Ayrımcılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele

Yorum

Değişik toplumların, kültürlerin ve dinlerin insan hakları anlayışları, yorumları ve uygulamaları doğal olarak farklılıklar gösterir. Bu toplumlar ayrıca bu değişik yorumları başka değerlerle de bağdaştırırlar....

Çeşitlilik Bağlamında İnsan Haklarının ve İnsan Haysiyetinin Korunması ve Geliştirilmesi:

Değişik toplumların, kültürlerin ve dinlerin insan hakları anlayışları, yorumları ve uygulamaları doğal olarak farklılıklar gösterir. Bu toplumlar ayrıca bu değişik yorumları başka değerlerle de bağdaştırırlar. Böyle bir küresel çerçevede, barış içinde bir arada yaşama, olası bir medeniyetler veya daha doğrusu kültürler çatışmasını önleme ve diyalog ve ortaklık kurma, imkânsız olmasa da giderek zorlaşmaktadır.

Bu bağlamda, hükümetlerin, politikacıların, kültürel ve dini toplumların, kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarının ve medyanın, değişik kültürler, medeniyetler ve dinler arasında yapıcı, barışçıl ve ileriye bakan ilişkiler kurulabilmesi için özel sorumlulukları bulunduğu şüphe götürmez.

Bu çerçevede, içinde bulunduğumuz dönemde karşılaştığımız tedirgin edici gelişmeler, değişik kültürler, dinler ve toplumlar arasında güven içinde gerçek bir diyalog ile etkileşimin uluslararası toplumun gündeminde öncelikli bir hedef haline gelmesini zaruri kılmaktadır. Halen bu diyalog, güven ve etkileşimin genelde mevcut bulunmaması ise uluslararası toplumu suni kültürel ve dinsel fay hatları boyunca bölmeyi amaçlayan aşırı uçların ekmeğine yağ sürmektedir. Bu durum uluslararası barış ve istikrarın muhafazası alanında giderek derin boyutlar kazanan bir sorun halini de almaktadır.

Gerçek ve yapıcı diyalog ancak diğer kültürlere ve dinlere içten saygı ve anlayış beslenebildiği zaman mümkün olabilir. Bu bağlamda, belli bir kültürün insanoğlunun temel gereksinmelerine daha iyi yanıtlar veya çareler bulduğuna veya bulabileceğine inanmak kadar yanlış ve yanıltıcı bir tutum olamaz. Gerçekte tüm kültürler zaman içinde değişime uğrarlar, gelişirler ve birbirlerinden etkilenirler.

İnsan haklarına saygı, demokratik yaşam biçimini benimseme, hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik gibi ilkeler aslında herkesin ortak değerleri olmalıdır. Hiçbir kültür de bu değerlerin sadece kendine özgü olduğunu ileri sürmemelidir; aslında süremez de. Bu değerler insanoğlunun kollektif aklının, vicdanının ve gelişiminin ortak ürünüdür. Bununla birlikte, bu değerlerin dünya çapında eksiksiz benimsenerek uygulandığını iddia etmek de mümkün değildir. Bu bakımdan, ortak görevimizin bu değerlerin kendi kültürümüz içindeki köklerini belirlemek ve bunların topluca sahiplenilmesine çabalamak olması gerektiğini düşünüyorum.

Gerçekleştirilmesi gereken bir diğer husus ise, değişik kültür ve dinlerin ortak değer ve ilkelerine vurgu yaparak, uyum, anlayış ve karşılıklı saygı ve etkileşimi sağlamaktır.


Küreselleşen günümüz dünyasında toplumların birbirlerini şimdiye kadar olduğundan daha derinden anlamaları gerekir. Zira küreselleşmenin önemli öğelerinden birisini karşılıklı dayanışma oluşturmaktadır. Bu olgunun doğal bir sonucu olarak, karşılıklı dayanışma ve anlayışı mümkün kılacak kültürler arası yetenekleri hayata geçirmek barışçıl ilişkilerin önkoşulu halini almıştır. Bu bağlamda, çok kültürlülük alanında deneyimli ülkelerin ve toplumların bu amacın gerçekleştirilmesi alanında daha etkin bir rol üstlenebilecekleri de aşikârdır. Bu ülkelerin ve toplumların sosyal ve tarihi deneyimleri kültürler arası yeteneklerin yeşermesini ve yerleşmesini mümkün kılabilir. Aslında, böyle bir ortam yanlış anlamaların ve değerlerin çatışmasının önlenmesi için de gereklidir. Sabit fikir halini alan klişelerin giderilmesi, düşmanlıkların önlenmesi ve aşırılık ile şiddetin önüne geçilmesi ancak bu yolla sağlanabilir. Öte yandan, çok kültürlü toplumların her bir katmanının kültürel kimliğini muhafaza ederken, diğer toplum katmanlarıyla uyum içinde denge sağlaması da böylelikle mümkün olabilecektir.

Ayrımcılık

İnsan haklarıyla meşgul olan uluslararası kuruluşlar ayrımcılığın yarattığı olumsuz çağrışımların ve ayırımcı uygulamaların özellikle genç nesillerin dışlanmasına ve kendilerini dışlamalarına yol açarak, öz saygı ve sosyal uyum açısından belirgin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kabul etmektedir. Ayrımcılığın tekrar eden biçimlerinin ve özellikle bunun kitle iletişim araçlarındaki yansımalarının barış, istikrar ve demokrasi için tehdit oluşturduğu da kabul edilmektedir.

Yazının devamını okumak için lütfen aşağıdaki bağlantıyı kullanınız.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2675 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 629
Asya 98 1056
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1367 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 599
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 181
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2033 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2033

Günümüzde terörizm, son yıllarda kaydettiği gelişim ve almış olduğu görünüm açısından uluslararası barış ve güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Tarihsel açıdan terörizm, 19. yüzyılın sonlarında Batı dünyasında yaygın şekilde görülmesine karşın, 1970’li yılların başında terör çalışmaları sosy...;

Huriye Yıldırım Çınar, Afrika Enstitüsü’nün eş-direktörü olarak TASAM ailesine katıldı. TASAM Afrika Enstitüsü, Eş-Direktör Afrika Uzmanı Huriye YILDIRIM ÇINAR ile yeni bir sinerji ve yapılanma içinde olacak. Enstitü bünyesinde oluşturulacak yeni kurul ve çalışmalarla ilgili gelişmeler ve yoğun günd...;

Çin yaklaşık olarak on yıldır Afrika kıtasındaki en büyük yatırımcı sıfatına haiz. Ayrıca Çin Gümrük Genel İdaresinin açıkladığı rakamlara göre Çin ve Afrika kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %35,3’lük bir artışla 254,3 milyar dolara ulaşmıştır.;

Avrupa Birliği’nin Küresel Geçit (KG) projesinin; Çin’in uzun vadeli “siyasi” hedefleri olduğu anlaşılan yatırım stratejisinin konjonktürel değişikliklerle birlikte giderek zemin kazanmasına karşı ve esas itibarıyla Batı Avrupa ve ABD’den oluşan G7 grubunun küresel vizyonuna temellenen “united” (bir...;

Çağımızın stratejik hammaddeleri olan Nadir Toprak Elementleri (NTE-Rare-Earths) günümüz teknolojisinin vazgeçilemez temel girdilerindendir. Bu ham maddeler olmadan ileri teknoloji ürünü olan araç ve vasıtaları üretmek mümkün değildir. ;

Bilindiği üzere SSCB’nin yıkılmasının ardından siyasi, askerî ve sosyo-ekonomik açıdan çeşitli zorlukla mücadele eden Rusya Federasyonu’nun kısa sürede toplanıp yeniden küresel güç olmak hedefinde Afrika önemli stratejik konuma sahiptir.;

2010-2016 döneminde Suudi Arabistan, İran’ın artan bölgesel etkinliğinin önüne geçmek amacıyla, dengeleme stratejisini benimsedi ve diğer bölgesel güçler olan Mısır ve Türkiye ile ittifak ilişkisi tesis etti. ;

Güneydoğu Asya’dan Avustralya hattına uzanan kara coğrafyasına yakınlığı ve Pasifik Okyanusu’nun ortalarında yer alan coğrafi konumu ülkeye jeopolitik değer katıyor. Ülkeyi kontrolü altında tutmayı başaran küresel aktör, Pasifik coğrafyasını kontrol etme noktasında rakiplerine karşı avantaj kazanıyo...;

4. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri Töreni

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya İslam Forumu Yetkin Kişiler Grubu Toplantısı 10

  • 16 Haz 2022 - 16 Haz 2022
  • İstanbul -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 14 Haz 2022 - 14 Haz 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...