3. Uluslararası Orta Doğu Kongresi

  • “Mezhepler, Etnisite ve Çatışma Çözümü”

Çatışma; iki ya da daha fazla tarafın ihtiyaçları, çıkarları ile ilgili algılamalarında ve duygularında meydana gelen farklılıkları ortadan kaldırma amacıyla birbirlerine karşı geliştirdikleri davranışlar olarak tanımlanabilir. Çatışma konusunda insan doğasının ikircikli bir yapıda olduğu ileri sürülebilir: ünlü siyaset felsefecisi Thomas Hobbes gibi entelektüeller başta olmak üzere pek çok öncü bilim adamı çatışmanın insan doğasında içkin olduğunu ( İnsan insanın kurdudur ) ileri sürmektedir ama hiç kimse bir çatışma ortamında yaşamak istememektedir. Öte yandan, bir çatışmanın içinde ya da eşiğinde bulunan aktörler çoğu zaman bunun bir çatışma değil, sadece bir tartışma ya da müzakere ortamı olduğunu düşünerek, en azından dış dünyada durumu böyle göstermeye çalışarak, çatışma ile yüzleşmek yerine onu gizleyerek sonuçlarından kaçınabileceği yanılgısına düşmektedir. Dolayısıyla çatışmasız bir dünyanın hayal olduğunu kabul etsek bile, karşılaştığımız çatışma ortamlarını yönetmek, başta can kaybı olmak üzere zararlarını en aza indirmek yine insanların elindedir. İnsan iradesi bunu başarabilir ve barış içinde bir arada yaşamanın yolunu bulabilir.

3. Orta Doğu Kongresi’nin temel amacı Orta Doğu ülkelerinin ve halklarının çıkarlarının korunması adına çatışma çözümüne katkı sağlayacak entelektüel bilinç ve iletişim ortamı oluşturmaktır.

Ana Tema
“Mezhepler, Etnisite ve Çatışma Çözümü“
Alt Temalar
Tarihî Arka Plan ve Ekonomik, Kültürel, Psikolojik Etkenler
Mezhepler ve Etnisite; Bölge Dışı Güçler Yönetim Dinamikleri
Suriye, Irak, Lübnan ve Diğer Ülkeler Proaktif Öneriler
Mezhepler ve Etnisite; Bölgesel Referanslarla Yönetim
Çok Kutuplu Yeni Dünya Sisteminde Bölgede Politika Geliştirme Zorlukları
İdeolojik ve Teolojik Arka Plan Etkisi
Modern Çatışma Çözümü Örnekleri: Başarılı Deneyimler
Sistemik/Yapısal Sorunlar, Fırsatlar, İşbirliği ve Çatışma Çözümü

Bu çalışma temel iki önerme üzerine kurulmuştur. Bunlardan birincisi, Aleviliğin bir değişim sürecinde olduğu; diğer ise, bu değişme sürecinde sembol şahsiyetlerin değişimin yönünü etkileyebilecek bir konumlarıdır. Aleviliğin kendisini refere ettiği sembol değer ve şahsiyetlerin öne çıkan yönleri bu...;

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yeniden yükselen aktivitesi, Bağlantısızlar Hareketi, Arap Birliği, İİT ve OPEC gibi örgütlerin üyelerinden olması ve son dönemde Türkiye ile geliştirdiği işbirlikleri ile küresel platformda ve bilhassa Akdeniz’de önemi gittikçe artan bir akt...;

Doğu toplumlarının etnik aidiyetleri ve bu aidiyetlerin dışlama, önyargı ve çatışma üzerindeki etkisi konusunda Batılı antropologlar tarafından birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda bölgede etnik aidiyetlerin ötekileştirmeye, önyargıya ve çatışmaya dönüşmediğine dair birçok bulgu ortaya çı...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Kafkasya Türkiye Rusya, Türkiye İran ilişkilerinin en önemli kesişme / buluşma noktasıdır. Türkiye’nin doğuya, Türkistan coğrafyasına açılan kapıdır. Kafkasya üzerinde zaman zaman oluşan İran-Rusya ittifakı çoğu zaman Türk ve Türk dünyası için iyi sonuçlar vermemiştir. ;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.