TSV 2023 Projesi 81 İl Çalıştayları Sakarya Toplantısı Yapıldı

Haber

T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde sürdürülen, Cumhuriyetimizin 100. yılına yönelik projeksiyonların yapıldığı TSV2023 Projesi 81 İl Çalıştayları Sakarya Toplantısı TASAM ve Sakarya Valiliği iş birliği ile 16 Mart 2010 Salı günü Sakarya Valiliği Toplantı Salonu’nda yapıldı....

T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde sürdürülen, Cumhuriyetimizin 100. yılına yönelik projeksiyonların yapıldığı TSV2023 Projesi 81 İl Çalıştayları Sakarya Toplantısı TASAM ve Sakarya Valiliği iş birliği ile 16 Mart 2010 Salı günü Sakarya Valiliği Toplantı Salonu’nda yapıldı.
2023 yılında ülkemizin olması gereken yer ve hedeflerle ilgili kamu üst bürokrasisine, STK’lara ve kamuoyuna yönelik uygulanan çok boyutlu, stratejik, özel eğitim ve etkileşim projesi olan TSV2023, Sakarya Valisi Hüseyin Atak’ın ev sahipliğinde 10.30-18.30 saatleri arasında yapılan iki oturumla gerçekleştirildi.

Toplantıya Sakarya Valisi Hüseyin Atak, TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, Sakarya İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Adnan Arslan, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Sakarya İl Emniyet Müdürü Ali Bilkay, vali yardımcıları, kaymakamlar, daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY toplantının açılışında yaptığı konuşmada projeyi manevî himayelerine alan Cumhurbaşkanlığı makamı ve bu makamı temsil eden Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL’e şükranlarını kurumsal olarak arz ettiklerini belirttikten sonra çalışmanın yaklaşık 3 yıldır sürdürülen bir proje olduğunu dile getirdi.

Projenin “Uluslararası İlişkiler“, “Uluslararası Güvenlik“, “İç Siyaset“, “Ekonomi“, “Kültür“, “Eğitim, Bilim ve Teknoloji“ olmak üzere altı ana başlığı kapsadığını söyleyen Başkan Şensoy devlet ve millet olmanın ana parametreleri olarak belirledikleri bu 6 ana başlıkta, Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı olan 2023 yılını sembol olarak kabul ettiklerini belirti. Şensoy çalışmanın önümüzdeki yaklaşık 15 yıllık dönemde Türkiye’nin, dünyada ve bölgesinde aşağı yukarı nerede olacağını belirlemeye çalışan ve ortaya çıkacak tablo karşısında da herkese ne gibi vazifeler düştüğünü, ne gibi bir hazırlık içinde olunulması gerektiği noktasında fikir vermeye, katkı sağlamaya çalışan ve bir sivil insiyatifle başlayıp kamunun da yöneticilerin ilgi, destek ve işbirlikleriyle devam eden bir proje olduğunu belirtti.
Başkan Şensoy sözlerini şöyle sürdürdü “Proje makro bir vizyon içeriyor. Yani mikroda iller bazında ya da sektörler bazında bir indirgeme söz konusu değil. Çünkü makroyu görmeden mikro bir tespit yapmanın çok sağlıksız olacağını düşünüyoruz.

2010 yılı sonunda ortaya çıkacak nihai belgeye göre de bundan sonraki yıllar için sektörel ve bölgesel çalışmalara ağırlık vermeyi yine burada kalkınma ajansları başta olmak üzere konuyla ilgili kurumlarla işbirliği yapmayı hedefliyoruz.

Bir başka nokta da bu tür çalışmaların her 5 yılda bir revize edilmesi gerektiğidir. 2013 yılında, 2023 yılını 2028 olarak revize etmek ve bu konudaki çalışmaları sürdürmek düşüncesindeyiz. Çünkü millet ve devlet geleneğinde olumlu anlamda gelecek endişesi planlaması hiç bitmez. Dolayısıyla bu projenin sürekliliği de önemlidir. Projeyi dişi bir proje olarak değerlendiriyor çok sayıda alt proje doğurmasını hedefliyoruz. Şu an için başlamış olanlar dışında bu sayının yüzlerle ifadesini bulan sayılara ulaşmasını arzu ediyoruz.

HER KURUM KENDİ 2023 PERSPEKTİFİNİ GELİŞTİRMELİDİR
Her kurumumuzun kendi 2023 yılı hedef perspektifini geliştirmeli, kendi yaklaşımını kurumsallaştırmalıdır. Ülkemizde gelecek endişesinin, planlamasının kurumsallaşması ve bir hayat tarzı haline dönüşmesine katkıda bulunmak istiyoruz.
Türkiye İhracatcılar Meclisi, Emniyet Genel Müdürlüğü, bazı valiliklerimiz çok sayıda kurum kendi 2023 çalışmalarını başlattı. Onuncu Ulaştırma Şurası’nda temel ana konsept 2023 olarak belirlendi ve 100 maddelik bir 2023 hedefi Şura sonrası ortaya çıkarıldı. Bu anlamda yörürlükte olan kanunlarla çelişmeden gelecek anlamında bir hayat tarzının şekillenmesine bir sinerji oluşmasına katkıda bulunmaya gayret ediyoruz.

YENİ DÖNEMİN KONSEPTİ KURTARICI BEKLEMEK DEĞİL
Çünkü yaşadığımız dönem çok kutuplu çok buyutlu bir dünyanın şekillendiğini görüyoruz. Bu süreç hepimizi ilgilendiriyor. Sadece Bakanlar Kurulu’nu, sayın valileri sayın belediye başkanlarını, tepe yöneticilerini değil, sokaktaki sivil vatandaşımızdan devletteki kademe olarak en düşük görevde çalışan insanımıza kadar hepimizi ilgilendiriyor, etkiliyor ve hepimize de görev düşüyor. Artık yeni dönemin konsepti kurtarıcı beklemek değil. Çok başarılı bir hükümet gelebilir o gider başarısız birileri gelir onun bütün kazanımlarını kaybettirir. Bir ile çok vizyonel bir vali gelebilir o gider yerine gelen onun kazanımlarını devam ettiremeyebilir. Önemli olan onların liderlikleriyle birlikte toplumun bütün kesimlerinin kamu yönetiminin sivil toplum kuruluşlarımızın ülke menfeatlerini sahiplenmesidir. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman bu misyon beraberliğinin ülkeleri ileriye taşıdığını görüyoruz. Çünkü dönemsel olarak bir takım olağanüstü gayretlere ve fedakârlıklara bağlı gelişmelerin daha sonra yarım kaldığını hatta çok sonra geriye gittiğini Cumhuriyet tarihimizde defalarca gördük.

BENZER DONANIMLARA SAHİP ÜLKELERDEN ÇOK KUTUPLU BİR SİSTEM OLUŞUYOR
Yeni dönemde rekabet edebilmemizin ölçüsü; bu süreçte herkesin kendini önemsiz görmeyerek kim nereyi sağlam tutuyorsa orayı merkez kabul ederek bu sürece, milli misyona, milli hedeflerimize katkıda bulunmasıdır. Şüphesiz burada Atatürk’ün bir sözünü sürekli ve ısrarla söylüyoruz. O da şu; “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak“. Bazıları bu sözü hep “muasır medeniyetler seviyesine çıkmak“ olarak kullanırlar. Halbuki doğrusu “üzerine çıkmak“tır. Bu da şu demektir; doğuda ve batıda kurumsal birikim olarak doğru olan ne varsa alacağınızı alıp kendi birikim ve referanslarınızla üzerine yeni şeyler koyarak yolunuza devam etmek.

Çok kutuplu gelişen dünya sistematiği 90’lara kadar süren soğuk savaş dönemi 11 Eyül 2001’e kadar ABD’nin tek kutuplu süper güç dönemi ve sonrasında 5 kutuplu güçlerin şekillenmeye başladığı önümüzdeki 8-10 yıl içerisinde bunların tam olarak tarif edilebilir hale geleceğini gösteriyor. Dünya tarihinde hiç görülmediği kadar benzer donanımlara sahip çok kutuplu bir sistem ortaya çıkıyor ve bu da olağanüstü bir rekabeti ve hayatın her alanına çok bilinmeyenli bir denklemi getiriyor. Biz kurum olarak bu çalışmaları yakından izlediğimiz için bu rekabeti ve yoğunluğunu, rekabette başarılı olunamazsa ortaya çıkacak sonuçları iliklerimize kadar hisediyoruz. O yüzden proje bu anlayışın gelişmesine, bu rekabetin hisedilmesine olumlu anlamda katkı sağlıyacak.

%80 FİNANSMAN %20 İNSAN KAYNAĞI TERSYÜZ EDİLMELİ
Biz cumhuriyet tarihi boyunca çok önemli gelişmeler katettik. Bunları çok daha ileriye götürmek imkan ve kabiliyetine sahibiz. Ve bu dönemde bizi ileriye taşıyacak olan birinci unsur tarihten ve geçmişten devir aldığımız medeniyet değerlerimizdir. İkincisi de yine bu değerler ışığında geliştireceğimiz insan kaynağımızdır. Finansal güçlülüğün her şeyi çözdüğü izlenimiyle biz bu günlere geldik ve Cumhuriyet tarihimiz boyunca %80 finasman %20 insan kaynağı dengesiyle bir kalkınma hamlesi yürüttük. Gelinen nokta artık bunun tam tersinin olması gerektiğini gösterdi bize. Çok parası olanın sorunları çözdüğü değil de bilgiye ve nitelikli insan kaynağına sahip olanların üstün olduğu yeni bir dönem başlıyor. Körfez ülkeleri petrol zenginidir. Büyük enerjiler satıyor çok büyük paraları var ama endüstrisi, bilimi ve sanayisi yok. Hepsini hazır olarak alıyorlar. Dolayısıyla çok para bazen rahavet getirir. Norveç zengin petrol potansiyeline sahip ama benzini bizim gibi pahalı satıyor ve buradan sağladığı gelirle rehavete kapılmadan halkının refahını sağlıyor.

Bu anlamda dünyaya meşru yoldan ulaşılmış güç ve adalet temelinde, geçmişimizle, medeniyetimizle bugünkü durumumuzla doğru orantılı bir anlayışla yaklaşmamız gerekiyor. Biz kendi adımıza bir düşünce kuruluşu olarak daha iyi nasıl olmalı, nasıl daha iyi rekabet edilebilir diye sürekli kendi adımıza dersler çıkarıyoruz. Son 2-3 yılda bu projede söylenen bir çok şeyin de yaşandığını ve tartışıldığını görmek doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.“

Sakarya Valisi Hüseyin Atak ise toplantının açılışında yaptığı konuşmasında teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiğini ifade ederek, "Son çeyrek yüzyılda soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte teknoloji, özellikle iletişim alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler, kürselleşme olgusunu ortaya çıkartmıştır. Mali piyasalar ve reel ekonomide yaşanan gelişmeler coğrafi bakımdan ülke sınırlarını aşarak yayılmaya başlamış siyasi, ekonomik, teknolojik, ve sosyal kültürel alanları, tüm sistemleri ve kavramları deriden etkilemiş ulusal ile uluslararası alan, yerel ve küresel alan iç içe geçmeye başlamıştır. Devletler arası karşılıklı bağımlılıkların çok ötesinde toplumlar arası ortak çıkar ve faaliyet alanları ortaya çıkmıştır" dedi.

<<>>

21. yüzyılda demokrasi, insan hakları, bireyin ön planda olması gibi değerlerin evrensel bir nitelik ve genişleyen bir uygulama kazandığını ifade eden Vali Atak sözlerini şöyle sürdürdü; “İnsan haklarına saygılı, adil gelir dağılımı ve bölgeler arası dengeli kalkınmışlığı gerçekleştirebilen çoğulcu demokratik rejimler kendi halklarının refahını ve mutluluğunu daha iyi temin etmede başarılı olmuşlardır.“

Konuşmaların ardından Sakarya Valisi Hüseyin Atak, Sakarya ile ilgili bir brifing verdi. 4 bin 834 kilometrekarelik yüz ölçüme sahip Sakarya’da 861 bin kişinin yüzde 73’ünün kentlerde, yüzde 27’sinin ise kırsal kesimde yaşadığını belirten Atak, “2023 yılında nüfusumuzun yüzde 80’inin kentlerde, yüzde 20’sinin kırsal kesimde yaşayacağı öngörülmektedir. 2023 yılında sosyo ekonomik gelişmişlik sıralamasında 23. sırada olan ilimizin Türkiye’de ilk 10 il arasında yer almasını hedefliyoruz. Ayrıca, 1,7 milyar dolar olan ihracatımızın da 10 milyar dolara, kişi başına düşen milli gelirin 6 bin 300 dolardan, 15 bin dolara çıkarılmasını amaçlıyoruz“ diye konuştu.

Toplantının TASAM Başkanı Süleyman SENSOY Başkanlığındaki birinci oturumunda Uluslararası İlişkiler konusu TASAM Başkan Yardımcısı (E.) Büyükelçi Murat BİLHAN, Uluslararası Güvenlik konusu İKT Genel Sekreteri danışmanlığını da yürüten (E) Büyükelçi Ömür ORHUN, İç Siyaset konusu ise TASAM Siyasal İletişim Enstitüsü Direktörü Dr.Abdullah Özkan tarafından sunuldu.

Çalıştayın ikinci oturumundan önce Sakarya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin YORULMAZ “Sakarya İli 2023 Turizm Vizyonu“ sunumunu yaptı.

Öğleden sonra TASAM Başkan Yardımcısı E.Büyükelçi Murat BİLHAN Başkanlığında gerçekleşen 2. Oturum’da ise Ekonomi; Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Veysel ULUSOY Eğitim, Bilim ve Teknoloji; Dr. Necmi DAYDAY, Kültür; Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rahmi KARAKUŞ tarafından sunuldu.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2653 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 623
Asya 98 1042
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2016 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2016

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

Bir süredir TASAM bünyesinde kaleme aldığımız değerlendirmelerde, genel manada Balkanlar’da ama en sıcak ve kırılgan bölge olarak Bosna Hersek’te devam edegelen zoraki barış yıllarının büyük ölçüde zarar gördüğü yeni bir döneme girdiğimizi; bunun saiklerini de klasik post soğuk savaş dönemi uygulama...;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı 2020’de sunulan tebliğler “Kovid-19 Sonrası Geleceğin Güvenlik Kurumları ve Stratejik Dönüşüm” adıyla e-kitap olarak yayımlandı.;

TASAM Yayınları, Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2020’nin bildirilerini “Atlantik’ten Hint Okyanusu’na Geleceğin İnşası- Building Future From Atlantic to Indian Ocean” ismiyle kitaplaştırdı.;

Küresel denge ve denetleme için II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumlar ve güvenlik anlayışı zaman ilerledikçe çağımızın güvenlik ihtiyaçlarına cevap veremez hâle gelmektedir. 1980’lerde başlayan son küreselleşme dalgasının derinleşmesi, küresel düzeyde daha önce benzeri görülmemi...;

Doğu ve Batı arasında süren tarihî mücadelenin şüphesiz ilk sebebi dördüncü iklimin yani medeniyetlerin doğduğu hattın bu mücadele çizgisinin tarihî coğrafyasını oluşturmasıdır. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.