Haziran 2025'te Ukrayna, Rusya Federasyonu'nun derinliklerinde benzeri görülmemiş bir saldırı başlattı. Örümcek Ağı gizli operasyonu, ülke genelindeki havaalanlarını hedef almak için 117 insansız hava aracı (İHA) kullanılmasını içeriyordu. Yapay zekâ (YZ) ile eğitilen ve her birinin en fazla birkaç bin dolara mal olduğu bildirilen İHA'lar, potansiyel Rus karşı önlemlerinden kaçındı ve tahmini 7 milyar ABD doları maliyetle hasara veya yıkıma neden oldu.
Üst düzey bir CASS akademisyeninin (Dr. Zhao Hai), Çin-ABD ilişkilerinin dönüşümüne ve “stratejik karşılıklı tahammül”ün ortaya çıkışına dair gözlemleri:
Busan'daki Xi-Trump görüşmesinde varılan ateşkesin ardından, Çin-ABD ilişkileri nispeten sakin bir döneme girdi. Her iki taraf da iç temellerini güçlendirmek için içe dönük bir yaklaşım benimsedi.
Güney Kıbrıs, bu yılın ilk altı ayında AB dönem başkanlığı görevini yerine getirecek. Bu 2012'deki ilk AB dönem başkanlığından bu yana ilk defa AB politika gündemini doğrudan yönlendirmesi için bir fırsat. Bir taraftan kendi öncelikleri doğrultusunda bazı hassasiyetleri öne çıkarırken diğer taraftan değişen dünya ve bölge sorunlarıyla ilgili olarak Brüksel ile zıt düşmeyen öneriler geliştirecek. Altı ay gibi göz açıp kapayana kadar geçen kısa sürede yapacağı şeyler fazla değil.
Pituffik Uzay Üssü'nü tamamlayacak daha fazla tesis inşa etmek, ABD'nin Rusya'ya karşı stratejik üstünlük elde etme planı olan "Altın Kubbe" füze savunma sistemini daha da ileriye taşıyacak; ayrıca buradan daha fazla kritik mineral çıkarılması, kırılgan Çin tedarik zincirlerine olan bağımlılığı azaltacaktır.
1823 yılında Başkan James Monroe tarafından Amerikan Kongresi’ne sunulan ve daha sonra dış politika literatüründe “Monroe Doktrini” olarak anılan metin, o dönemde Batı Yarımküre’nin jeopolitik dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır (Monroe, 1823). Başlangıçta Avrupa güçlerinin Amerika kıtasındaki eski ve yeni bağımsızlaşan devletlere yönelik müdahalesini reddetmeye yönelik bir politika olarak ortaya çıkmıştır.
Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor.
Diasporalar, 21. yüzyıl uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca göç hareketlerini açıklayan bir olgu olmaktan çıkarak, devletlerin dış politika, ekonomi ve yumuşak güç stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Bu bağlamda Japonya’nın Afrika ile ilişkileri, klasik sömürgeci modellerden farklı bir seyir izlemesi ve diasporik, ekonomik ve diplomatik unsurları bir arada barındırması bakımından dikkat çekici bir örnek sunmaktadır.
2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG (Armenian International Policy Research Group) ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı temel ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının muhtemel sonuçlarını, “üretim ve ihracat tamamlayıcılığı veya /rekabeti” açısından değerlendiren çalışmalarımı görmüş olmalılar ki konferansta bir bildiri sunmam istenmişti...
Prasannan Parthasarathi’nin “Why Europe Grew Rich and Asia Did Not: Global Economic Divergence, 1600–1850” adlı kitabı bu soruya odaklanıyor. Yazar, 18. yüzyıla kadar Asya ve Avrupa’nın yaşam standartlarının eşit olduğunu, İngiltere’nin ise üstün zekâsı, kültürü ya da hukuku sayesinde değil; devlet gücü, korumacı politikalar ve coğrafi zorunluluklar nedeniyle sanayileşerek ayrıştığını savunuyor.
John Maynard Keynes'in "(İyilik veya kötülük için tehlikeli olan çıkarlar değil, fikirlerdir)" şeklindeki ünlü özdeyişi, yaşadığımız dünyayı şekillendirmede politika yaklaşımlarının ve paradigmalarının rolü üzerine düşünürken özel bir öneme sahiptir. Ekonomik politika hakkındaki yeni fikirler yalnızca kısmen kanıta dayalıdır, çünkü henüz yaratılmamış bir dünyayı şekillendirmeye çalışırlar ve bu nedenle mantık, kanıt ve hayal gücünün bir kombinasyonuna dayanırlar.
Son raporun zamanlaması muhtemelen Trump'a Sudan'ın bu anlaşmayı Amerikan desteği karşılığında reddetmesini talep etmesi için "derin devlet" baskısı uygulayarak Ukrayna konusunda yeniden canlanan Rusya-ABD görüşmelerini karmaşıklaştırmayı amaçlıyordu, ancak onları birbirine daha da yaklaştırabilir.
Birkaç gündür sosyal medyada Yaser Kobani adıyla yayınlanan bazı harita ve iddialar dolaşıyor. Artık neyin gerçek, neyin gerçek dışı olduğunu anlamakta zorlandığımız dünyada yapay zekâ ile çizilen haritaları önemsemezden önce bu tür haber veya yayınların hangi amaçla yapıldığını düşünmek gerek.
Donald Trump’ın Grönland’a dair son çıkışı, ilk bakışta kişisel bir takıntının yeniden gündeme gelmesi gibi görülebilir. Ancak bu kez söylem, önceki “satın alma” tartışmalarından farklı olarak açık bir ulusal güvenlik gerekçesi üzerine kurulmuştur. Trump, Grönland’ı Amerikan güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak tanımlamaktadır.
Yirmi beş yıldır Kongre, Savaş Bakanlığı'na Çin Halk Cumhuriyeti ile ilgili askeri ve güvenlik gelişmelerine dair yıllık bir rapor hazırlama talimatı vermiştir. Bu raporlar, Çin'in askeri yeteneklerinin ve stratejisinin gelişimini kaydetmiştir.
Kissinger, yapay zekânın “nükleer silahların ortaya çıkışı kadar önemli ama ondan daha az öngörülebilir” olabileceğini söylüyordu. Eric Schmidt’le yazdığı Genesis yapay zekânın vaatlerini ve risklerini anlatıyor.
Avrupa siyasal hafızası, yüzyıllardır kendisini dünyanın vicdanı olarak sunmayı başaran bir anlatının etrafında şekillendi. Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve modern değerler söylemi, II. Dünya Savaşı sonrası inşa edilen bu yeni Avrupa’nın hem moral hem politik sermayesini oluşturdu. Kıta, kendi geçmişinin karanlık sayfalarını hatırladığı ölçüde ahlaki bir üstünlüğe sahip olduğunu iddia etti; Holokost’un yarattığı kolektif travma bu anlatının duygusal temelini oluşturdu.
Bu bölümde, çeşitli a16z kripto ortaklarının (ve birkaç konuk yazarın) önümüzdeki döneme dair gözlemlerini içeren 17 konuyu paylaşıyoruz; bu konular arasında ajanlar ve yapay zeka; stablecoin'ler, tokenizasyon ve finans; gizlilik ve güvenlik; tahmin piyasaları, SNARK'lar ve diğer uygulamalar... ve nasıl geliştireceğimiz yer alıyor.
Teknolojinin askerileştirilmesiyle ilgili süreçler, sivil teknolojiler ile askeri ve güvenlik ekipmanlarının geliştirilme ve üretilme biçimlerindeki ayrımların bulanıklaşmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak, daha önce 'sivil' olarak sınıflandırılan teknolojiler ve sistemler, 'çift kullanımlı ürünler' olarak yeniden sınıflandırılması gerekebilir.
Birinci bölümde Altyapı, Büyüme, Biyoloji Sağlık ve Hızlı Girişimcilik ortaklarımızın 2026'da girişimlerin ele alacağını düşündükleri sorunları içeren Büyük Fikirler paketimizin ilk bölümünü paylaştık.
Bugün, Amerikan Dinamizmi ve Uygulamalar ekiplerimizin katkılarıyla 2. bölümü.
Kitabın Yazarı Rashid Khalidi Hakkında:
Columbia Üniversitesi’nde Edward Said Arap Çalışmaları emeritus profesörüdür. Yale Üniversitesi’nde tamamladığı lisans eğitiminden sonra doktorasını Oxford Üniversitesi’nde hazırladı. Ondan önce Lübnan Üniversitesi, Beyrut Amerikan Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi’nde ders verdi. Journal of Palestine Studies dergisinin editörü ve daha sonra eş-editörü oldu. Ortadoğu Çalışmaları Derneği’nin başkanlığını yaptı.
Yatırımcılar olarak görevimiz, teknoloji sektörünün her köşesinin inceliklerine kendimizi kaptırarak, işlerin nereye doğru gittiğini anlamaktır. Bu nedenle her Aralık ayında, yatırım ekiplerimizden, teknoloji geliştiricilerinin önümüzdeki yıl ele alacaklarını düşündükleri büyük bir fikri paylaşmalarını istiyoruz.
İklim, teknolojik gelişim alanında bazı ülkeler için önemli avantajlar yaratmaktadır. Soğuk iklim ve bol su kaynaklarına sahip ülkeler — özellikle İskandinav devletleri — veri merkezleri ve soğutma maliyetleri bakımından açık üstünlüklere sahiptir. Bununla birlikte, sıcak iklimli ülkeler, soğutma dezavantajlarına rağmen hızla büyüyen talep, iç pazarda artan yapay zekâ ve fintech kullanımı ile enerji-soğutma teknolojilerindeki ilerlemeler sayesinde bu alanda giderek daha iddialı hâle gelmektedir.
TÜİK, 1 Aralık’ta 2025 in üççeyreği boyunca kaydedilen ekonomik büyümenin yüzde 3.7 olduğunu açıkladı. Ayrıntılarına bakınca, 2024 ün üççeyreğine göre inşaat sektörünün yüzde 13.9, finans ve sigortacılığın yüzde 10.8, bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yüzde 10,1, sanayinin yüzde 6.5 oranında büyüdüğünü görüp bu sektörler arsındaki tamamlayıcılığı bir kez daha anladık.
Çin’den sonra dünyanın en kalabalık ülkesi ve en büyük 6. ekonomisi olan Hindistan, enerji ihtiyacı bakımından 2030’da Çin’i geri de bırakacaktır. Bununla birlikte enerji üretiminde dışa bağımlı olan Hindistan için enerji-politiği konusu ilk sıradadır. Bu yüzden zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan Afrika’ya yönelmiştir.