hedeflerini, ticari hedeflerini belirlemiş; D-8 ile ekonomi etkinlikleri düzeyinde büyük etkisi olan ticaret kolaylığı ölçütleri üzerinde karar almıştır. Sadece içeriden sürekli bir taleple değil aynı zamanda çevresinden gelen taleple de kendine güvenen bir örgüt oluşturmaya çabalıyoruz. Bütün bunları yaklaşımlarla radikal değişime uğrayan uluslararası ilişkilerdeki değişikliğe bir cevap olarak yapmaktayız. D-8 Örgütü istikrar ve refah karşısındaki önemli tehditlere ulaşmaya çalışmaktadır. Eşitsizlik ve yoksulluk aşırılığı beslemektedir. Bunlar ekonomi ve güven üzerinde büyük bir zarara yol açmaktadır. İlk on yılında D-8'in ilerleyişi; düşük uygulama hızı ve politika formülasyonuyla gölgelenmiştir. D-8 kurumsallaşma, çalışma prosedürleri, tanımlama işlemleri, toplantı hiyerarşisi, sekreterlik ayarları ve benzeri birçok konuda ilerleme göstermektedir. Çok yönlü enstrümanlar uygulanmaya ve ekonomik sorunlar farkedilmeye başlamıştır.

D-8 tercihli ticaretin önündeki ticaret işbirliği Mayıs 2006'da imzalanmış ve Ağustos 2011'de yürürlüğe girmiştir. 25 Ağustos 2011'de D-8 arasında PTA etkisine girilmesi sonrası, denetleyici komite kurulmuştur. Komite bu ayarlamalar ve mekanizmanın taslak belgesi üzerinde çalışmaktadır. D-8 ticaretini artırmaya yardım etmek adına örgüt; D-8 vizesi, D-8 gümrük anlaşmaları üzerinde başarılı adımlar atmakta; insanlara eylemlerinde ve ticari hareketlerinde kolaylık sağlamayı hedeflemektedir. Bu önlemler 1997'den şuana dek D-8'in iç ticaretindeki artış üzerinde önemli ve olumlu bir etki oluşturmuştur. Sizin için hazırladığım birçok istatistiği atlayacağım. Ama zaten bunlar da D-8 örgütünde yaptıklarımızdır. Biz insanların ekonomik kaderlerini değiştirmek, ekonomik seçim özgürlüğü içerisinde yoksulluğun kaderini değiştirmek için sürekli çaba göstermekteyiz. Tabii ki burada ekonomik özgürlük ve refah üzerine çabalarımızı etkileyen politika ve diğer önemli güçler söz konusu. Ayrıca biz, ekonomik işbirliğinin, genel anlamda işbirliğinin dahili bir alanı olması gerektiğini liderlerimize ifade etmeye de çalışıyoruz.

Bu grup, güvenliğin görkemli doğasını doğrudan yansıtmıştı. D-8 Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı'nda ortak üyeliği bulunan 8 ülke içindeki işbirliğini desteklemektedir. Ancak nüfus boyutu, ekonomik potansiyel, coğrafik uyum, insan kaynakları bileşimi, devasa çalışmalar bu grubu İslam dünyasında eşsiz kılmaktadır. İnanıyoruz ki milyonlarca insanın hayatlarındaki sürdürülebilir değişiklikler daha güvenli bir yeri ve huzurlu bir eş varoluşu kesinleştirecektir. Ortaklığın ve evrensel kardeşliğin gücüyle, amacımızı başarmayı umuyoruz. Bu bakımdan, ekonomik işbirliği; bütün boyutlarda bizi birbirimize kenetleyen güçlü bir bağdır. Güvenlik tüm bunları kapsamaktadır.

Dış görünüşlerimiz farklı olabilir ama burada ortak bir kavram var: Karşılanabilirlik. Temel ihtiyaçlar ve hayatın diğer imkanlarını karşılamak için bir kapasite oluşturmalıyız. Sadece ekonomik ortaklık barışçıl bir çevrede bunları garantileyebilir, tabii ki tam tersi de aynı şekilde mümkün.

Son olarak, dünya bugün kralların yaşadığı devirlerden tamamen farklı durumda. Bu da, bilgi ve nanoteknoloji çağı, genomik devrimi işaret etmekte. Bu çağda barış gibi konularda duyduğumuz fikir ayrılıkları ile kafa karışıklıkları yaşamaktayız. Gerçek barışın bedensel, entellektüel ve ruhsal mahrumiyetin ortadan kalkmasıyla sağlanabileceğini henüz öğrenmekteyiz. Mahrumiyet ve barışın aynı anda var olamayacağını bilmeliyiz. Ne kadar kısa sürede daha iyi şanslar oluşturursak, o kadar barış içinde oluruz. Bunu yapmak içinse, başkalarına karşı daha anlayışlı daha esnek olmalıyız...

Değerli katılımınız, dikkatiniz ve bu etkinliğin başarıyla sonuçlanmasına yönelik isteğiniz için hepinize teşekkür ederim.

( D-8 Genel Sekreteri Dr. Seyid Ali Muhammed MUSEVİ | Açılış Konuşması | 6. İslam Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu | 7 Mart 2014, İslamabad )
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2692 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 632
Asya 98 1072
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1291 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2039 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2039

Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 30 Eylül sabahı saat 04.30’da, başta Baba Sy Askerî Kampı’ndan olmak üzere bir çok yerden silah sesleri duyuldu. Ardından ise devletin televizyon kanalı olan RTB’nin yayını kesilerek yüzbaşı İbrahim Traore liderliğindeki darbeci askerler burada bir bildiri okudu...;

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli özelliği politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden kültüre kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmasıdır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sadece ürün ve hizmetleri değil süreç ve iş yapış şekillerini de değiştirmektedir. Bu değişim ve d...;

Seferberlik “harîm-i ismetine” tecavüz eden düşmanı püskürtmek ve vatan topraklarından kovmak için yapılan kutsal bir çağrıdır. Vatan savunması için ilan edildiğinde genç, ihtiyar, kadın, erkek şimdi Ukrayna’da olduğu gibi cepheye koşar, şehit düşen kanıyla gömülür. ;

İletişim alanı temelli kamu diplomasisi, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde her ne kadar yeni bir kavram olarak belirse de, dış politikanın anlamlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Öncelikle kamu diplomasisi kavramının tarifi, bu doğrultudaki faaliyetlerin değerlendirilmesini ...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı. ;

Gorbaçov’un kişiliğinin gizemi, insan Gorbaçov ile devlet adamı Gorbaçov arasındaki ayrıma dayanıyor. Çok farklı iki insandı. Ütopyasının özünde saf bir Leninizm’in olduğu bir Sovyetler Birliği ve Lizbon’dan Vladivostok'a barışçıl bir şekilde uzanan bir Avrupa vardı. O, iktidardaki entelektüelin büy...;

İnsanlığın karşı karşıya olduğu son dönemin en önemli tehdidi şüphesiz iklim değişikliğidir. Küresel ölçekte felaket senaryolarının merkezinde yer alması bunun göstergelerindendir. Buna karşın iklim değişikliği sorunu, kriz olgusunun doğası gereği içerisinde tehditlerle birlikte birtakım fırsatları ...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.