Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 3: Aşırı Milliyetçiliğin Amacı Ve Yöntemleri

Makale

Aşırı Milliyetçiliğin Ekonomik-Politik Amacı Milliyetçilik ideolojisini ve politik hareketlerini şekillendiren ve inşa eden unsurlardan birisinin “ekonomik-politik amaç” olduğunu bu yazı dizisinin ilkinde belirtmiştim. Balkanlar’da 1980 sonrasında ortaya çıkan aşırı milliyetçiliğin nihai ekonomik-politik amacı, sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecini tamamlamak ve kendi “Güçlü Kapitalist Ulus-Devlet”ini kurmaktır....

Aşırı Milliyetçiliğin Ekonomik-Politik Amacı

Milliyetçilik ideolojisini ve politik hareketlerini şekillendiren ve inşa eden unsurlardan birisinin “ekonomik-politik amaç“ olduğunu bu yazı dizisinin ilkinde belirtmiştim. Balkanlar’da 1980 sonrasında ortaya çıkan aşırı milliyetçiliğin nihai ekonomik-politik amacı, sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecini tamamlamak ve kendi “Güçlü Kapitalist Ulus-Devlet“ini kurmaktır. Nitekim bu nedenle, Balkan ülkelerindeki aşırı milliyetçi politikacılar ve aşırı milliyetçi partiler 1980-2000 döneminde “Büyük Projeler“ geliştirdiler: “Büyük Arnavutluk“, “Büyük Hırvatistan“, “Büyük Makedonya“, “Büyük Romanya“, “Büyük Sırbistan“, “Büyük Bulgaristan“ projeleri gibi…

Balkanlar’da sosyalist rejimlerin çöktüğü ve SSCB’nin dağıldığı 1990’ların başında ülkemizde gelişen “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası“ düşüncesi de, ülkemizdeki aşırı milliyetçilerin geliştirdiği bir başka “Büyük Proje“ idi. Bu “Büyük Türk Projesi“ne göre Türkiye, Balkanlar’daki Türk ve Müslüman topluluklarının “hamisi“ ve Orta Asya ile Kafkasya’daki Türk Cumhuriyetleri’nin “abisi“ olacaktı. Böylece Türkiye; Balkanlar, Orta Asya ve Kafkasya’da hegemonik güç olacaktı. Bu hegemonik gücün zeminini, adı geçen bölgelerdeki Türk ve Müslüman toplulukları oluşturacaktı.

“Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası“ projesini sadece Türkiye’deki aşırı milliyetçiler desteklemedi. Bu proje aynı zamanda; dış piyasalarını genişletmek isteyen Türkiyeli kapitalistler, kapitalistlerin ideolojik destekçileri liberal aydınlar, adı geçen bölgelerde “Müslüman Birliği“ kurmak isteyen dinci-muhafazakar politikacılar ve bu politikacıların ideolojik destekçileri olan dinci-muhafazakar aydınlar tarafından da destekledi. Fakat, hedeflenen bölgelerdeki gayrimüslim ve Türk olmayan devletler/halklar, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası“ projesine sert tepki gösterdiler. Ayrıca bu projeye bir başka olumsuz tepki, Türk Cumhuriyetleri’nden geldi. Çünkü SSCB’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığını yeni kazanan Türk Cumhuriyetleri, tekrar bir başka gücün (bu güç “soydaş ve dindaş“ olsa dahi) hegemonyası altına girmek istemiyorlardı.

Aşırı milliyetçiliğin “Büyük Projeleri“, sosyalizmden kapitalizme geçiş sürecinde mümkün olduğu kadar çok “piyasa ve kaynak“ kapmayı hedefliyordu. Başka bir ifadeyle, “Güçlü Kapitalist Ulus-Devlet“ kurmak için, mümkün olduğu kadar çok piyasalar ve kaynaklar ele geçirilmesi gerekiyordu. Bu amaçla Balkanlı aşırı milliyetçiler birbirlerinin topraklarına ve kaynaklarına göz diktiler.

Aşırı Milliyetçiliğin Kullandığı Yöntemler

Balkan ülkelerindeki aşırı milliyetçi hareketler, kendi Büyük Projeleri’ni gerçekleştirmek amacıyla, yani kendi “Güçlü Kapitalist Ulus-Devlet“lerini kurmak amacıyla, 1980-2000 döneminde çeşitli yöntemler kullandılar. Kullanılan başlıca yöntemleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

(1) Öteki etnik ve dinsel grupların asimile edilmesi: Bu yöntem, öteki etnik ve dinsel grupların dil ve dinlerinin yasaklanması, yer ve kişi adlarının değiştirilmesi ve yasaklanması, resmi egemen dil ve dinin öteki etnik-dinsel gruplara öğretilmesi veya zorla dayatılması şeklinde gerçekleştirildi. Örneğin; Bulgaristan Türkleri 1984-1990 yıllarında bu tür uygulamalara maruz kaldı. 1984 yılında “Soya Dönüş (Vızroditelen Protses)“ adı altında çıkarılan bir yasa; Bulgaristan Türkleri’nin adlarını Bulgarcalaştırdı, Türkçe konuşmayı, etnik kimliği ve dinsel inancı ifade eden her türlü sosyo-kültürel faaliyetlerin icra edilmesini yasakladı.

(2) Öteki etnik ve dinsel grupların politik, ekonomik, sosyo-kültürel ve entelektüel alanlardan dışlanması: (a) Ekonomik alandan dışlama, özellikle iş yapma imkanı tanımama, işe almama veya işten çıkarma; (b) politik alandan dışlama, çoğunlukla siyasi partilerin kapatılması, siyasi liderlerin hapse atılmaları ve siyasetten men edilmeleri (yasaklanmaları); (c) sosyo-kültürel alandan dışlama, genellikle dilin, dinin ve diğer sosyo-kültürel unsurların yasaklanması; (d) entelektüel alandan dışlama ise, entelektüel seçkinlerin hapse atılmaları ve entelektüel çalışmaların (kitap, dergi, gazete, müzik, tiyatro, filim, vs.) yasaklanması şeklinde gerçekleştirildi.

(3) Öteki etnik ve dinsel grupların ülke dışına kovulmaları (göçe zorlanmaları): Bulgaristan Türkleri 1984-1990 döneminde, Bosna-Hersek’teki Boşnaklar iç savaşın yaşandığı 1992-1995 yıllarında, Hırvatistan’daki Sırplar iç savaşın yaşandığı 1991-1995 yıllarında ve Kosovalı Arnavutlar 1998-1999 yıllarında kitlesel olarak göçe zorlanan Balkanlı topluluklar oldu. Ayrıca Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) adı altında örgütlenen Arnavut silahlı gruplar, Kosova’da yaşayan sivil Sırpları 1998-1999 yıllarında ve Sırbistan’ın güney doğusunda yer alan Presevo Vadisi’nde (Presevo, Bujanovac ve Medveda belediyeleri) yaşayan sivil Sırpları 2000-2001 yıllarında göçe zorladılar. Arnavut silahlı gruplardan kaçan Sırplar, evlerini, işyerlerini ve topraklarını geride bırakarak Sırbistan’ın güvenli bölgelerine sığındılar. Ayrıca Bosna-Hersek Savaşı boyunca da Bosna-Hersek’ten Sırbistan’a “Sırp göçü“ ve Bosna-Hersek’ten Hırvatistan’a “Hırvat göçü“ yaşandı.

(4) Öteki etnik ve dinsel gruplara yönelik soykırım uygulanması: 09.12.1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi“ne göre “soykırım“; ırk, ulus, soy veya din özelliklerine dayalı bir insan grubunun tamamına veya bir kısmına karşı barış veya savaş zamanında gerçekleştirilen (a) fiziksel varlığına son verme, (b) fiziksel varlığının sona ermesini sağlayacak koşulları oluşturma, (c) fiziksel veya psikolojik sağlığını bozma, (d) doğumların gerçekleşmesini engellemek için tedbirler alma, (e) çocukları gruptan koparıp başka bir gruba nakletme fiilleridir. Sözleşmeye göre; (a) bu fiillerden hepsini, birkaçını veya birisini yapan, (b) bu fiillerin yapılmasını özendiren, (c) bu fiillere niyetli olan, (d) bu fiillerin planlanmasına, hazırlanmasına, yapılmasına katılan veya yardım eden kişiler soykırım yapma suçunu işlemiş olurlar.

Bu sözleşmede tarif edildiği biçimiyle soykırım; Bosna-Hersek Savaşı süresince Sırp ve Hırvat silahlı güçleri tarafından Boşnaklar’a, Kosova Savaşı süresince Sırp silahlı güçleri tarafından Arnavutlar’a, Hırvatistan’daki savaş süresince Hırvat silahlı güçleri tarafından Hırvatistanlı Sırplar’a karşı uygulandı. Ayrıca 1990’lı yıllarda Kosova’da ortaya çıkan Arnavut silahlı gruplar Kosovalı Sırp sivillere yönelik, 2000-2001 yıllarında Presevo Vadisi’nde UÇK grupları buradaki Sırp sivillere yönelik ve Bosna-Hersek Savaşı sırasında Boşnak silahlı grupları Sırp ve Hırvat sivillere yönelik bazı silahlı saldırılar ve cinayetler gerçekleştirdiler.

Kosova ile Presevo Vadisi’nde Sırp sivillere yönelik ve Bosna-Hersek’te Sırp ve Hırvat sivillere yönelik gerçekleştirilmiş olan bu saldırıları ve cinayetleri, 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi“ne göre “soykırım“ olarak nitelendirmek mümkün değildir. Fakat bu saldırı ve cinayetleri, uluslararası hukuka göre “savaş suçu“ ve “insanlığa karşı suç“ olarak nitelendirmek mümkündür. Çünkü günümüzde uygulanmakta olan uluslararası hukuk kurallarına göre; “sivilleri kasten öldürme“ ve “sivillere saldırma“ fiilleri, “savaş suçu“ ve “insanlığa karşı suç“ kapsamına giren fiillerden ikisidir.

(5) Komşu ülkelere yönelik irredentizm politikası uygulanması: İrredentizm; bir devletin, başka devletlerin siyasal sınırları içerisinde yaşayan soydaşları veya dindaşları üzerinde bazı haklar talep etmesi veya bu soydaşların / dindaşların yaşadıkları toprakları kendisine katmak istemesidir. Örneğin; 1990’lı yıllarda Sırbistan’daki Milosevic yönetimi ve Hırvatistan’daki Tudjman yönetimi Bosna-Hersek’e yönelik böyle bir politika uyguladı. Milosevic yönetimi “Büyük Sırbistan“ı kurabilmek için Bosna-Hersek’i ele geçirmeye çalışırken, “Büyük Hırvatistan“ı kurmak isteyen Tudjman yönetimi de Bosna-Hersek’in “Hersek (Herzegovina)“ bölgesini ele geçirmeye çalışıyordu. Bu amaçlarına ulaşabilmek için Belgrad yönetimi Bosna-Hersek’teki Sırpları ve Zagreb yönetimi Bosna-Hersek’teki Hırvatları kullandı. Böylece Bosna-Hersek ve buradaki Boşnaklar, aşırı milliyetçi Milosevic ve Tudjman hükümetlerinin irredentist politikalarına hedef oldu.

Aşırı milliyetçiliğin kullandığı bu yöntemler kaçınılmaz olarak son derece olumsuz sonuçlar doğurdu. Bu olumsuz sonuçları bir sonraki yazımda ele alacağım ve genel bir değerlendirme yaparak “Balkanlar’da aşırı Milliyetçilik“ konulu bu yazı dizisini sonlandıracağım.

* TASAM Balkanlar Çalışmaları Koordinatörü, Kocaeli Üniversitesi Uls. İlş. Böl. Öğretim Üyesi
1Bkz.: Caner Sancaktar, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 1: Aşırı Milliyetçiliğin Tanımı ve Nedenleri“, (Çevrimiçi) http://www.tasam.org/index.php?altid=3232, 20 Eylül 2010 ve Caner Sancaktar, “Balkanlar’da Aşırı Milliyetçilik - 2: Aşırı Milliyetçiliğin Beslenme Kaynakları“, http://www.tasam.org/index.php?altid=3262, 8 Ekim 2010.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.