Dünya Basın Raporu

Kategori Seçilmedi

Dünya Gazeteler Birliği (WAN) tarafından her yıl basının durumunu ele alan bir rapor yayınlanıyor... 2004 yılı raporu, bu yıl İstanbul’da yapılan 57. Dünya Gazeteleri Kongresi ve 11. Dünya Editörler Forumu’nda açıklandı. WAN, Dünya basın raporunu 1987 yılından bu yana yayınlıyor.

Bu yılki raporda gazete yayınlanan toplam 208 ülkeyle ilgili veriler yer alıyor. Ülke sayısının bu kadar çok olması, araştırmanın önemini daha da artırıyor. WAN’ın raporu, dünya basınının adeta bir röntgenini çekiyor, bilinmeyen pekçok gerçeğe ve ilginç detaylara temas ediyor.

Dünya Basın Raporu’na göre 2003 yılında, dünya çapında ilan gelirleri bir yıl öncesine oranla yüzde 2 arttı ve 2006’ya kadar da düzenli olarak artacağı tahmin ediliyor. Gazete tirajları ise 2003 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 0.12 düştü. Gazetelerin web sitelerinin sayısı 1999’dan bu yana iki misli arttı. Dünya çapında internet reklam pazarı da sürekli büyüdü. Rapora göre gazetelerin verdiği ücretsiz eklerin sayısı da dikkat çekici bir biçimde arttı. 2003 yılında ücretsiz eklerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 16 arttı, son beş yıl içinde bu artış oranı yüzde 24’ü buldu.

Dünya’da Gazete Trajlarının Durumu

Dünya basın raporunun gazete trajlarıyla ilgili bölümünün detaylarına bakıldığında; 2003’te, her yıl yapılan araştırma kapsamında olan ülkelerin yüzde 35’inde gazete tirajlarının yükseldiği, 1999/2003 dönemi için bu oranın yüzde 28 olduğu görülüyor. Genişlemeden önceki Avrupa Birliği üyesi 15 ülkeden 13’ü, 2003 yılında tiraj kaybına uğradı. Bu 15 ülkede yıldan yıla tirajlar yüzde 2.2 ve beş yıllık dönemde de yüzde 5.9 oranında düştü. Bu grupta, 2003 yılında sadece Belçika ve İspanya’da tiraj artışı görüldü.

Gazetelerin Reklam Gelirleri

Gazetelerin reklam gelirlerine bakıldığında ise trajların düşmesine rağmen, reklamlarda belirli bir oranda artışın olduğu görülüyor. Genişlemeden önceki Avrupa Birliği’nde, gazetelerin reklam gelirleri 2003 yılında yüzde 2 ve beş yıllık dönemde de yüzde 4.5 arttı. 2003 rakamlarının açıklandığı 13 ülkeden 9’unda reklam gelirlerinde artış görüldü. ABD’de gazetelerin reklam gelirleri 2003 yılında, bir önceki yıla oranla yüzde 1.9 artarken, Japonya’da bu oranlar yüzde 1 oldu. Çin’de reklam gelirleri 2003’te yıllık bazda yüzde 11.7, beş yıllık dönemde de yüzde 87 arttı. Rusya’da reklam gelirleri 2003’te yüzde 17, Brezilya’da yüzde 4.5, Şili’de ise yüzde 5.2 oranında arttı.

Dünyada genel olarak reklam gelirleri artarken, araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de reklam gelirleri bir yıl içinde yüzde 6.2 ve beş yıl içinde de yüzde 26.15 oranında düştü. Dünya basınının reklam gelirleri artarken, Türkiye’deki gazetelerin reklam gelirlerinin azalması önemli oranda ekonomik krizle açıklanabilir. 2002 yılındaki ekonomik krizin etkisinden kurtulamayan iş dünyası, 2003 yılında da reklam bütçelerini kıstı. Reklama yeterli kaynak ayrılmayınca da basın sektörü en önemli gelir kaynağı olan reklam girdilerinden büyük oranda yoksun kaldı.

Gazetelerin reklam gelirleri pekçok pazarda artarken, dünya reklamcılık pazarında gazetelerin payı 2002 yılında yüzde 31.2’den, 2003 yılında yüzde 30.8’e düştü. Bu düşüşe rağmen gazeteler hala, 2003’te dünya reklam harcamalarının yüzde 38.8’ini alan televizyonlardan sonra dünyanın ikinci büyük reklam mecrası olma özelliğini koruyor.

Gazeteyi Ençok Hangi Ülkeler Okuyor?

WAN’ın dünya basın raporuna göre Norveç ve Japonya dünyanın ençok gazete satılan iki ülkesi... Norveç’de her bin kişiden 684’ü, Japonya’da ise her bin kişiden 646’sı hergün gazete alıp okuyor. Bilindiği gibi Norveç, bu yıl Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Endeksi’nde "dünyanın yaşanabilir en iyi ülkesi" seçildi... Gazete okuma oranının yüksekliği ile "yaşanabilir ülke olma" arasında bu açıdan bakıldığında doğru bir orantı kurmak mümkün... Tiraj açısından bakıldığında ise dünyanın 100 büyük gazetesinden 20’si Japonya’da bulunuyor. Arkasından 18 gazeteyle ABD, 16’şar gazeteyle Çin ve Hindistan geliyor. Avrupa ülkelerinin traj sıralamasında Hindistan’ın bile gerisinde kalması dikkat çekiyor... Küresel tiraj rakamlarına bakıldığında ise dünya çapında gazete okuru sayısının bir milyarı aştığı görülüyor...

İnternet Gazeteciliği ve Ücretsiz Gazeteler

WAN raporu internet gazeteciliği ile ilgili de önemli veriler içeriyor. Rapora göre 2001’den bu yana İnternet baskılarının sayısındaki artış yavaşlasa da 1999’daki sayının yine de iki mislinden fazla durumda... Ayrıca internet reklam gelirleri 2003’te 10 milyar doları buldu. 2006 yılında da 13 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor. Raporun verilerine göre ABD ile Kanada’da İnternet reklam gelirleri 2003’de yüzde 7, Asya Pasifik bölgesinde ise yıl içinde yüzde 11 arttı. Avrupa’da da İnternet reklam gelirleri yüzde 5.9 artış gösterdi.

WAN’ın raporunda yer alan önemli konulardan biri de ücretsiz gazeteler... Ülkemizde pek oturtulamayan bu sistem, pekçok Avrupa ülkesinde yaygın olarak kullanılıyor. Sadece reklam gelirleriyle ayakta kalan gazeteler, metro gibi insan yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde ücretsiz dağıtılıyorlar.

Rapora göre, ücretsiz gazetelerin reklam gelirleri bir yıl içinde yüzde 1.5 ve beş yıllık dönemde de yüzde 22.6 oranında arttı. Bazı ülkelerde ücretsiz günlük eklerin dağıtımda artış gözlendi. Örneğin İngiltere’de ücretsiz gazete dağıtımı 1999 yılında 237.000 adetten, 2003 yılında 864.000 adede yükseldi. İsveç kökenli ücretsiz yolcu gazeteleri yayıncısı Metro İnternational, 16 ülkede halen günlük 5.5 milyon nüsha yayınlıyor.

Böylesine önemli bir pazar, Türkiye’de nedense şimdiye kadar yeterince değerlendirilemedi. Küresel sürecin etkisiyle yakın bir zamanda uluslararası medya kuruluşlarının ücretsiz gazete konusunda Türkiye’deki potansiyeli keşfetmeleri beklenmelidir...

WAN’ın dünya basın raporunda bir dizi teknik ayrıntı ve rakamın yanısıra ilginç detaylar da var. Örneğin Afganistan’da okuryazarlık oranı ancak yüzde 20 olmasına rağmen, 2002 yılında tam 265 gazete yayınlandı. Bunlardan 150’si de başkent Kabil’de dağıtıldı. Paraguaylıların yalnızca yüzde 8’i basını güvenilir buluyor. Kamuoyunun bu güvensizliği ekonomik durgunlukla birleşince, çoğu günlük gazetenin tirajı önemli ölçüde düşmeye başladı. Senegal’de ise bir gazetenin fiyatı neredeyse bir kilo pirincin fiyatına eşit durumda... Senegallilerin çoğu gazeteyi satın almaktansa ödünç alıp okumayı tercih ediyor...

Dünya Basın Raporu ve Türkiye

Dünya Basın Raporunu temel alarak Türk basını ile ilgili birtakım saptamalarda bulunmak gerekirse şunları söylemek mümkündür: Bugün Türk basınındaki okuyucu sayısı da dünya basınıyla paralel olarak düştü. Dünya basınında reklam gelirleri artarken, Türk basınında ise reklam gelirleri düştü. Türk basınının okuyucu kaybetmesindeki temel etken, kamuoyunun basına karşı olan güveninin büyük oranda zedelenmesidir. Gazete sahiplerinin aynı zamanda banka ve holding sahibi olması, özelleştirme ihalelerine girmeleri ve siyasal iktidar ile çok yakın ilişki içinde olmaları, gazetelerin yayın politikalarına olumsuz yansımıştır. İçleri boşaltılan pekçok bankanın sahibinin gazete patronu olması da bu güven erezyonunu iyice doruğa çıkarmıştır...

Gazeteler artık güven vermeyen, çıkar ilişkileriyle çevrelenmiş bir görünüm arzetmektedir. Oysa bir yayın organının en önemli sermayesini "güven" oluşturmaktadır. Türk basını, kamuoyunun güvenini yitirdiği için okuyucunun yanısıra, reklam gelirlerinin büyük bir bölümünü de yitirmiş durumdadır. Dünya Basın Raporu ilginç saptamalar içeriyor. Bence en önemli saptamalarından birisi, televizyonun ve internetin gücüne rağmen gazetenin yaşamaya devam edeceği gerçeğidir... Çünkü hala kağıttan okumak, ekrandan okumaktan ve ekranı izlemekten daha cazip gelmektedir... Kendi adıma, teknoloji ne kadar gelişse de, gazeteyi basılı kağıttan okumanın ayrıcalık olduğunu düşünüyorum...

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2653 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 623
Asya 98 1042
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2016 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2016

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı 2020’de sunulan tebliğler “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm” adıyla e-kitap olarak yayımlandı.;

TASAM Yayınları, Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2020’nin bildirilerini “Atlantik’ten Hint Okyanusu’na Geleceğin İnşası- Building Future From Atlantic to Indian Ocean” ismiyle kitaplaştırdı.;

Küresel denge ve denetleme için II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı zaman ilerledikçe çağımızın güvenlik ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelmektedir. 1980’lerde başlayan son küreselleşme dalgasının derinleşmesi, küresel düzeyde daha önce benzeri görülmemi...;

Doğu ve Batı arasında süren tarihî mücadelenin şüphesiz ilk sebebi dördüncü iklimin yani medeniyetlerin doğduğu hattın bu mücadele çizgisinin tarihî coğrafyasını oluşturmasıdır. ;

İnsanlık tarihinde kökeni yazılı döneminde öncesine dayanan diplomasi, toplumlar ve devletler arasında ortaya çıkabilecek sorunların çözümü ve ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla ortaya çıkmıştır. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.