Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 4: Aşırı Milliyetçiliğin Sonuçları

Makale

“Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik” konulu yazı dizisinin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bundan önceki ilk üç yazımda sırasıyla Balkanlar’da aşırı milliyetçiliğin nedenlerini 1, beslenme kaynaklarını 2, amacını ve amaç yolunda kullandığı yöntemlerini 3 açıkladım (veya açıklamaya çalıştım). Son olarak ise, aşırı milliyetçiliğin Balkanlar’da ne gibi sonuçlar doğurduğuna değinmek ve genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. ...

Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik“ konulu yazı dizisinin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bundan önceki ilk üç yazımda sırasıyla Balkanlar’da aşırı milliyetçiliğin nedenlerini 1, beslenme kaynaklarını 2, amacını ve amaç yolunda kullandığı yöntemlerini 3 açıkladım (veya açıklamaya çalıştım). Son olarak ise, aşırı milliyetçiliğin Balkanlar’da ne gibi sonuçlar doğurduğuna değinmek ve genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

1980-2000 döneminde aşırı milliyetçi politikacıların ve hükümetlerin uyguladıkları yönetmeler, kaçınılmaz olarak, bölge halkları için son derece olumsuz ve yıkıcı sonuçlar doğurdu. Bunları kısaca aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

(1) Silahlı çatışmalar ve savaşlar: 1990’lar boyunca Kosova’da Sırp-Arnavut çatışması ve bu çatışma bahane edilerek Sırbistan’ın ABD liderliğinde NATO tarafından 1999 Martında havadan bombalanması, Hırvatistan’da Sırp-Hırvat savaşı (1991-1995), Bosna-Hersek’te Sırp-Hırvat-Boşnak savaşı (1992-1995), Sırbistan’ın Presevo Vadisi’nde Sırp-Arnavut çatışması (2000-2001), Makedonya’da Arnavut-Makedon çatışması (2001).

(2) Balkan ülkelerinde sivil toplumun etnik ve dinsel temelde parçalanması: 1990’lı yıllarda Balkanlı eski sosyalist ülkelerde çok sayıda etnik ve/veya dinsel kimliğe dayalı sivil toplum kuruluşları kuruldu. Bu kuruluşlar, milliyetçiliğin bir sonucu olarak ortaya çıktılar ve aşırı milliyetçiliği geliştirip yaydılar. Ayrıca aynı yıllarda, birlikte yaşamı savunan ve aşırı milliyetçiliğe karşı mücadele eden yurttaşlık kimliğine (etnik-dinsel kimliğe değil) dayalı sivil toplum kuruluşları da kuruldu.

(3) Balkan ülkelerinde politikanın etnik ve dinsel temelde parçalanması: Bunun en önemli göstergesi, 1990 sonrasında Balkan ülkelerinde çok sayıda etnik-dinsel partilerin kurulmasıdır. Bu partiler, vatandaşı veya belli bir ekonomik-politik-toplumsal programı temsil etmezler; bunun yerine belli bir etnik veya dinsel grubu temsil ederler. Etnik-dinsel partilere oy veren seçmenler de, partinin programından dolayı değil, sadece etnik-dinsel kimliğinden dolayı oy vermektedir. 1990 sonrasında Balkan ülkelerinde kurulan ve halen faal durumda olan etnik-dinsel partilerden bazıları şunlardır: Bulgaristan’da Türklerin temsilcisi konumundaki Hak ve Özgürlükler Hareketi ve aşırı milliyetçi-dinci Bulgarların temsilcisi konumundaki Ataka Partisi; Bosna-Hersek’te Boşnakların temsilcisi konumundaki Demokratik Eylem Partisi, Sırp Demokrat Partisi ve Hırvat Demokratik Birliği; Sırbistan’da Voyvodina Macarları Birliği, Arnavutların Demokratik Partisi ve Boşnakların temsilcisi olan Sancak Koalisyonu; Romanya’da Macarların Demokratik Birliği; Yunanistan’da milliyetçi-dinci kesimin temsilcisi olan Halk Ortodoks Birliği; Hırvatistan’da Bağımsız Demokratik Sırp Partisi; Makedonya’da Arnavut Demokratik Partisi, Türk Demokratik Partisi ve Romanlar Birliği; Karadağ’da Arnavut Demokratik Birliği, Boşnak Partisi, Hırvat Sivil İnisiyatifi ve Demokratik Sırp Partisi; Kosova’da Demokratik Türk Partisi, Boşnakların temsilcisi konumundaki Demokratik Eylem Partisi, Sırp Milli Partisi, Birleşik Roman Partisi ve Hıristiyan Arnavutların temsilcisi konumundaki Arnavut Hıristiyan Demokratik Partisi.4

(4) Aşırı milliyetçiliğin bir başka olumsuz sonucu da, Balkan milletleri ve devletleri arasında tarihten gelen bazı güvensizlikleri ve düşmanlıkları iyice artırması oldu.

Bu olumsuz sonuçları doğuran aşırı milliyetçilik, Balkan ülkelerinde 2000 sonrasında geriledi ve zayıfladı. Aşırı milliyetçiliğin 2000 sonrasında gerilemesinin başlıca nedenleri; sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecinde artan işsizliğin, yoksulluğun, belirsizlik ve güvensizlik ortamının 2000 sonrasında 1990’lara oranla azalmasıdır. 2000 sonrasında bölgenin Avrupa Birliği’ne entegrasyon sürecinin hızlanması ve bazı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği’ne katılmaları da aşırı milliyetçiliği önemli ölçüde geriletti. Ayrıca aşırı milliyetçi politikacıların 2000 sonrasında siyasal iktidarlarını kaybetmeleri veya zayıflamaları, bölge ülkelerinde aşırı milliyetçi dalganın gerilemesinde önemli rol oynadı. 2000 yılının Ekim ayında Milosevic’in devrilmesi buna bir örnektir. Milosevic’ten sonra iktidara gelen ılımlı siyasal liderler, Sırbistan’da aşırı milliyetçiliğin azalmasında önemli rol oynadılar.

Genel Değerlendirme

Sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecinde Balkan ülkelerinde büyük ekonomik, politik ve toplumsal problemler ve Balkanlı devletler arasında yeni anlaşmazlık ortaya çıktı. Yugoslavya’nın parçalanması sürecinde savaşlar ve silahlı çatışmalar yaşanıldı. Ayrıca kapitalizme geçiş ile birlikte Balkanlı ülkeler, merkez kapitalist ülkelere bağımlı “çevre kapitalist ülkeler“ haline geldiler.

1990 sonrasında Balkanlı eski sosyalist ülkelerin temel dış politika amaçları, Avrupa Birliği’ne ve NATO’ya katılmak oldu. Fakat Avrupa Birliği’ne ve NATO’ya entegrasyon, bölgedeki problemlerin çözülmesinde yetersiz kaldı ve yetersiz kalmaya devam etmektedir. Yani 1990’larda Balkan kamuoyundaki yaygın kanının aksine; entegrasyon süreci, bölgedeki problemleri otomatikman çözmedi. Ayrıca Avrupa Birliği’ne katılmayı başaran Balkanlı ülkelerin (Slovenya, Romanya, Bulgaristan) “çevreleşmesi“, Avrupa Birliği içinde de devam etti.

Dolayısıyla, halihazırdaki ekonomik, politik ve toplumsal problemlerin ve devletler arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesi, gelecekte yeni silahlı çatışmaların ve savaşların yaşanmaması ve “çevreleşme“ sürecinin durdurulması için Balkanlar’da bölgesel işbirliği ilişkilerinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bölgesel işbirliği; Balkan ülkelerinde katılımcı-güçlü demokrasinin geliştirilmesine, politik ve ekonomik istikrarın sağlanmasına ve sosyo-ekonomik kalkınmanın hızlandırılmasına da katkı sağlayacaktır.

Balkanlar’da bölgesel işbirliği; ekonomi, politika, kültür, sanat, eğitim, sağlık, basın-yayın, spor gibi çok çeşitli alanları kapsamalıdır. Böyle bir çok boyutlu bölgesel işbirliği, sadece devletleri değil sivil toplumları da içine almalıdır. Çünkü sivil toplum ayağı olmayan, sadece devletler arasında resmi düzeyde yürütülen işbirliği ilişkileri uzun vadede sürdürülemez ve başarılı olamaz.

Bununla birlikte, Balkanlar’da devletler ve sivil toplumlar arasında çeşitli alanları kapsayan çok boyutlu bölgesel işbirliği ilişkilerinin geliştirilmesi kolay olmuyor ve olmayacaktır. Çünkü bölgesel işbirliğine yönelik meydan okumalar ve engeller de mevcuttur Balkanlar bölgesinde. Bunlardan birisi ve belki de en önemlisi “aşırı milliyetçilik“tir.

“ÖTEKİ“ etnik ve dinsel gruplara mensup kişilere yönelik organize ayrımcılık ve şiddet uygulayan aşırı milliyetçilik, Balkanlar’da 1980-2000 döneminde yükselişe geçti. Bu yıllarda bölgede aşırı milliyetçiliği doğuran temel nedenler işsizliğin artması, yoksulluğu yaygınlaşması, belirsizlik-güvensizlik ortamının gelişmesi ve politik liderlerin milliyetçi söylemleri oldu. Din-kilise, anti-komünizm düşüncesi ve yabancı düşmanlığı ise aşırı milliyetçiliği besleyip büyüttü. Balkan ülkelerindeki aşırı milliyetçilerin nihai hedefi kendi büyük ve güçlü kapitalist ulus-devletlerini kurmak idi. Bu nihai amaca ulaşmak için “öteki“ etnik ve dinsel gruplara yönelik uygulanan yöntemler ise asimilasyon, zorla göç ettirme, dışlama ve soykırım oldu. Bu yöntemler kaçınılmaz olarak silahlı çatışmalara/savaşlara, sivil toplumun ve politikanın etnik ve dinsel temelde parçalanmasına ve halklar/devletler arasında güvensizliğin ve düşmanlığın artmasına yol açtı.

Balkanlar’da aşırı milliyetçilik 2000 sonrasında gerilemeye başladı. Günümüzde aşırı milliyetçiliğin 1980’li ve 1990’lı yıllara oranla daha zayıf ve etkisiz olması tüm Balkan devletleri ve halkları için olumlu bir gelişmedir. Fakat aşırı milliyetçilik, Balkan ülkelerinde henüz tam olarak yenilgiye uğratılmış değildir. Meclislerde, hükümetlerde, çeşitli devlet kurumlarında ve makamlarında aşırı milliyetçi partiler ve politikacılar halen mevcuttur ve 1980-2000 dönemindeki kadar olmaza da halen etkilidir. Ayrıca Balkan ülkelerinde aşırı milliyetçi basın-yayın organları ile aşırı milliyetçi sivil kuruluşlar da günümüzde faaliyet halindedir ve sivil toplum üzerinde etkilidir.

Balkanlar’da aşırı milliyetçilik; (1) ekonomik-politik amacı, (2) bu amaca ulaşmak için kullandığı yöntemler ve (3) bu yöntemlerin doğurduğu sonuçlar nedeniyle devletler ve sivil toplumlar arasında çok boyutlu bölgesel işbirliğinin kurulmasını ve geliştirilmesini zorlaştırıyor. Dolayısıyla Balkan devletleri ve sivil toplumları arasında çok boyutlu bölgesel işbirliğinin tesisi, korunması ve geliştirilmesi için aşırı milliyetçiliğin mutlak anlamda yenilgiye uğratılması gerekmektedir.

Bu amaçla; Balkan ülkelerindeki sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşları aşırı milliyetçiliğe karşı birlikten mücadele etmelidir. Birlikte mücadele edebilmek için de, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçiliğe Karşı Sivil Platform“ kurulmalı ve geliştirilmelidir. Bu Platform, sivil toplum alanında aşırı milliyetçi kuruluşlara karşı, politik alanda ise aşırı milliyetçi partilere ve politikacılara karşı mücadele etmeli ve eş zamanlı olarak Balkan halkları arasında işbirliği ilişkilerinin geliştirilmesi için çeşitli ortak faaliyetler gerçekleştirmelidir. Balkanlar’da böyle bir Sivil Platform’un kurulup gelişmesi, bölgesel işbirliği önünde önemli bir engel teşkil eden aşırı milliyetçiliğin geriletilmesine ve yenilgiye uğratılmasına büyük katkı sağlayacaktır.

* TASAM Balkanlar Çalışmaları Koordinatörü, Kocaeli Üniversitesi Uls. İlş. Böl. Öğretim Üyesi
1 Bkz.: Caner Sancaktar, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 1: Aşırı Milliyetçiliğin Tanımı ve Nedenleri“, (Çevrimiçi) http://www.tasam.org/index.php?altid=3232, 20 Eylül 2010.
2 Bkz.: Caner Sancaktar, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 2: Aşırı Milliyetçiliğin Beslenme Kaynakları“, http://www.tasam.org/index.php?altid=3262, 8 Ekim 2010.
3 Bkz.: Caner Sancaktar, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 3: Aşırı Milliyetçiliğin Amacı ve Yöntemleri“, http://www.tasam.org/index.php?altid=3285, 26 Ekim 2010.
4 https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/index.html. Bu partiler hakkında ayrıntılı bilgilere, partilerin resmi web sitelerinde ulaşılabilir.


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2680 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 630
Asya 98 1060
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

Dünya İslâm Forumu ve İslâm Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (ISTTP) tarafından, dördüncü defa verilecek olan İslâm Dünyası İstanbul Ödülleri açıklandı.;

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Birleşik Krallık tarafından temeli atılan Beş Göz ittifakı, Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki teknik istihbarat iş birliği mekanizmasıdır. Sorumluluk sahaları açıkça beyan edilmese de üye ülkelerin dünyanın belirli bölgelerine yön...;

Soğuk Savaş Dönemi ertesinde dünyada oluşan tek kutuplu düzenin ortadan kalkmaya başladığı ve güvenlik ortamında yeni dengelerin oluştuğunun emareleri görülmeye başlamıştır. Değişimde, ABD’nin Ortadoğu bölgesinde son 20 yılda kaybettiği enerji ve kendi iç sorunlarının ortaya çıkışı mutlaka göz önünd...;

03-05 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da düzenlenen 2. Dünya Türk Forumu sonuç bildirgesinde; Forum bünyesinde bir “Türk Dünyası Ödülü“ ihdas edilmesi benimsenmişti. Türk Dünyası’nın vizyon ve derinliğini güçlendiren başarılı kişiler ile kurumları onurlandırmak ve teşvik etmek amacı ile farklı kategor...;

Afrika 54 ülke barındıran bir kıtadır. 30 milyon km2 alana sahip olan bu kıta Akdeniz, Kızıldeniz ve Atlantik Okyanusu tarafından çevrilmektedir. Afrika, Cebelitarık Boğazı ile Avrupa Kıtası’na bağlıdır. Sömürgecilik döneminden itibaren Avrupa kıtasının etkisi altında kalmıştır. ;

ABD-Çin rekabeti özellikle son dönemde yaşanan hızlı gelişmeler eşliğinde derinleşiyor. ABD Başkanı Biden’ın Asya ziyareti ve Tayvan ile ilgili sonradan tevil edilen sözleri ilişkileri gererken Çin’e yönelik stratejinin Dışişleri Bakanı Blinken tarafından ana hatları ile açıklanması rekabeti yeni bi...;

Mayıs ayının son gününde Dubai’de İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalandı. Ticarette hemen hemen bütün tarifeleri bir kalemde ortadan kaldırıp, beş yıl içinde 10 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yakalamayı hedefleyen bu anlaşma, Abraham norm...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2023 - 14 Haz 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.