13. Afrika Birliği Zirvesi: Ekonomik Büyüme ve Gıda Güvenliği İçin Tarım Alanında Yatırım

Makale

Afrika Birliği’nin 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 1- 3 Temmuz 2009 tarihleri arasında Libya’nın Sirte kentinde gerçekleştirilirken, Zirve’nin ana temasını “Ekonomik Büyüme ve Gıda Güvenliği için Tarım Alanında Yatırım” konusu oluşturdu....

Afrika Birliği’nin 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 1- 3 Temmuz 2009 tarihleri arasında Libya’nın Sirte kentinde gerçekleştirilirken, Zirve’nin ana temasını “Ekonomik Büyüme ve Gıda Güvenliği için Tarım Alanında Yatırım“ konusu oluşturdu.

Afrika kıtasında yer alan birçok ülke, genç nüfusu ile Milenyum Kalkınma Hedefleri’ne ulaşabilme yolunda önemli mesafeler katetmekte; siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda içinde bulundukları sorunları hızla çözümlemektedir. Şüphesiz söz konusu alanlarda hedeflere ulaşılabilmesi için Afrika Birliği’nin çatısı altında geliştirilecek yakın bir işbirliğine de gereksinim duyulduğu gerçeği, üye ülkelerce günümüzde daha iyi algılanmaktadır.

Dünya ticaretinden %2,4 gibi düşük bir pay alan, nüfusunun %40’dan fazlasının günlük gelirinin 1 doların altında olduğu Afrika, gelir dağılımı açısından da oldukça dengesiz bir konumda bulunmaktadır. Özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinin söz konusu göstergeler neticesinde dünya ekonomisinin bir hayli gerisinde bulundukları görülmektedir. Günümüzdeki mevcut istatistikler, Afrika’nın küreselleşme sürecine tam olarak entegre olmasını geciktirmekte ve bölge halkının da sosyal açıdan dışlanmasını beraberinde getirmektedir. Son dönemde kıta genelinde yakalanan ekonomik büyüme oranlarının ise arttırılarak bu alanda sürdürülebilir bir büyümenin tesis edilebilmesi ve istihdam oluşturulabilmesi, Milenyum Kalkınma Hedefleri’ne ulaşılması açısından büyük zorunluluk arz etmektedir.

Gıda güvenliği konusu ise Afrika’nın sorunları arasında önemli bir yer tutmakla birlikte, barış ve istikrar açısından da kritik bir önem teşkil etmektedir. Günümüzde gıda güvenliğinin bulunmadığı bölgeler, aynı zamanda çatışmaların hüküm sürdüğü bölgelerdir. Özellikle Sahra altı Afrika, yetersiz beslenmenin en yaygın olduğu bölge olarak adlandırılmaktadır. Öte yandan yaygınlaşan şiddet olaylarının neden olduğu göçler, gıda kıtlığı riskini arttırmakta ve ölümcül kıtlıklar ortaya çıkmaktadır. Kırsal kesimdeki çatışmalar, toplu göçleri teşvik etmekte; işsizlik, yaygın suç oranı ve çevresel krizlerle birlikte salgın hastalık riski artış göstermektedir.

1990 yılından bu yana yetersiz gıdayla beslenenlerin sayısının %3 oranında azaldığı ifade edilse de açlığın özellikle kırsal bölgelerde halen ciddi bir sorun olarak kalmaya devam ettiği görülmektedir. Bu yıl özellikle Nijer’de yaşanan sıkıntı, dünyanın dikkatini bu ülkeye çekerken, kıta ülkelerinde uzun vadeli planların yapılmasının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu kapsamda gıda güvenliği için tarım politikalarının önemi bir kat daha artmaktadır. Hava koşulları ise tarım sektörünün öncelikli sorunları arasında yer almaktadır. Hatta BM Güvenlik Konseyi, iklim değişikliğinin barışı ciddi bir biçimde tehdit ettiğini öne sürmektedir.1 Kenya’da 1975’de 16.000 insan kuraklıktan etkilenirken, artan nüfus ve çevresel sorunların daha fazla hissedilmesi sonucunda 2004- 2006 döneminde bu sayı 3,5 milyon olarak tahmin edilmiştir. 2 Tarımsal üretimdeki verimin son derece düşük olmasına bağlı olarak gıda krizleri ortaya çıkmakta ve hükümetler, kıt kaynaklarını bu özel önlem paketlerine harcamak zorunda kalmaktadırlar.

Buna karşın, umut verici gelişmelerin de gözlemlendiğini ifade etmek mümkündür. Malavi’nin tarihi boyunca yaşamış olduğu geniş çaplı kıtlıkları, izlediği sistematik politikalar sayesinde aşarak, MKH’lerinden genel beslenme hedefinde başarılı ülkeler arasına adını yazdırmayı başarması, birçok ülkeye ders olabilecek niteliktedir. Yine bugün demokratik olmayan iktidarı nedeniyle ağır eleştirilere maruz kalan Zimbabve’de ulusal stratejinin bir parçası olarak kuraklık ve kıtlıkla mücadele, Güney Afrika’daki bölgesel stratejinin bir parçası olarak izlenen politikalar ve kıta genelindeki geniş çaplı stratejinin bir parçası olarak izlenen politikalar neticesinde gıda güvenliğinin tesis edilmesi önemli bir başarıdır.3

Son dönemde Afrika’da gıda güvenliğine ilişkin geliştirilen erken uyarı sistemlerinin, kıtlıkların önlenmesinde ve sağlık sorunlarının azaltılmasında önemli görevler üstlendikleri görülmektedir ki, bu tür sistemlerin, kıtanın gerekli tüm bölgelerine yayılabilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Afrika’da ekonomik büyümenin ve gıda güvenliğinin sağlanması açısından tarım sektörünün gelişimi, öncelikli konular arasında yer almaktadır. Şüphesiz bu alandaki yatırımların arttırılabilmesini, söz konusu hedeflere ulaşabilmesi açısından da önemli bir zorunluluk olarak nitelendirmek mümkündür.

Afrika Birliği başta olmak üzere Bölgesel Ekonomik Toplulukların ve Afrika’nın Kalkınması için Yeni Ortaklık olarak bilinen kısa adıyla NEPAD’ın öncelikli programları arasında tarıma yer verilmesi, sektörün gelişimi açısından önemlidir. Örneğin, NEPAD’ın bu doğrultuda geliştirmiş olduğu Kapsamlı Afrika Tarım Kalkınma Programı (CAADP) doğrultusunda, Gıda ve Tarım Örgütü’nün de (FAO) desteğiyle 2002- 2015 yılları arasında 250 milyar dolarlık bir yatırım yapılması planlanmaktadır.4

2004 yılında Afrika’da tarım sektörünün GSMH’ye katkısının, kıtanın alt bölgelerinde önemli farklılıklar gösterebildiği görülmektedir. Özellikle Güney Afrika’da tarım sektörünün %8’in altında kalması, buna karşın Doğu Afrika’da bu oranın %33’e ulaşması önemli bir göstergedir.

TARIM SEKTÖRÜNÜN ALT BÖLGELERDEKİ PAYI

2000 2001 2002 2003 2004
Kuzey Afrika 15.3 16 15.8 16.3 15.1
Batı Afrika 28.4 29.6 29.7 27.1 21
Orta Afrika 25.7 26.4 26.7 27.2 27.3
Doğu Afrika 35.9 35 32.6 32.4 33
Güney Afrika 7.6 7.8 8.3 8 7.8

Kaynak: Economic Commission for Africa and African Union, Economic Report on Africa, Accelerating Africa’s Development through Diversification, Economic Commission for Africa, Addis Ababa, 2007

Tarım sektörünün gelişmesi açısından özel sektörün de bu alandaki girişimlerine büyük oranda ihtiyaç duyulmaktadır. Özel sektörün, birçok Afrika ülkesinde ekonomik faaliyetlere katkısının sınırlı olması önemli bir eksiklik olarak göze çarpmakta ve diğer alanlarda olduğu gibi tarım sektörüne de ilginin teşviki gerekmektedir. Böylece, tarım sektöründe de yatırımların ve verimliliğin arttırılması mümkün olabilecektir.

Öte yandan Afrika Birliği’nin dış partnerlerle yapmış olduğu çeşitli anlaşmalar ve protokoller gereği; çok sayıda tarım uzmanının kıtaya gönderildiği ve özel Tarımsal Teknoloji Merkezleri’nin kurulduğu görülmektedir.

Özetle, Afrika Birliği’nin öncülüğünde NEPAD’ın uygulamış olduğu politikaların ve programların Dünya Gıda ve Tarım Örgütü ile eşgüdüm halinde sürdürülmesi, Bölgesel Ekonomik Toplulukların bu sürece daha aktif katılımları, Dünya Bankası ve IMF gibi küresel kuruluşların destekleri ve özel sektörün de bu süreçte etkin bir rol alması, hedeflere ulaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Son dönemde Afrika’da gıda güvenliğine ilişkin geliştirilen erken uyarı sistemlerinin, kıtlıkların önlenmesinde ve sağlık sorunlarının azaltılmasında önemli görevler üstlendikleri görülmektedir ki, bu tür sistemlerin, kıtanın gerekli tüm bölgelerine yayılabilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Tarım sektörüne yönelik yatırımların arttırılması, söz konusu bölgelerde istihdamı arttırmak suretiyle yaşam standartlarının iyileştirilmesini sağlayacak ve bu vesileyle göç sorununa da olumlu yönde katkıda bulunacaktır. Bunun neticesinde de Afrikalıları gıda yardımı alan muhtaç insanlar konumundan kurtararak, tarım sektöründe donör ülkelerle partner konumuna taşıyacaktır.


1.United Nations, Africa Renewal, United Nations Department of Public Information, Vol. 21, No. 2, July 2007, s.15
2.James Shikwati, “Doğu Afrika’daki Ekonomik Gelişim ve Kalkınma Yardımları“, Doç. Dr. Ahmet Kavas, Ufuk Tepebaş (Ed.), Sahra altı Afrika içinde, TASAM Yayınları, 2007, s.108
3.William G. Moseley& Logan B. Ikubolajeh, “Food Security“, Ben Wisner, Camila Toulmin& Rutendo Chitiga (Ed.), Towards a New Map of Africa içinde (133- 146), Earthscan in the UK and USA, 2005, s.133
4. www.fao.org/ag/magazine/0511sp2.htm


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2647 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1038
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti ise, Güney Asya'nın güneyinde Hint Okyanusu'nda bulunan (1972 öncesi Seylan olarak bilinen) bir ada ülkesi olarak 65.610 km2 yüzölçümüne, 22 milyonu aşan nüfusa, 88,9 milyar dolar (2018) GSYİH değerine ve ASEAN, CICA, SAARC, WTO vb. uluslararası kuruluşlard...;

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.